Puan vermedi·75 syf.··
2025 702. kitabı
Batı düşünce ve uygarlığının gelişiminin alt katmanlarında bulunan felsefi düşünme biçiminin temelinde bulunan ana faktörlerden biri de Teolojidir. Hıristiyanlığın ana akslarondan biri olan Ortodoksluğu (Ortho:Grekçede doğru demektir, doksa ise sezgiye dayalı bilgi demektir.) doğru anlayabilmek için okunacak iyi bir kitap.
Bir Hıristiyan Mezhebi Olarak Ortodoksluğun TeolojisiKürşad Demirci · Ayışığı Kitapları · 200549 okunma
Puan vermedi·72 syf.·
2023 2. kitabı
Parmenides, İtalya'nın güneyinde bir Yunan koloni kenti olan Elea'da doğmuştur. Doğum yılı ile ilgili kesin bir bilgi yoktur. Heidegger, Parmenides'in 540-460 yılları arasındaki bir tarihte doğduğunu düşünmektedir. Aristoteles Parmenides'in Ksenophanes'in öğrencisi olduğunu söyler. Bazı kaynaklara göre Ksenophanes’in derslerini dinlemiş ve onunla görüşmüştür öğrencisi olmamıştır. Çağdaşı olan Herakleitos ile zıt görüşlere sahiptir. Herakleitos “her şey değişir” derken Parmenides “hiçbir şey değişmez” demiştir. Yine Herakleitos’un felsefesinin temelini oluşturan karşıtlıklara da kapıyı tamamen kapatmakta karşıtlıkların olmadığını söylemektir. Parmenides bir rasyonalistti ve son derece radikal bir tutumla akılsal ve mantıksal bilgiyle, deneysel bilgiyi birbirinden ayırmıştı. Bilginin tek muhatabı akıldır ve deneyden yani ampirizmden hiçbir veri almadığı gibi yalnızca ve yalnızca mantıksal akıl yürütmelere dayalıdır anlayışına sahipti. Doğa Hakkında adlı didaktik şiiri (1) varlık-hiçlik, (2) hakikat (aletehia) – sanı (doksa), (3) birlik-çokluk ayrımları hakkında Batı felsefe tarihinin dikkate değer ilk metni sayılabilir. Şiir, Helios'un (Güneş'in) kızlarının Parmenides'i adalet tanrıçası "ceza yağdıran" Dike'ye götürdükleri bir mistik yolculuğu anlatır ve bu yolculuğun sonunda Dike Parmenides'e (a) hakikatten, (b) fanilerin aldanışlarından ve (c) karşıtların birliğine inananların (sözgelişi Herakleitos) içinde bulunduğu gafletten bahseder.
Felsefe-Düşünce
Doğa HakkındaParmenides · Pinhan Yayıncılık · 2015156 okunma
Reklam
6/10
·372 syf.··
2019 29. kitabı
Yapıtın üslubu ve içeriği hakkında kendi görüşlerimi ve kitaptakileri yazarak neden derecelendirmede 6 sırasını belirlediğimi anlatmaya çalışacağım. İlk 3 paragraf Antik Yunan dünyası hakkında bir kısa ön bilgi veya hatırlatma olacak daha sonra eserin üslubu, yazım tarzı ve içeriği incelenecek. Bu yöntem tarihteki olaylar, kişiler ve dönemler incelenirken olduğu gibi bu kitap ve yazar için de geçerlidir ve her şeyden önce kitabın yazıldığı döneme bakmak gerekir. Ve tabii yazıldığı coğrafya da önemli. Antik Yunan devri dünyada bilinen ülke ve milletlerin aralarındaki ilişkilerin kendisinden sonraki dönemlere göre zayıftı. Dünyaya dair görüşler daha yeni yeni genişleyip dallanıyordu; tıpkı diğer her alanda olduğu gibi. Antik Yunan'da kent devletlerinin durumu öncelikle bilinmelidir. Örneğin buna göre Platon olması gereken (ideal) devleti ararken öğrencisi Aristoteles yıkılmakta olan kent devletlerine çözüm olarak her kent devletinin (158 kent devleti olmalıydı sanırım) yasalarını inceleyip bar olandan bir şeyler çıkarma peşindeydi. Siyasi yapı dışında Antik Yunan'ın bir de düşünsel süreçteki yapısı da incelenmelidir. Antik Yunan'ın düşünce alanında çoğu tartışmanın yapıldığı bir yer olduğu biliniyor. İsimlerini şöyle sayabileceğiniz filozoflar bunu göstermektedir. (Epiküros, Demokritos, Herakleitos, Diyojen, Phytagoras, Sokrates, Platon, Aristoteles, Zenon, Parmenides, Protagoras, Gorgias, ...) Çeşitli alanlarda bu sayılan ve sayılabilecek olan filozofa atıf yapılır. Hatta Batı felsefesinin başlangıcı olarak Antik Yunan'ın bile alınabileceği söylenebilir. Yunan dünyası, düşün alanındaki bu ilerlemesini somut ve büyük bir neden olarak kölelik kurumuna borçludur diyebiliriz. Köleler yapılması gereken çoğu işi yapmaya koşulduğundan insanlar bu alanlarda düşüncelerini
Siyaset
DevletPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201932,9bin okunma
Kriton ve Etik
8/10
·64 syf.··
2018 43. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2018 22:01
Ahlak üzerine felsefe yapmaya yani etik içine adımını atmaya başlayan birisi, muhtemelen birbirinden farklı çok sayıda ahlaki öğreti ile karşılaşacaktır. Bu durumdaki birisi de muhtemelen bu çoğul ahlakların dayandıkları değer, norm, inanç ve düşüncelerin göreli olduğunu düşünecektir. Gerçekten de Sofistlerin bu ilk gözlemlerden hareketle benzer bir düşünceye sahip olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin tek bir erdem arayan Sokrates’e karşı Gorgias herkesin kendi durumuna ve konumuna göre farklı erdemleri olduğunu savunur. Benzer biçimde Protagoras’ın “her şeyin ölçütü insandır” cümlesindeki "her şey"e ahlaki, dini, siyasi, estetik değerlerimiz ve onlar hakkındaki yargılarımız da dâhildir. Görüldüğü gibi Sofistler Grek felsefesinde insanı ölçüt kılan (homo mensura) bir felsefe tarzı geliştirirlerken aynı zamanda etik göreciliğin (relativizm) de ilk temsilcileri olarak ortaya çıkmaktadırlar. Ancak çok sayıdaki ahlaki öğreti ile karşılaşan başka birisi, bu göreliliği hazmedemeyip tüm insanlık için birleştirici olabilecek temel ve evrensel ahlak ilkeleri konumlamaya ve böylece kaotik nitelikteki mevcut çeşitliliği aşmaya da yönelebilir. Nitekim Sokrates, insanın ahlaksal yaşamını evrensel ilkelere göre düzenleyen bir rasyonel/evrensel ahlak geliştirme çabasıyla, felsefe tarihinde etik nesnelciliğin ilk temsilcilerinden birisi olarak görülür. Çünkü Sokrates ahlaksal yaşamda "tümel doğrular" olduğunu, bunların diyalektik ve maiotik (Sokratik doğurtma yöntemi) yollardan ortaya çıkarılabileceğini iddia eder. Platon’un Kriton diyaloğu ahlaki göreciliğe karşıt olan Sokrates’in bu tutumunun anlaşılması ve temellendirilmesi bakımından oldukça önemlidir. Diyalog, Sokrates ile onun en yaşlı dostu Kriton arasında büyük bir mahremiyet içerisinde geçer. Kriton diyalog boyunca ölüme mahkûm
Felsefe
KritonPlaton (Eflatun) · Say Yayınları · 20172,414 okunma