Puan vermedi·88 syf.··
2018 81. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ağustos 2018 00:00
Oynatmaya az kaldı doktorum nerde. İşte böyle bir şey okudum. Yorumlardan, aldığım duyumlardan tanımadan okumadan sevdiğim Brandon Sanderson 'u ilk okuyuşum ve modum malumunuz. Bu nasıl bir zekadır, nasıl bir akıl oyunudur hayran kalarak okudum. Kısacık 86 sayfalık ama aklınızı oynatabilecek bir kitap. Kahramanımız Stephen Leeds' in iyi mi kötü mü olduğuna karar veremediğim bir zihinsel rahatsızlığı var. Halüsinasyonlar görüyor, onların kişiliklerini geliştiriyor, her birini yetenek ve bilgiyle donatıyor, dahası kimisi kabul ediyor kimisi halüsinasyon olduğunu kabul etmiyor ve birbirlerinden haberdarlar. (üstelik benden akıllıkar) Konu olaraksa insanlık tarihini kökten değiştirebilecek bir icadın, özel bir fotoğraf makinesinin ve bu makineyi yapan mucidin peşindeler. Monica, Leeds ve halüsinasyonları bilgi ve dedektiflik yetenekleriyle harika bir maceraya sürüklüyorlar... - Onlar benim halüsinasyonlarım. Fakat Stan daha özel bir şey. Onu sadece Tobias duyabiliyor. Tobias şizofren. -"Senin halüsinasyonunun..." -Evet? -"Senin halüsinasyonunun halüsinasyonları var..." (işte burada benim beyin yandı) Keyifli okumalarınız daim olsun...
LejyonBrandon Sanderson · Akıl Çelen Kitaplar · 2017721 okunma
Yorumm
10/10
·528 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 23:23
KAZAZEDE-2 Yazarı: Şevval Demirdöğer Yayınevi: Pukka Sayfa Sayısı: 528 Merhaba. Askeri kurgu serisinin ikinci kitabındayız. Bakalım bu kitapta neler olmuş? Kimler nerelerde? Sezin, ikinci kez bir sivil yüzünden mesleği tehlikeye girer iken yanında olan Turan ve Keleş sayesinde bu zorlu yolu güvenle adımlıyor. Turan ise Sezin'in çevresinde dönen bu komploya anlam veremiyor. Neden Sezin'i meslekten uzaklaştırmaya çalıştıkları üzerine kafayı yormaya başlıyor. Sezin ve Turan'ın sevgili olduğunu öğrenen Keleş ise tam bir komedi idi. Nizami ve Şükrü'nün, Sezin'i Turan'dan uzak tutmaya çalışmaları, Göktuğ'un Turan'a sürekli Sezin benim ablam çıkışı... Ama en güzeli de Fırat'ın yaptığı abi konuşması.. Belki Sezin babası tarafından men edildi. Geri de bir aile bıraktı. Ama Keleş ona candan bir aile verdi. Kubat'ın Turan'a yardım etmesi ise beklemediğim bir yerdi. Tabi Turan'ın da Ziyafet ile Kubat arasındaki etkileşimi fark edip Kubat'a geleceği için soru sorması... Keleş tam anlamıyla bir aileden fazlası. Fahriye babaanne ve Sezgin'in Rize'den Sezin'i görmek için Tunceli'ye gelmeleri, Keleş'in Sezin için seferber olmaları... Ve Sezin'in yaşadıkları.. Çocukluğu zor yollardan geçen Yarbay olma hayali ile büyüyen bir kız çocuğu. Babasının yaptıklarını okumak, sonrasında en yakını Sezgin abisinin bir yardımını bile göremeyen Sezin'in yaşadıklarını okumak zor... Belki üçüncü kitap tam anlamıyla bizi üzecek bu yönden. Ama ben Sezin ile gurur duyarak okuyorum ve seri ilerlediğinde Üsteğmen Sezin Kaza'yı Yarbay Sezin Kaza olarak okumak için hevesliyim. Turan... Şu ana kadar okuduğum karakterler içerisinde ikinci fav erkek karakterimsin. (1 numara her zaman Yaman Alaz. ) Karakter o kadar güzel yazılmış ki ne yazsam az. Sezin'i sevmesi, onunla ilgilenmesi, koruması, arkasında dağ
1000k
Kazazede 2Şevval Demirdöğer · Pukka Yayınları · 2024898 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kendi kaderini inşa etmeye hazır mısın?
9/10
·416 syf.·
2026 47. kitabı
Bir Uçurumun Kıyısında Dört Ruh: Nietzsche Ağladığında Bugün masamda, sadece bir roman değil, insan ruhunun en mahrem laboratuvarı duruyor. Irvin D. Yalom’un Nietzsche Ağladığında eserini incelerken, bu dahi zihinleri kendi kurgusal düzlemimde bir araya getirdim. Onlar tartışırken, ben bu kitabın neden bir "başucu eseri" olduğunu sizin için not ettim. 1. Perde: Düzenin İhaneti ve Özgürlüğün Bedeli İncelememe başlarken masanın bir ucunda Şükrü Erbaş (Dr. Josef Breuer), diğer ucunda Nilgün Marmara (Lou Salomé) var. Ben kalemimi oynattıkça, aralarındaki gerilim okuru kitabın ilk sayfasına davet ediyor: Şükrü Erbaş (Breuer) Bak Lou, bu adam (Nietzsche) bir uçurum. Ben saygın bir doktorum, bir düzenim var. Ama Yalom bizi öyle bir karşı karşıya getirmiş ki, onun migrenini dindirmeye çalışırken kendi hayatımın ne kadar sahte olduğunu fark ettim. Bu eseri okuyan kişi, şifanın bazen en büyük yaranın içinde olduğunu öğrenecek Nilgün Marmara (Lou) Düzen mi? Sizin o düzen dediğiniz şey, yeryüzüne dayanamayanların kurduğu bir hapishane doktor! Ben Nietzsche’yi size iyileşsin diye değil, sizin o steril dünyanızı yıksın diye getirdim. Okuyacak kişi bu kitabı eline aldığında şunu sormalı, bir insanı kurtarmak mı daha zordur, yoksa onun özgürlüğüne tahammül etmek mi?" 2. Perde: Bilinçaltının Karanlığı ve Felsefenin Çığlığı Masanın diğer tarafında ise Ahmet Hamdi Tanpınar (Genç Freud), elindeki saati kurmuş, Nietzsche’nin her kelimesini bir zaman tüneli gibi inceliyor. Ahmet Hamdi Tanpınar (Freud) Efendiler, bu kitap bir 'huzursuzluk' senfonisidir. Ben burada henüz yolun başındaki bir asistanım ama izlediğim şey psikanalizin doğum sancısı. Nietzsche 'Tanrı öldü' derken, aslında insanın kendi içindeki o büyük otorite boşluğunu
Edebiyat
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202470bin okunma
Puan vermedi·72 syf.··
2026 11. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2026 00:55
"Bu öykü insanları delirtsin diye değil, delirmekten kurtarsın diye yazıldı." "Sarı Duvar Kağıdını Neden Yazdım?" başlıklı ön sözü Gilman bu sözlerle bitiriyor. Gilman, bu metni gerçekten yaşadığı "dinlenme tedavisi"ndeyken yazar. Yaşadığı psikolojik bir rahatsızlık sırasında uygulanan bu tedaviye göre reçete şudur: yazma, okuma, üretme, düşünme. Hepsini bırak. Sadece dinlen.Bu tedavi sırasında Gilman gerçekten zihinsel olarak çökmeye başladığını farkeder. Bu öyküyü yazmak onun için sessiz bir direniş dönüşür bir bakıma. Bu yüzden öykü bir korku hikâyesi değil, bir sistem eleştirisidir. Öykü ilk bakışta “lohusalık sonrası depresyon yaşayan bir kadının psikolojik çöküşü” gibi okunabilir. Ama feminist okumada mesele çok daha sert bir yerde duruyor. Kadının yazması yasaklanıyor, düşünmesi “zararlı” görülüyor, kendi bedeni ve zihni üzerinde söz hakkı elinden alınıyor. “Sen hastasın, ben doktorum, en iyisini bilirim” diyen paternalist bir erkek otoritesi var. Kocası John’un tavrı sevgi maskesi altında kontrol aslında. İyiliği bile bir tahakküm biçimi. Duvar kağıdı ise bastırılmış bilinç, ev içi hapis, kadının kendi zihninde sıkışmasını temsil ediyor. O kağıdın arkasında sürünen kadın figürü aslında anlatıcının kendisi. Finalde “onu kurtardım” derken kendi akıl sağlığını değil, bastırılmış özünü serbest bıraktığını görüyoruz. Ama ironik olan şu ki o artık topluma göre “tamamen delirmiş”bir kadına dönğşüyor. Kitap Sarı Duvar Kağıdı dışında 3 öyküden daha oluşuyor. Beni en çok etkileyen diğer öykü de Ben Cadıyken isimli öykü oldu. Ben Cadıyken'de ise bastırılmış öfkenin serbest bırakıldığını görüyoruz. Kadın bir anlığına güç sahibi olduğunda ne oluyor? Toplumsal düzen çatırdıyor. Gilman burada şunu söylüyor: Kadınların öfkesi bireysel değil, yapısaldır. Bu da bugün hâlâ
Sarı Duvar KağıdıCharlotte Perkins Gilman · İthaki Yayınları · 20192,797 okunma
ne iyiyiz ne kötü sadece insanız
Puan vermedi·240 syf.··
2026 6. kitabı
o kadar gerçek bir hikaye ki kendimi sürekli iza’nın yerine koydum onu haklı gördüm bir o kadar da nefret ettim. ben bir doktorum galiba bu nedenle kitaptan bu kadar etkilendim ve kendimi sorguladım. biz doktor olmak için de olduktan sonra da çok ders çalışırız ailemizle ilişkilerimizi bile etkiler bu hatta karakterimizi bile şekillendirebilir çünkü çok ölüm görürüz hep sorunlar vardır çevremizde ve bizden de soğukkanlılıkla bunu çözmemiz beklenir. en sonunda bunlar karakterimizi oluşturur ve “duygusuz” biri olup çıkarız. izanın mesleğinin de karakterini şekillendirdiğini düşünüyorum. o duygusuz kişiliğinin içindeki küçük iza keşke ortaya çıksaydı da ailesi ile ilişkisi bu kadar kopuk olmasaydı… çok çok sevdiğim bir kitap oldu bize tüm duyguları en gerçek haliyle hissettiren magda szaboya minnetlerimi sunuyorum.
İnsan ve Duygular
Iza'nın ŞarkısıMagda Szabo · Kanat Kitap · 20085,5bin okunma
Hastalık Hastası-Sisteme karşı kendini feda ediş!
8/10
·125 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2026 16:06
Kitabın incelemesine geçmeden önce kendi düşüncelerimi ifade etmek isterim. Kolayca okunabilen, içerisinde diğer eserlerinde olduğu gibi toplumu saran asırlık konulara şahit oluyoruz. Gariptir ki bu olaylar 3 asır önceki olaylar. Nasıl hala aynı olabilir? Hiç mi değişmiyor bir şeyler? diye sormadan edemiyorum doğrusu. Sanırım insanın yaşamında yer edinen bazı özellikler dünya yok olana kadar devam edecek. Yine keyifle okunacak bir eser. Keyifle okunacak bir eser. Okurken hem gülmek hem de düşünmek isteyenler için uygun olduğu gibi ağır eserlerin ardından dinlenmek amacıyla da araya eklenebilir. Eserimize gelelim. Argan karakteri hastalık hastası olarak yer alan kişi. Argan yine bizim çevremizde gördüğümüz tiplemelerden biri. Bu kişi biz bile olabiliriz. Bir hastalık için doktor çağıran, çıkan hastalıkla kafayı bozan ve o hastalıktan çeşitli hastalıklar türeterek zihninde olmayacak hastalıkları çıkaran birisi. Bu yüzden de doktora başvurmadan edemeyen birisidir. Tabi burada yalnızca hastayı değil, hastalık hastası eden kişilere de yer vermek gerekir. Yazarın amacı da zaten dönemin tıbbını eleştirmektir. Dönemin tıbbında hekimler teoride her şeyi bilir gibi görünür ama pratikte sınırlandırılmış birkaç yöntem dışında hiçbir şey yapamadıkları görülür. İşte bu tiplemeler de kazanç elde etmek için Argan gibi kişileri seçerler ve kandırırlar. Aklıma mahalle mahalle gezen bitkisel ilaç satan tipler geldi. Küçükken mahalleye geldiklerinde anlatılardı. Bizimkiler ise kendilerinde o hastalığın olma ihtimaline inanır, ilaçları alırlardı. Bununla iyileşeceğine inanan tipler vardı. Çoğunlukla da bu kişiler yaşlılar olurdu. Ölümden kaçan insanoğlu kendini hayatta tutmak için yalanlara inanmaya her daim hazırlıyordu. Ama bakarlardı ki hiçbir işe yaramaz. Bu şu anda da medya
Hastalık HastasıMolière · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20258,1bin okunma