Birisi talihsizliklerinin benzersiz olduğuna inanıyorsa, onu aksine ikna etmek zordur. Acının etkisi göreceli değildir. Bazıları başkaları için önemsiz görünen bir sorun yüzünden tümhayatları boyunca acı çekebilirken, diğerleri daha ciddi travmalardan kurtulmada alışılmadık bir dirayet gösterir. Bir kişi benzersiz bir acıdan muzdarip olduğuna inanıyorsa, bunun bir nedeni olabilir. Unutmayın; sıkıntıları dışarıdan bakıldığında göründüğünden daha derindir.
Kadınlar biraz böyleydiler. Erkek evlatçıydılar hep birden. Oğlan çocuklarını kendi donunu bağlamayı bile öğrenmesine fırsat vermeden el bebek gül bebek büyütürler, bu çocuklar büyüyüp bir baltaya sap olacak kadar dirayet sahibi olamadıklarında da kara kara düşünüp kendilerini yerlerdi. Tek laf edilmezdi ne çocukluklarında ne gençliklerinde. Zaten gençlikleri bitip adamlık yaşlarına erdiklerinde de onlar çoktan laf dinlemez kazıklar haline gelmiş olurlardı. Babalarıysa bu macera boyunca onlara hiç karışmaz, hiçbir işin ucundan tutmayıp adam sırasına giremedikleri hakikatiyle karşılaştıklarında da "senin oğlun" dedikleri bu adamların her kabahatinde annenin başarısızlığı olarak gördükleri bir yanlışı işaret ederlerdi. Böylece annelerinin gözünde hiç büyümeyen oğullar babalarının gözünde de hiçbir zaman adam olamazlardı. Hep annelerin kabahatiydi babalara göre..
Evvela sükûnet" diyor Can Derviş Hanım. "Ardından metanet... Bir dirhem de dirayet salık veririm. Enfal Suresi'nde Allah müminleri güzel bir imtihana tabi tutmak için yaptı der. Hiç düşündün mü ne demek 'güzel imtihan?". Telaşa mahal yok. Unutma ki şu âlemde tüm cevaplar görece. Mutlak olan tek varlık âlemlerin Rabbi. Demek ki bir kul için doğru olan bir çözüm bir başkası için pekâlâ noksan, hatta büsbütün yanlış olabilir. Her şeyin hayırlısını dilemeli Allah'tan."
Vaizlerin kafaları asrî dirayet, malûmat ve yüksek fikirlerle mücehhez olmak. Kürsüye çıkar çıkmaz müspet ilimler aleyhinde tuğyan etmeye, telsizin, telgrafın, telefonun, tayyarenin, teleskopun, mikroskopun, tiyatronun sinemanın şeytan icadı şeyler olduklarını söyleyerek halka ve hususuyla İslâmiyet'e hizmet edilmiş olmaz...