Anne babalık, bir yandan çocuktaki o "çocukluk sırrının" ortaya çıkmasını sabırla beklemeyi gerektirirken, diğer yandan da çocuğun kaygan bir zeminde kendini kaybetmemesi için özen gösterir. Çocuk, hiçbir zaman başkalarına özenmemeli, başka çocuklarla kıyaslanmamalıdır çünkü çocuğun benliği, ancak özgüvenle ve koşulsuz kabul ortamında gelişir. (Adem güneşin bu kitabını tavsiye ediyorum.)
Bir annenin, çocuğuna güven hissi verebilmesi, çocuğun en hassas döneminde, ihtiyaçlarını zamanında ve yeterince karşılamasına bağlıdır. Eğer bu ihtiyaçlar, koşullar altında verilmişse, çocukta güven kaybı oluşur. Bu durum, çocuğun ileriki yaşamında duyarlı ve etken bir birey olmasını zorlaştırabilir. Çocuğun ruhunun ilk şekillenmesi, annenin kurduğu bağla başlar. Ama babanın da, ilerleyen yaşlarda çocuğa dirayet ve irade kazandırması gerekir. Eğer baba, gücü haksız kullanır, duygusal adaleti sağlamazsa, çocuğun anneye duyduğu güven, çatışmayla test edilir. Bu durumda, çocuğun kişiliği sağlam bir zeminde oturmaz.
Akıllı bir anne baba, çocuğa zorla davranışlar kazandırmak yerine, onun benliğini güçlendirir. Çocuğun vicdanının sesini duyabilmesi için, onu kendi ruh dünyasına dalmaya teşvik etmelidir. Eğer ebeveyn, davranış kazandırma adı altında çocuğun benlik inşasını engellerse, o çocuk ne kadar başarılı olursa olsun, ruhsal anlamda eksik kalır. Böylece benliği serbest bırakıldığında, çocuk kişilikli ve karakterli bir birey haline gelir.
Doğru davranış, bir başkasının hatırı için değil, davranışın kendisinin doğruluğundan ötürü yapılmalıdır. Anne babaların, çocuklarını terbiye etmek için benliklerine saldırması, kişiliklerini incitmesi tehlikeli bir süreçtir. Çünkü kişiliği tahrip olmuş, benliğini anne babasının kontrolüne bırakmış bir çocuk, çocuklukta ebeveynin işine yarasa da,