ll. Abdülhamit dönemi sakıncalı kelimeleri
Kullanmaktan sakınılacak sözcüklerin bazıları: millet (onun yerine ümmet kullanılacak), hürriyet, murat (onun yerine mir'at kullanılacak), vatan, dolap, isyan, zulüm, zihar, ihtilal, yıldız, hücre, anarşi, içtima, cemiyet... kaval (buruna kinaye olabilir)...
Sayfa 350·Kitabı okuyor
Tarih
Demek çiçek gönderdiler sana? Üzüldüm; üzüntümden ne çiçeği olduğunu sökemedim yazından. Odanda duruyor, öyle mi? Dediğim gibi, odandaki dolap olsaydım, güpegündüz, birdenbire çıkıverirdim odandan... O çiçekler soluncaya değin dışarda dururdum hiç değilse.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hani şu tavan aralarında bazı bazı ele geçiveren eşyaları, kutuları, araç gereci düşündüm, dolap diplerinde gezen ve “kimsecikler bilmez neyin ne işe yaradığını artık”, işte o türden şeyleri. Bir de zamanın dokuduğu ne varsa biliriz diye övünür dururuz. Zaman ölülerini gömüyor ve anahtarlarını da saklıyor kendinde. Yalnızca düşler, şiir ve oyun -bir mum yakmak ve koridorda dolaşmak gibi- bizleri bazen, neyiz, ne değiliz, biz miyiz, kendimizi bilmeden önceki bize yaklaştırıyor böylece.”
Sayfa 621 - Can·Kitabı okuyor
“(bütün gece uyanık kalıp gözlerinizde yaş kalmayana kadar ağladıysanız) sonunda bir tür sakinliğin üzerinize çöktüğünü bilirsiniz. Sanki yeniden hiçbir şey olmayacakmış gibi hissedersiniz.”
Parklarda, görülen bir başka uygulama ise, parkın her­ hangi bir noktasında kapalı bir çam ve metal dolap içerisinde beş on adet şemsiye bırakılmasıdır. İhtiyaç halinde şemsiyeleri kullanmaları için parkta hazır bekletilmesi ne kadar incelikli bir kültürel örüntüdür. Bu cam dolap üzerine, "yağmurlu za­manlarda kullanabilirsiniz" diye bir not yazılır. Bu not, insan­ların bu malzemeyi kullanmaktan çekinip geri duracakları bilindiği için yazılır. Zira Japonlar, kendilerine ait olmayan bir şeyi asla almazlar. Yol kenarında kasa içinde ya da ormanlık bir alanda çuval içinde bulunmuş milyonlarca yen değerinde bir para olmuş olsa bile asla dokunulmaz.
Mesela senin odanda duran,sen sandalyende ya da çalışma masanda otururken,uzanırken seni bütünüyle gören mutlu bir dolap değilim,neden değilim?