Ne haddimize hatırlatmak; doğrular rahatsız ediyor.
2- İkincisi, sâdık ve sıddıklardan, mütedeyyin ve basiret sahibi bir zât bulması, iş ve gidişatını murâkabe etmesi için kendine murâkıb tayin etmesidir. Bâtınî ve zâhiri hâllerinden hoşuna gitmeyenleri ve çirkin bul duklarını düzeltmek için kendisine gerekli tenbîhde bulunmalıdır. Din imamlarının ileri gelenleri ve aklı başında olanları böyle yaparlardı. Hz. Ömer (R.A.): «Bana kusurlarımı söyleyen kimseye Allah rahmet etsin. derdi. Ve bizzat kendisi Selmân'a, kendi kusurlarından sorardı. Bir def'a huzuruna geldiğinde: - Söyle bakayım, aleyhimde neler duydun? diye sordu. Selmân : - Öyle şey olur mu? diye özür diledi. Fakat Ömer ısrar edince, Selmân: - Evet, bir sofrada iki çeşit yemek bulundurduğun ve birini gece, diğerini gündüz yediğin, üstelik iki kat elbisenizin olduğu dedikodusu vardır, dedi. Hz. Ömer: - Onları terkettim, başka bir şey duydun mu? diye sordu. Selmân: - Hayır, başka bir şey duymadım, dedi.
Sayfa 146·Kitabı okuyor
İnsanlarımıza şu üç esası tam olarak kabul ettirdiğimiz gün onları kimse "din adına" kandıramayacaktır: 1)Kur'an dışında hiçbir kitap "mutlak doğru" değildir. O kitabın yazarı kim olursa olsun böyledir! Hangi âlim, hangi evliya, hangi profesör, hangi akademisyen yazarsa yazsın böyledir! Allah'ın kitabı dışında her kitapta doğrular da yanlışlar da olabilir. Alınacaklar da olabilir atılacaklar da. Bir şahsı sevmeniz, ona güvenmeniz, onu iyi bir kimse olarak tanımanız onu kusursuz görme, her söylediği ve yazdığını Kur'an gibi görme yanlışına sizi düşürmesin! Bu demek değildir ki başka kitap okumayacağız. Bu, başka kitapları Kur'an gibi hatasız görmeyeceğiz anlamına geliyor.
Timaş İnanç·Kitabı okudu
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kendi doğruların başkalarına yanlış geliyor diye, doğrularından vazgeçme.
Felsefe
Takva/İttika/Müttaki
Hak Teâlâ'dan korkmak, insanı günaha, aşağılık bir duruma düşürecek şeylerden sakınmak, nefsi meşru olmayan şeylerden korumak ve muhafaza etmektir. Bu şekilde hareket eden, sorumlu tutulduğu dinî vazifeleri yerine getirmeye çalışan şahsa (Müttaki) denilir. Müttakilerin Özellikleri Gerçek anlamda müttaki kimlerdir. İşte bunu, Kur'an-ı Mübin'in bu ayetleri (Bakara 2/3-4-5) şöylece açıklıyor: (O sakınanlar ki gayba inanırlar.) Yani görmedikleri halde aklî ve nakli delillere dayanarak birtakım varlıklara inanırlar. Vazifeleri olan (Namazı da dosdoğru) edeplerine ve erkânına riayet ederek (kılarlar.) Bu kutsi ibadeti vaktinde eda ederler (ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de infakta bulunurlar.) Yani: Allah tarafından ihsan buyurulmuş olan nimetlerden bir kısmını da ailelerine zekât ve sadaka olarak sair muhtaç kimselere sarf ederler ve insanlığa hizmet etmiş olurlar. (Ve onlar) o takva kişiler (O kimselerdir ki) Resulüm! Ey Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve sellem)! (Sana) yüce katımdan (indirilmiş) olan yüce Kur'an'a iman ederler. (Ve senden evvel) sair peygamberlere (indirilmiş olan kitaplara da iman ederler.) Hepsini doğrular ve yüceltirler. (Ve onlar ahirete de) inanırlar, bir sonsuz ödül verme ve cezalandırma âleminin varlığını da tasdik ederler. Onun varlığına (kesin olarak inanırlar.) (İşte onlar) öyle güzel bir iman sahibi olup Allah'tan korkan emir ve yasaklarına titizlikle uyanlar (Rabbi kerimleri tarafından bir hidayet) ve mutluluk (üzeredirler.) Onların güzelce sakınmaları kendilerinin böyle pek büyük bir nimete ulaşmalarına sebep olmuştur. (Kurtuluşa erenler de ancak onlardır.) Her türlü korkudan, ahirete ait sorumluluktan emin olacak olanlar, onlardan başkaları değildir. Binaenaleyh bu ilâhî beyanlar, bütün insanlığa hidayet, esenlik ve
Kitap Alıntısı
“Doğrular insanların sandığı kadar değerli değil. Sevdiğin insanlarla geçirdiğin zaman paradan, gerçeklerden ve doğru olanı yapmaktan daha değerli.”
Sayfa 301·Kitabı okudu
Alıntı
Evli filozof düşüncesi nasıl bir kahkahaya yol açıyorsa başkalarına yardım etme işinin olduğu yerde hakikat arayışı da öyle bir kahkahaya yol açar, der Nietzsche. Zira birine ilgi ve özen göstermek rahatsızlık, gürültü, kir, mecburiyetler, endişelerle uğraşılmasını gerektirir ve filozofun özgürlüğüne ket vurur. Evli filozof komediye aittir, diye yazar Nietzsche, Sokrates’in durumunda olduğu gibi istisna kaideyi doğrular.
Sayfa 80