Gerçekler rahatsız eder.
8/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 14:39
Doğru olmadığına dair şüphelerimizi içimize gömüp hala inandığımız ya da inanıyor göründüğümüz kavramlar neler olabilir? Bu kitap serinin diğer kitaplarının bir nevi özeti gibi geldi bana. "Özgür irade", "toplumsal doğrular", " milli ve dini değerler" in kurmaca olduğunu işliyor fakat zihnin bir anlama ve bazen sığınağa ihtiyacı olduğundan bunlara inanmak durumunda kalındığını vurguluyor. "İçten gelen şeyler" de, etkisi altında olduğumuz biyokimyasal süreçlerdir ve bu açıdan özgür irade yoktur. İnsanların kendine özgü ve hayata dair anlamları olmalı çünkü bunun dışında, kozmik bir anlamı yoktur yaşamın. Bize anlatılan din ve millet kavramları kurmacalardır. Ve bunların kurmaca olmadığı, gerçek olduğu sanrısını kuvvetlendirmek için egemenler çok fazla kaynak kullanır ve insanlara gerçek acılar yaşatırlar. İnsanlar da, "acı çekiyorum öyleyse bu düzen gerçek veya dini bir törende huşu duyuyorum, demekki bu anlatılanlar gerçek" diye düşünürler. Ya da herkes bu düzen içinde inanıyor, ağlıyor, korkuyor, riayet ediyor, demekki ben gerçeklerin içinde yaşıyorum, diye düşünürüz. Oysa gerçek bambaşka; biz tam olarak yapay bir gerçeklik algısının içindeyiz. Ve bunun dışına çıkmak çok zor. Fakat bu yapaylıktan bir miktar kurtulmak istersek; zihnimizi incelemek ve gerçeğe ulaşmak için meditasyon yaparak onu araştırmalıyız. ...Her insan, içinde büyüdüğü toplumun dünyaya bakış açısı ile büyür ve en güçlü doğru olarak onları seçer (seçtiğini zanneder). Tüm gerçeği bilmek, insandaki hazır anlamları (kendi coğrafyamızın doğrularını ve tabularını) yıkar ve gerçek biyokimyasal eğilimlerimize göre bir hayat amacı bulmak gibi bunaltıcı bir sürece sürükler bizi; fakat bu bunaltı, gerçeği bilmek istemenin bedelidir. Kitapta derin sorgulamalar var ve bu yönüyle, inanan biri için rahatsız
21. Yüzyıl İçin 21 DersYuval Noah Harari · Kolektif Kitap · 20189,1bin okunma
Puan vermedi·176 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
Bu seri gerçekten insanın zihniyle oynuyor! Artık gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki serinin ilk kitaplarında eksikliğini hissettiğim ne varsa bu kitapta fazlasıyla buldum. Kaos, vahşet, psikolojik gerilim, ters köşeler ve her sayfada artan bir gerilim duygusu... Her şey tam olması gerektiği gibiydi. Lana'nın o kıvrak zekâsı, olaylara yaklaşım biçimi ve hiçbir detayı tesadüfe bırakmayan tavırları kitabı başından sonuna kadar canlı tuttu. Başta birbirinden tamamen kopuk görünen puzzle parçalarının bölüm bölüm birleşmesi ve finalde tüm kartların açılması ise tam anlamıyla "işte bu yüzden bu seriyi seviyorum" dedirtti. En çok hoşuma giden şeylerden biri de artık saklanan yalanların birer birer ortaya çıkmaya başlaması oldu. İlk kitaplarda yüzeysel kaldığını düşündüğüm bazı olayların ağırlığını bu kez çok daha derinden hissettim. Özellikle Lana'nın yaşadıklarını adım adım öğrenmek hikâyeye bambaşka bir boyut kattı. Bir diğer güçlü nokta ise Logan'dı. Yaşadığı iç çatışmalar, griye dönüşen doğrular ve duygularıyla mantığı arasında sıkışıp kalması karakterini çok daha etkileyici hale getirmişti. Önünde iki yol var gibi görünüyor; bir tarafta doğruları, diğer tarafta duyguları... Ve hangisini seçeceğini asla kestiremiyor olmak hikâyenin tansiyonunu sürekli yüksek tutuyor. Ama şunu söylemeden geçemeyeceğim... Benim tarafım hâlâ belli. Herkesin ahlaki sınırları ve değerleri farklıdır elbette ama ben hâlâ Lana'nın tarafındayım. Ve o final... Yine öyle bir yerde bitti ki son kitap elimde olsaydı hiç düşünmeden saniyesinde başlardım. Seri artık resmen "bir sonraki kitabı hemen oku" moduna geçti. Eğer psikolojik gerilim, zekice kurgulanmış olay örgüleri, ters köşeler ve gri karakterleri seviyorsanız bu seri kesinlikle şans vermeniz gerekenlerden biri. #bookstagram
Mindf*ck 4: Tüm YalanlarS. T. Abby · Artemis Yayınları · 202623 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·320 syf.··
Beğendi
·
2026 74. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 17:37
Alice Fenney kitaplarına bayılıyorum. Okurken asla sıkılmıyor kurgunun içinde neler olduğunu çözmeye çalışıyorum. Bir çok teori üretirken zihniniz devamlı çalışıyor. Buna rağmen tahminler tutmuyor ve kitabın sonunda şok oluyorsunuz. İşte Alice okumak her kitabında size bunları yaşatıyor. Kitapta en sevdiğim kısımlardan biride her karakterin ağzından bölümler okumak oldu. Hepsinin neler hissettiğini okumak, onların nedenlerini anlamaya çalışmak çok iyiydi. Ve yazarın her zamanki tarzı asla sonunu tahmin edemeyeceğim bir kurgu ve sonunda şaşırmak. Yazarın tüm kitaplarını gözüm kapalı tavsiye ederim. Size kısaca kitaptan bahsedeyim. Bu kitapta karakterlerin tamamı da güvenilmez. Sanatçı Eden Fox ve kocası Harrison, yakın zamanda Hope Falls'a taşınmışlardır. Sorun şu ki, Eden hayatının başka bir kadın tarafından çalındığını iddia ediyor ki bu başlı başına bu hikaye için güçlü bir başlangıç ​​noktası, ancak bu etkileyici öykünün sadece bir parçası. Öykünün diğer kısmı ise Eden ve Harrison'ın yaşadığı yer olan Spyglass ile ilgili. Köyü tepeden gören etkileyici bir ev. Tarihi olan bir ev… Eden sabah koşusundan sonra eve gelir, ancak anahtarlarının ön kapısına uymadığını fark eder. Kapıyı çaldığında, ona benzeyen bir kadın onun kendisi olduğunu iddia eder ve ardından kocası diğer kadının hikayesini doğrular. İşte bundan sonra sizi soluksuz okutacak, beyninizin yanmasına sebep olan olaylar başlayacak. En sevdiğim karakter, davayı araştıran polis memuru Olivia Birdy oldu. Kendisi de pek çok sır saklayan yerel polis memuru Çavuş Carter'ın yardımıyla Birdy, gerçek Eden'in kim olduğunu ve köyde neden bu kadar şüpheli bir üne sahip olduğunu anlamaya çalışır. Tüm bu süreç boyunca kimin doğru söylediğini sorgulayacaksınız, bu yüzden şaşırtıcı sonuca ulaşmak için sayfaları merakla
Kocamın KarısıAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 202643 okunma
Puan vermedi
//KİTAP TAVSİYEM "KUZGUN YEMİNİ" //ALINTILAR #Karanlık her zaman korkutucu değildir, bazen de öğreticidir... #En büyük korku bilinmeyen değil, insanın henüz tam keşfedemediği kendi zihnidir;çünkü adalet de zulüm de önce orada başlar... #Bazı karanlıklar anlatılmadıkça büyür... #Bazı hikayeler yazılmak değil, susmamak için doğar... #Bilinmezlik kapının ardında kara bir kuyu gibi bekliyordu... #Zaman yalnızca akmıyor, insanın üstüne çörekleniyordu... #Düşünceler bazen insana bir tabanca gibi doğrulabilirdi... #Gölge karanlığı değil aydınlığı getirecek... #Bazen dönmek iyidir, nereye olursa olsun... #Doğrular acıtır... Dönüşen birinin ardından koşan herkes, bir noktada aynı karanlığa girer.. #Bazı sorular soruldukları anda anlamını yitirirdi.. #Hiçbirşey söylememek en doğru cümleydi... #Bazı mesajlar anlaşılmak için değil, uyanmak için yazılırdı... #Bir insanın içinde bu kadar karanlık olabileceğini... Sevginin bazen insanı kurtarmadığını... Geç farketmişti... #Bazı sorular insanı hayatta tutmaz;sadece daha çok acıtırdı... #Yüreğinin ortasından kırılmıştı, nasıl onarılacağını bilmiyordu... #İnsan her zaman gerçeğin iyileştirdiğine inanır... #Bir insanın sevdiği birini kaybetmesinden daha önemli ne olabilirdi? Yanılmış olmak... #Bazı anlar vardır, yaşanmasa hayat devam eder, yaşandığında ise insanın içinden bir şey kopar... #Hiçbir şey aydınlığa erişmemişti, aksine herşey karanlığa gömüldü... #Bazen doğru olan şey, insanın en büyük yanlışıydı... #Bazı pişmanlıklar ses istemezdi., sessizce insanın içine çöker orada kalırdı... #Gölgeler ölümsüzdür... #Tehlike geçmişte kalmazdı, şekil değiştirirdi... //KİTAP HAKKINDA
Kuzgun YeminiKamuran Elagöz · Edebiyatist Yayınevi · 202616 okunma
Tüm İnsanlık Adına Yazılmış Tam Bir Baş Yapıt
10/10
·479 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 15:47
GİRİŞ "Hayat nedir ? Acılar Vadisi. Dünya nedir ? Hissiz insan kalabalığı." 19.yüzyıl Rus edebiyatının en önemli yazarlarından birisi olan Nikolay Gogol, Rusya'nın kokuşmuş bürokrasi sistemini, toplumun gerçek yüzlerini ve devlet yönetiminin eksik yönlerini eleştirel bir bakış açısı ile eserlerinde yer vermektedir. Sadece Rusya'da değil, tüm dünyada edebi saygınlığa sahip olan Gogol, eserlerinde sınıfsal açıdan burjuva insanları yerine sıradan insanlara yer vermiş, böylece her bir okur kitaptaki karakterler ile empati kurarak, kendi günlük hayatı ile özleşleştirmiştir. Nikolay Gogol, 1809 yılında Ukrayna'nın Soroçinski köyünde dünyaya geldi. Bazı eserlerinin esin kaynaklığını yapan ve yaşadığı coğrafya olan Kazaklar sebebiyle hayatının önemli bir bölümünü burada yaşayarak geçirmiştir. Babası amatör olarak tiyatro oyunları yazıyordu ve Gogol'ün tiyatroya olan ilk deneyimleri babasını izlerken olmuştur. Hayatının ileri safhasında kazak kültürü ve çocuklukta yaşadığı birçok olay vesilesiyle birçok eser yazmış, dünya edebiyatına damgasını vurmuştur. Dünyaca ünlü bazı eserleri şunlardır; Palto, Burun, Portre, Bir Delinin Anı Defteri, Taras Bulba, Müfettiş. Gogol, hayatının belirli önemli bir zamanında Rusya'nın Petersburg şehrinde geçirmiştir. Burada çeşitli devlet kurumlarında görev yapmış ve en yakın dostu olan yazar Aleksandr Puşkin ile bu şehirde tanışıp beraber edebiyat sohbetleri gerçekleştirmiştir. Eserlerinin bazılarına esin kaynaklığı yapan bu şehir, özellikle yakın dostu Alexandr Puşkin'in Gogol için Ölü Canlar'ı yazma fikri vermesi onun hayatının dönüm noktalarından biri olmuştur. Gogol eserlerinde hiciv trajik grotesk ve fantastik öyküler ve tiyatro yapıları kaleme almıştır. Gogol'ün eserlerinde en çok kullanıldığı yazım türü olan "Grotesk" dediğimiz edebi
Edebiyat
Ölü CanlarNikolay Gogol · İş Bankası Kültür Yayınları · 202429,4bin okunma
Puan vermedi·571 syf.··
2026 62. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 15:24
Pek çok kişi Tolkien'e "Fantastik Edebiyatın Babası" gibi sıfatlar yakıştırıyor, fakat bu gibi sıfatları yakıştıran kişilerin türün tarihini tam olarak bilmediğini düşünüyorum. Misal, Eddison'un eserinde yine hayali bir dünya, incelikle oluşturulmuş ve oldukça arkaik bir dil, dünyevi olmayan bir kraliçe, soyluluk ve karanlık güçler arasında gidip gelen, bocalayan, içsel çatışmalar yaşayan bir merkezi karakter mevcut. Anderson'ın, Yüzük Kardeşliği ile aynı yıl çıkan Broken Sword adlı kitabında da uzak diyarlarda yaşayan kibirli elfler, kazılar yapan cüceler, dövülmesi gereken bir kılıç, aydınlık ve karanlık ordular arasında geçen epik bir savaş, bu iki uca sıkışmış bir başka merkezi karakter ve Hristiyan ile Pagan dünya görüşlerinin iç içe olduğu bir anlatı mevcut. Peki bu unsurlar Tolkien'e özgü değilse, onu farklı kılan şey nedir? Dunsany, Eddison ve Anderson da aydınlık ile karanlığın çatıştığı dünyalar sunsa da, bu çatışmaları incelikli, çoğu zaman ironik bir dokunuşla aktarırlar. Ahlakı mutlaklar üzerinden sunmanın tehlikeli olduğunu kabul ederler. Tolkien (ya da C.S. Lewis) ise kötülüğü kötü, iyiliği iyi olarak göstermekte hiçbir sorun görmez. İkisinin kesiştiği tek nokta, Gollum'un hikayesinde de görüldüğü üzere, dürüst bir kişinin baştan çıkarılması durumudur. Ancak Gollum dahi, Eddison'ın Lord Gro'su ya da Anderson'ın Scafloc'u gibi alternatif bir dünya görüşü içinde yaşayan bir karakter değildir. Yalnızca Tolkien'in, tabiri caizse, iki kutuplu ahlakının iniş çıkışları arasında savrulup gider. Kötülüğü dışsal, akıl dışı bir olgu olarak sunmak, "bize karşı duran, bilinmeyen" olarak tanımlamak tehlikeli bir mesajdır. Çünkü okuyucu kendi ahlakını bu oluşturulmuş dünyanın üzerine ekler ve dayatır, ki modern fantastik yazarların çoğu, Tolkien'in örneğini
Edebiyat
The Fellowship of the RingJ. R. R. Tolkien · Harper Collins · 200917,1bin okunma