Melankoli
Puan vermedi·161 syf.··
2026 23. kitabı
Beni en güzel günümde Sebepsiz bir keder alır. Bütün ömrümün beynimde Acı bir tortusu kalır. Anlıyamam kederimi, Bir ateş yakar derimi, İçim dar bulur yerimi, Gönlüm dağlarda bunalır. Ne kış, ne yazı isterim, Ne bir dost yüzü isterim, Hafif bir sızı isterim, Ağrılar, sancılar gelir. Yanıma düşer kollarım, Görünmez olur yollarım, En sevgili emellerim Önüme ölü serilir... Ne bir dost, ne bir sevgili, Dünyadan uzak bir deli... Beni sarar melankoli: Kafamın içersi ölür.
Bütün ŞiirleriSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 201927,5bin okunma
10/10
·282 syf.··
Beğendi
·
2026 175. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 00:00
"YIRTICI CANAVAR" "Bir daldan diğer bir dala konup özgürce uçmak, kendisi için vazgeçilmezdi. Yaban mersini favori yiyeceğiydi ve ormanda bu meyvenin çeşitli versiyonları mevcuttu. İstediği meyveden yiyor, hiç yorulmadan da karnını doyuruyordu. Ama bu durum, yaklaşık üç ay olan yaz mevsimi için geçerliydi. Kendisine dost olan orman, kış gelince acımasız ve merhametsiz bir düşman hâline geliyordu. Bütün kuşlar için olmasa bile, birçok kuş türü için geçerli bir kuraldı bu." Umut nedir? Bir kuşun kanadına yüklenen o incecik duygu, gerçekten bir ormanın kaderini değiştirebilir mi? Bu sorunun cevabını, Kuzguncuk ve dostlarının ölümcül yolculuğunda buluyoruz. Her destan bir tehditle başlar. Yırtıcı Canavar'ın gölgesi, gökyüzünün özgür çocuklarının üzerine düştüğünde, geriye ya kaçmak ya da direnmek kalır. Kuzguncuk ise üçüncü bir yol seçti: yönlendirmek. Küçük bir saka kuşunun devasa bir göçü yönetmesi ne kadar gerçekçi? Belki değil. Ama masallar gerçeği değil, gerçeğin içindeki anlamı anlatır. Bu hikâye de bunu yansıtıyor yazar, bizlere. Yolculuk boyunca her durak bir sınavdı: · Fırtınalar, yön duygusunu çalan puslu sabahlar · Açlık, bitkinlik, yoldaşlarını kaybetmenin tarifsiz acısı · Yırtıcı Canavar'ın nefesini ensede hissetmek Ama her kayıp, geride kalanlara yeni bir kararlılık armağan etti. Çünkü göç etmek, coğrafya değiştirmek değildi onlar için aynı zamanda içlerindeki korkuları aşmaktı. "Kuş Cenneti"ne varmak, sadece bir menzil değil, hak edilmiş bir huzurdu. Bugün modern dünyada hepimiz bir "cennet" arıyoruz: terfi, ev, aidiyet, sevgi... Ama gerçek huzur, varışta değil, varışı hak eden yolda saklı. Kuzguncuk ve dostları, bu cenneti kanatlarıyla, terleriyle ve gözyaşlarıyla inşa ettiler. Onların cenneti, kimsenin lütfu değil; emeğin ve dayanışmanın
Edebiyat
Yırtıcı CanavarBurhan Tentaş · Otağ Yayınları · 20251 okunma
Reklam
10/10
·496 syf.··
2026 39. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 13:40
Seneca'yı okurken bir filozof değil, iyi bir dost dinliyormuşum gibi hissettim. Ahlak Mektupları'nın gücü de burada sanırım. İki bin yıl önce yaşamış bir insan; ölüm, dostluk, kaygı, zaman ve hayatın anlamı üzerine öyle konuşuyor ki söyledikleri hâlâ güncelliğini koruyor. En çok sevdiğim yanı ise Seneca'nın hiçbir zaman bir ideolojinin sözcüsü gibi konuşmaması oldu. Stoacı olmasına rağmen başka filozoflardan öğreniyor, gerektiğinde kendi geleneğini eleştiriyor ve sürekli şu soruya dönüyor: "Bu insanın hayatına nasıl yardım eder? Kitabın önsözünü sonradan okumak ayrıca ilginçti. Seneca'nın sürgünler, hastalıklar, siyasi entrikalar ve sonunda zorla gelen ölümle dolu yaşamını öğrenince mektuplar başka bir anlam kazandı. Bu yüzden Ahlak Mektupları benim için bir felsefe kitabından çok, dönüp dönüp açılacak gerçek bir başucu kitabı oldu.
Felsefe ve Düşünce
Ahlak MektuplarıSeneca · Jaguar Kitap · 20191,513 okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2026 25. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 13:12
Sade Bir Hayat benim için sadece okunan bir kitap olmadı, biraz da durup kendi hayatıma bakmama vesile oldu. Kitabı okurken sürekli kendime şu soruyu sordum: "Gerçekten ihtiyacım olan şeyler neler?" "Neden sürekli yetişmeye çalışıyorum?" "Neden boş durunca suçlu hissediyorum?" "Neden hayatımın güzel olması için daha fazlasına ihtiyacım olduğunu düşünüyorum"?Çünkü çoğu zaman daha mutlu olmak için daha fazlasına ihtiyacımız olduğunu düşünüyoruz. Oysa yazar, mutluluğun bazen yavaşlamakta, elindekilerin kıymetini bilmekte ve hayatı sadeleştirmekte saklı olduğunu hatırlatıyor. Kitabın en sevdiğim yanı, insana bir şeyler dayatmaması oldu. "Şunu yapmalısın, bunu bırakmalısın" gibi bir dili yok. Daha çok bir dost sohbeti gibi ilerliyor. Yazar kendi deneyimlerinden yola çıkarak sade yaşamın ona nasıl iyi geldiğini anlatıyor ve okura da kendi hayatını gözden geçirmesi için alan bırakıyor. Okurken özellikle günümüzün sürekli koşuşturma hâlini düşündüm. Bir şeylere yetişmeye çalışırken aslında hayatın kendisini kaçırdığımızı fark ettim. Bazen bir fincan çayı sakince içmek, sevdiğin bir kitabı okumak ya da sessizce oturup düşünmek bile insana iyi gelebiliyor. Kitap bana bunu yeniden hatırlattı. Okumak, yürümek, yemek yapmak, evi toplamak, yalnız kalmak gibi sıradan görünen şeyler aslında hayatın özü olabilir. Elbette çok hareketli bir kurgu ya da büyük olaylar bekleyenler için yavaş ilerleyen bir kitap olabilir. Ancak sakinleşmeye, iç sesini duymaya ve hayatını biraz daha sade bir gözle değerlendirmeye ihtiyaç duyanlar için oldukça kıymetli bir eser olduğunu düşünüyorum. Kitabı bitirdiğimde üzerimde bıraktığı his huzurdu. Bana göre Sade Bir Hayat, daha azla yetinmenin değil, aslında daha anlamlı olanı fark etmenin kitabı. Bazen mutluluğun uzakta değil, tam da içinde yaşadığımız
Sade Bir HayatHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 2025751 okunma
Puan vermedi·353 syf.··
2026 467. kitabı
Bir Dinozorun Anıları, Mina Urgan’ın kendi hayat hikayesi üzerinden, Türkiye’nin entelektüel tarihine, siyasi çalkantılarına ve değişen toplumsal dokusuna tanıklık eden, dürüst, mizahi ve son derece samimi bir otobiyografidir. Yazar, yaşamı boyunca biriktirdiği anıları, akademisyen kimliğiyle harmanlayarak, hiçbir şeyi gizlemeden ve kimseyi incitme kaygısı gütmeden; adeta bir dost meclisinde anlatır gibi kağıda döker. Dönemin önemli edebiyatçılarıyla kurduğu ilişkilerden, kişisel trajedilerine, siyasi duruşundan hayata karşı geliştirdiği o kendine has, bağımsız tavra kadar her şey, Urgan’ın o eşsiz üslubuyla hayat bulur. Geçmişin tozlu sayfalarını kendi yaşamıyla birleştirerek okura hem bir dönemi hem de bir kadının kendi ayakları üzerinde durma, özgürleşme ve "dinozor"ca yaşama cesaretini gösteren, edebiyatımızın en kıymetli yaşam anlatılarından biridir.
Bir Dinozorun AnılarıMina Urgan · Yapı Kredi Yayınları · 202214,3bin okunma
Savaş gibi görünmeyen savaş.
Puan vermedi·224 syf.··
2026 3. kitabı
Kargalar izliyorlar. Herhangi bir eylemde bulunmuyor ve sadece gözlemliyorlar etraflarındakini. Kötülüğün olduğu yerde baş gösteriyor ve sadece izliyorlar. Büyük Irmaklardan Bile kitabı; küçük olayların nasıl büyük değişiklikler yaratabileceğini, savaşın görünürde savaş olmadan da yaşanabileceğini ve tanımların nasıl yıkıcı olabileceğini anlatan başarılı bir roman. Kitabın başında ada yaşaması huzurlu bir yer. Farklılıklar önemsenmiyor. Güzel-çirkin pek de umursanmayan kavramlar. İnsan, insan olduğu için insan. Herkes kendine özgü. Dibâcede de yazdığı gibi: "Herkes kendi rengindeydi. (...) Bir şeyin ne olduğunu başka bir şeyden hareketle anlatmak mümkün değildi. Her şey kendisiydi." Sonrasında adaya Zedeler geliyor. Kitapta bir süre daha bir sorun çıkmıyor. Zedeler de insan çünkü ve insan, insan olduğu için insan. Karakterler yardımcı bile oluyorlar Zedelere. Ancak sayı arttıkça tek tük rahatsızlıklar çıkıyor. Hala çok değil ama. Asıl sorunlar Yüksek Ülkenin müdahalesi ile başlıyor. Kitabın başında adada hiç karga yok. Karakterler karga nedir tam bilmiyorlar bile. Ancak Yüksek Ülkenin müdahaleleri ile kargalar da görünmeye başlıyor. Kitap ilerledikçe kargaların sayısı da artıyor. Kötülük yayıldıkça kargalar da yayılıyor. Hatta sonda her tarafı kaplıyorlar. Kötülüğe bir katkı sağlamıyorlar; ancak durdurmuyorlar da, sadece gözlemliyorlar. Bu yönden ana karakterimizi, anlatıcımız Yamuk'u andırıyorlar. Yamuk, doğrudan bir etki sağlamıyor kitaptaki olaylara. Sivri Adamlar geldiğinde karşı çıkmıyor onlara. Yanlarına gidip konuşacağında bile yanında hep birileri oluyor. Karşı çıkmaya çalışacağında bu, bir kaç sahne ileriye gitmiyor. Yamuk gözlemliyor, uyum sağlıyor. Çevresinde kim varsa ona uyuyor. Zedeler geliyor; kimi zaman zedelere yardım ediyor, kimi zaman onlarla sohbet
1000Kitap
Büyük Irmaklardan BileGüray Süngü · Ketebe Yayınları · 2022509 okunma
Reklam
Reklam