Sosyal medya bize, içinde evrimleştiğimiz küçük topluluklara özgü bazı avantajları sunmuştur ama belki de atalarımızın yaşam tarzı daha ziyade bir paket tekliftir ve modern itibar yayıncılığı biçimlerinin avantajları karşısında yabancıların aşırı tepkileri daha ağır basmıştır.
Doğu Afrika'nın 7 milyon yıl önceki yağmur ormanlarından başlayıp günümüzün şehirlerine uzanan yolculuğumuz, bizi birçok kez kolayca öldürebilecek ortamlarda hayatta kaldığımız ve sonunda zenginleştiğimiz için olağanüstü olmuştur. Yatkınlıklarımız ve yeteneklerimiz bu süreçte evrimleşti, şempanze benzeri varlıklarken yavaş yavaş günümüzün insanlarına dönüştük. Ama bu hikâye sadece hayatta kalmaktan ve zenginleşmekten ibaret değildir çünkü evrim esasen üremeye dayalıdır.
§
Biyolojik bir varlık olarak evrim ile yüksek tin ahlaki bir varlığa dönüştük ilk adam oğlu olarak.
Ahlakı reddeden şirk o gün bugündür şeytanlık peşinde koşarak tuzağa düşürdü adam oğlunu insan seviyesine ahlakını kaybetmiş bir varlık olarak.
Adam oğlu kendini her çağda uyandırdı zulmü utandırdı geldi devrim ile hakikati hatırlattı yerini buldu yeryüzünde hak.
§
Dijital algoritmalar üzerinden insanların duygularını, düşüncelerini, beğenilerini, arzularını, güdülerini, karakterlerini belirlemeye çalışıyor. Ve bu sayede biz, eşref-i mahlukat yani "yaratılmışların en şereflisi" iken âdemden beşere, beşerden maddeye, maddeden fiziksel-kimyasal tepkimelere, oradan bir kullanıcıya, şimdi de bir dijital algoritmaya dönüştük. İnsanlık bu noktaya geldi.
Başkalarına güvenmedikçe, tüm enerjimizi olası tehlikelerden korunmaya adıyoruz, proaktif değil tepkisel, dayanışmacı değil rekabetçi davranıyoruz. Bence alışageldiğimiz fikirleri ters yüz etme vaktimiz geldi. İnsanlar bencil olduğu için dünya bu kadar berbat bir yere dönüşmedi. Bu inancımız nedeniyle bencilleştik ve dayanışmanın verdiği mutluluk ve anlam hissini unuttukça kendi kabuğumuza daha çok çekildik; umursamaz, adaletsizliklere tepkisiz, acıdan kaçtığı için hayattan da zevk alamayan, yaşayan ölüler haline dönüştük.