Puan vermedi·26 syf.··
2026 23. kitabı
Herkese merhaba Bugün sizlere çocukların çok seveceği ebeveynlerin de çocuklarına gönül rahatlığıyla okuyacakları çok güzel bir masal kitabı tavsiyesi ile geldim Hazırsanız eğer dört sihirli kardeş sırasıyla bizi ziyarete gelecekler Aslına bakacak olursanız ilk kardeş çoktan gelip aramıza katıldı bile Bir varmış bir yokmuş, zaman zaman içinde kalbur saman içinde çok uzak diyarlarda yaşayan birbirinden sevimli dört sihirli kardeş varmış. Bu kardeşler her yıl zamanı gelince ortaya çıkar tüm diyarları renkten renge boyar ve insanları mutlu ederlermiş Bizim sevimli kardeşler hep birlikte dışarı çıkmak isteseler de bu pek mümkün değilmiş, çünkü bu kardeşlerin en önemli görevlerinden biri de doğanın dengesini korumakmış Sizi hala sihirli kardeşler ile tanıştırmadım değil mi haklısınız hemen tanıtayım o zaman İlk kardeşimiz ilk bahar, o gelince topraklar yeşerir, ağaçlar çiçek açar ve doğa yeniden uyanmaya başlarmış. İlk baharın gelişiyle insanların bir huzur dolarmış İkinci kardeşimiz yaz zamanı geldiğinde ortaya çıkar ve görevi İlk bahardan teslim alırmış. Yaz gelince güneş tepeden parlar, ağaçlar meyve verir, çocuklar parklarda doyasıya oyunlar oynarlarmış. Yaz insanların kalbine mutluluğu getirirmiş üçüncü kardeşimiz son bahar zamanı gelince yaz'dan görevi teslim alırmış. Son bahar gelince rengarenk boya kutusunu çıkarır en sevdiği turuncu ve sarı renkleri ile her yeri boyarmış, havaların da biraz serinlemeye başlamasıyla doğa yeniden dinlenmek için hazırlıklanmaya başlarmış Ve son kardeşimiz kış, Kış zamanı gelince hemen son bahardan görevi devralırmış. Kış gelince havalar soğuyacağı için insanlar beni sever mi? Acaba diye düşünse de bu mevsimin de kendine göre güzelliği varmış ve kışın en güzel yanı da kar yağınca çocukların doyasıya kar topu oynamasıymış
Dört Sihirli KardeşTuğba Taşdan · Perseus Yayınevi · 20261 okunma
10/10
·615 syf.··
Beğendi
·
2025 88. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 13 Ağustos 2025 22:15
"Toros Dağları Akdeniz boyunca uzanır." İşte bu cümleyle başlamıştım Yaşar Kemal okumaya. Yıllar geçti, depremler oldu, pandemi yaşadım. Bu geçen zamanda hep yanımdaydı Yaşar Kemal. Hiçbir an canımı sıkan, artık bitsin dediğim bir eseri olmadı. Olacağını da düşünmüyorum. Evet belki erken konuşuyorum vedalaşmak için. Ama okuyacağım roman sayısı bir elin parmak sayısından az. 3/5 kitap ne ki! Nefes alıp vermek bile daha uzun sürüyor. Biliyorumya Mustafa ölmedi, biliyorumya İncem ölmedi... Onlara şöyle bi dönüp baktığımda kırklara karıştıklarını göreceğim. Ölümsüz kahramanlarımı oluşturan Sadık Kemal Gökçeli'ye sonsuz teşekkürler. Macera göçle Adana'ya gelen Kürt Beyi İsmail Ağanın sazlıklar içinde Salman'ı bulmasıyla başlamıştı. Besle kargayı oysun gözünü hatırlayın Salman İsmail Ağayı öldürmüştü. Bundan böyle tüm köylüler Salman'ı hem can düşmanı hem de korkulur rüya bellemişlerdi. Gelen geçen Salman'ı öldüreceğiz vağadiyle Ziro Hatunun elindeki varın tamamına yakınını alıp götürmüşlerdi. Tümünün gözünde mustafa Salman'ın öldüreceği kesin kişiydi ve herkesin gözünde Mustafa bir ölüydü. En son Mustafa korkusundan kendini insan yutan mağaraya atmıştı. Serinin son kitabı Kanın sesi'nde Mustafa'yı daha bi büyümüş, olgunlaşmış buluyoruz. Korkularından kaçarken korkularının üzerine yürümeyi öğreniyor Mustafa. İnanışa göre kırlangıcın yuva yaptığı eve bolluk ve bereket dolarmış. Mustafa'nın evindeki kırlangıçlar uğramaz oluyorlar artık. O da kalan yavruları başka evlere dağıtıyor. Yarısı yanık kanayan ağaçtan eski başlar düşüyor yerine Salman'ın kesik başı asılıyor. Ansızın kayboluyor çocuklar. Kuşlar padişahının sarayına gitmek için. Yaşar Kemal kitaplarını okurken yalnızca roman okumuş olmazsınız. Halktan hikayeler, masallar, efsaneler dinlersiniz. Zihniniz hayal
Edebiyat
Kanın SesiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 2020702 okunma
Reklam
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2024 454. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 18 Temmuz 2024 11:01
Böylece o da kendini bahçeye vermiş, hem kendinin­ kine hem köydeki diğer bahçelere bakıyor. Bildiğim kada­ rıyla arkadaşı yok ve komşuları tuhaf biri gözüyle bakıyor ona, bense dost olduğumuzu düşünmekten memnunum, bazen bitkilerime armağan verircesine bahçenin kapısına bir kova gübre bırakıyor. Bahçemin en yaşlısı, üst dallan iç içe girmiş bir limon ağacı. Kısa süre önce gece bahçıvanı turunçgillerin nasıl öldüğünü biliyor muyum diye sordu: Kuraklığa, hastalıklara, sayısız bit, böcek ve parazit salgı­ nına dayansalar bile yaşlandıklarında aşın bolluğa boyun eğerlermiş. Yaşam döngülerinin sonuna geldiklerinde de­ vasa bir limon hasadı verirlermiş. Limon ağacı sonbahar mevsiminde öyle bol çiçeklenirmiş ki havadaki tatlı bay­ gın koku bumunu ve boğazını iki blok öteden bile kaşın­ dınrmış; meyveleri aynı anda olgunlaşır, ağırlığı kaldıra­ mayan dalları kırılır, birkaç haftaya kalmadan etraf çürük limonla dolarmış. Ölmeden önce böyle bir görkem çok şaşırtıa, dedim. İnsan bunların hayvanlar aleminde yaşan­ dığını düşünebiliyor; örneğin ölmeden önce çiftleşen mil­ yonlarca somonbalığı ya da menileriyle Pasifik Okyanu­ su'nu yüzlerce kilometre boyunca beyaza boyayan mil­ yarlarca ringa balığı gibi... Fakat ağaçlar çok farklı orga­ nizmalar, böyle arsızca bir bereket bir bitkinin değil daha çok sınırsız ve her tür kontrolün ötesinde büyüyen türü­ müzün aşırılıklarını andırıyor. Limon ağacımın ne kadar ömrü kaldığını merak ediyordum. Bunu bilmenin bir yolu olmadığını söyledi, en azından kesip kütüğün halka­ larına bakmadığımız sürece yoktu. Ama zaten. .. kim böy­ le bir şeyi yapmak isterdi ki?
Hayata Dair
Arsız YeşillikBenjamín Labatut · Can Yayınları · 2023228 okunma
9/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2020 15. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2020 00:00
Tarihsel olarak dünya ekonomisini anlatmak ciltler sürebilir. Fakat bu süreci 200 sayfada birçok kişinin anlayabileceğini bir dilden yazabiliyorsanız işte o kitap olmuş demektir. Zamanında aldığım notları aşağıda paylaşıyorum. Eric Lampard'ın tahminlerine göre M.Ö. 8000'de yaklaşık 5,3 milyon olan dünya nüfusu M.Ö. 4000'de 86,5 milyon olmuş. Çiftçiler mallarını, hırsızlardan v hükümdarlardan korumak için tapınaklara ve din görevlilerine emanet etmeye başladılar. Din görevlikleri bu emanetleri ihtiyaç sahiplerine ödünç olarak vermeye, geri getirdiklerinde aynı mal cinsinden faizini de almaya başladılar. İlk banka tapınaklar, ilk bankacılar ve faiz alanlar da din görevlileriydi. Prestij yatırımı olan piramitler, on binlerce kölenin istihdam edilmesini sağladı. İşsizlik önledi, geçici refah sağladı. Kanal İstanbul'da bunun gibi bir şey. Roma döneminde, üretimin düşmesi gelirlerin düşmesine yol açtı. Düşük gelirle çok sayıdaki kölenin beslenmesi de zorlaştı. Bu durumda çiftliklerin maliyetleri karşılanamaz hale geldi. Bu dönemde Roma İmparatorluğunda köle azatları doruk noktaya ulaştı. Bu köleler tam anlamıyla özgürlüklerine kavuşmuş değillerdi. Bulundukları yerde özgürlük söz konusuydu. Yani eski sahiplerinin kendilerine verdiği toprağı işleyecek, elde ettikleri üründen bir bölümünü toprağın kirası olarak eski sahiplerine vereceklerdi. Böylece kısmi özgürlük ve toprağa bağlı çalışanların yarattığı yeni bir kavram ortaya çıkmış oldu: Toprağa bağlı özgürlük. Bu, kölelikten serfliğe geçiş aşamasıdır. Serfler, özgür insanla köle arasında bir yerdeydiler. Toprağa bağlıydılar ve toprakla birlikte alınıp satılma durumundaydılar. Serf krokisi için kitaba bakabilirsin. Avrupa'da 14. yy. da lağım ve çöp sistemi yoktu. İbni Haldun'a göre devleti yönetenlerin ticaretle uğraşması
Tarihsel Süreç İçinde Dünya EkonomisiMahfi Eğilmez · Remzi Kitabevi · 20211,764 okunma
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2022 6. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2022 16:09
Matruşka “İçimizden çıkan ve içimizde kaybolan “ Musa “Şair, nereden geldiği belirsiz, evini ailesini bırakmış, Efsun’a aşık” Adnan “En belirsiz ve ne olduğu belirsiz karakter, akılcı ama aslında deli “ Hülya “Annesini babası öldürmüş,Matruşka’nın nüfustaki annesi , müptezel ve hayatını kazanmak için bedenini kullanıyor” Efsun Abla “ Tüm bu hikayeyi yazan o sanırım, durup durup delice ama fantastik laflar ediyor, aşığı onu satamasın diye bacaklarını kesmiş, kırların Hatçe’sinin kızı “ Efsun abla söyledikçe büyüyor “Kölelerin kalbi inşa ettikleri şehre hep derin bir nefretle dolarmış. O yüzden bu dünyada mutlu şehir yoktur Musa” “Ben derim şair.Hayat aslen bir komedidir!” Hepsi birer şair fakat hayatın acımasız şiirini yazmakta ustalar. Kahvehaneden sokaklara oradan da terkedilmiş bir eve hayat verme, değişik bir hal. Bilinmezin içinde yaşarken kendi bilinmezliğinin rüyasını görenler onlar. Birbirlerinin rüyasını görecek kadar hayatlarının devamını isteyen onlar, istiyorlar ki hayat hiç durmasın! Karakterlerin hepsi dipsiz bir kuyunun içinden çıkıyor ve hikayenin sonunda yine aynı yere dönüyor. Fakat son sözü yine Mine Söğüt acımasızca söylüyor ; “Küllerinden yeniden doğamaz kimse, bir kere tutuştun mu, artık bitersin” Bitti Mine Söğüt Başkalarının Tanrısı
Başkalarının TanrısıMine Söğüt · Can Yayınları · 20225,1bin okunma
10/10
·364 syf.··
Beğendi
·
2021 19. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2021 20:20
Uyarı: Günümüzün toplumsal sorunları arasında yer alan bu konu hakkındaki yazılanlar tamamen bilgilemdirme amaçlı ve uzman kişiler tarafından yazılan kaynaklar ışığında yazılmış ve de kişisel görüşlere yer verilmemiştir !!!! Kaynaklar: -Prof Dr Sevil Atasoy'un kitapları başta olmak üzere (Adli Tıp Uzmanı-kitaplarında 250 ye yakın gerçek suçluların vaakalarını ele almıştır) -Peter Vronsky ( Kadın Seri Katiller) -Harold Schechter,David Everit (A dan Z ye Katiller Ansiklopedisi) BİR ÇOCUK NASIL SERİ KATİLE DÖNÜŞÜR ? Sorusunu merakımdan dolayı bir süredir seri katil ve katil psikolojisini anlamak için bir çok araştırma yaptım ve bir çok uzman tarafından yazılmış kitaplar okudum. Bunların sonucunda da insan öldürmenin nedenleri altında bizlere medyada yansıtılanlardan çok daha fazlası olduğunu öğrendim. Bir HASTALIK !!! 1)FBI TANIMINDA SERİ KATİL FBI ın tanımlamasına göre aynı zaman içersinde 2 cinayet işleyen kimseye katil 30 günden daha uzun bir zaman diliminde ve arada bekleme dönemleri de olacak şekilde 3 veya daha fazla insanı öldüren kişidir. 2) ERKEK SERİ KATİL YANILGISI Suçbilimciler arasında çok hararetle tartışılan bir konu kadın seri katil diye bir şeyin olup olmadığıdır. şüphesiz en yüzeysel tanıma uyan birçok kadın vardır. Örneğin kocalarını ya da sevgililerini öldüren kara dullar, çoğunlukla dert çıkaran hastalarını ortadan kaldıran hemşireler, bir işten çıkıp diğerine giren bazen koca bir aileyi öldüren katil kadın kahyalar.Yapılan araştırmalar neticesinde her 7 seri katilden birinin kadın olduğu ortaya çıktı. Bu da %17 lik kısma tekabül ediyor. Ancak aralarında belirgin bir fark var. Erkek seri katiller bastırılmış cinsel dürtülerin ya da kabullenilmemişliklerinin yüzünden cinayet işlerken,kadın seri katiller genelde erkek hegolomanyası yüzünden (
A'dan Z'ye Seri Katiller AnsiklopedisiHarold Schechter · Phoenix Yayınevi · 2016262 okunma
Reklam
Reklam