Bugün birbirlerine karşıt iki kanat tarafından "değer" sözcüğünün bilinçli veya bilinçsiz her kullanımı kaçınılmaz biçimde iktisadi olana doğru sürüklenir: Bu taraflar, kapitalizm ve (polemikçi ama aynı ölçüde etkili) anti-kapitalist sosyalizmdir. Aynı süreç bariz biçimde farklı yönelimi olan bir üçüncü kanat tarafından istemeyerek de olsa hızlandırılıyor. 1848'den beri hayat felsefesi ile değer felsefesi arasında, aynı biçimde enteresan ve dikkat çekici bir eş anlılık, paralellik, iç içe geçme ve müştereklik söz konusudur. Bu noktada sadece büyük Wilhelm Dilthey tarafından hayat felsefesinin kurulması gibi, akademik ve pür felsefe tarihine mahsus hadiseler düşünülmemelidir. Bundan daha fazlasıyla bizi ilgilendiren şey, okullar ve tedrisat mülahazaları hakkında verilen kavganın üzerinden yürüyen ve birbirlerine zıt hatta düşmanca fikir ve eğilimlerin müşterek bir istikametini ortaya çıkarmaya muktedir olmuş kavramsal ve dilsel bir çağdaşlıktır [Kontemporaneität].
resmi ressamın tamalgısından bağımsız şekilde görme konusundaki her çaba başarısızlığa uğramak zorundadır. Çünkü ressamın tamalgısı kendi yaşamıyla başkalarının yaşamı arasındaki ilişkiyle koşullanmıştır ve biz resmi ancak bu tamalgıya katılabildiğimiz oranda anlarız ve onu zaten sadece bu yolla anlarız. Kendimi bile başkalarının yaşantılarını kendi içselliğimde hissetmek suretiyle anlarım. Ben buradan hareketle kendimin ve başkalarının yaşamlarında birbirine yakın çizgiler bulurum.
Yaşamanın kendisi, bundan dolayı, biz farkında olalım veya olmayalım, tarihsel olarak koşullarımıştır. Ressamlar insan yüzünü okumada ve hal, tavır ve jestleri, mimikleri anlamlandırmada bize öğretmenlik ederler ve aşkta, evlilikte ve dostlarımızla birlikte yaşamı sürdürme tarzımızda bizi etkilerler. Tarih yazımcıları herkesin kendi çabasıyla herhangi bir derecede anlamaya çalıştığı tarih dünyasını, şüphesiz ki çok daha derinden anlamamızı sağlarlar.
Dilthey'a göre, kültür alanı veya kültür bilimlerinin konusu olarak kültür gerçekliği (Dilthey'ın verdiği adla: «tinsel dünya»), doğabilimsel açıklama modeli ve doğabilimsel nedensellik altında ele alınamaz. Çünkü kültür gerçekliğinde doğabilimsel anlamda yasalar olamaz. Ve çünkü kültür alanında insanın kendiliğinden ve özgür olarak belli değer, ilke, norm, kural türünden şeyler altında kendi gerçekleştirdiklerini bilmek söz konusudur.