İnsanın fikrine ve özüne sükût içinde saygılıyım;bu içimde mahfuzdur. Fakat onların sığ dünyalarındaki fiiliyatlarına karşı hiçbir beklenti ve umut beslemiyoum...
Hayatlarımızı yaşıyoruz, çünkü yapacak daha iyi bir şeyimiz yok. Mantığı sonradan buluyoruz. Boşluktan geliyoruz, kendimiz kadar cehennemlik çocuklar yapıyor ve boşluğa geri dönüyoruz. Başka hiçbir şey yok. Varoluş rastgele.Bizim ona yeterince uzun bir süre baktıktan sonra gördüğümüzden ayrı bir deseni yok. Bizim yüklemeyi seçtiğimizden başka bir anlamı yok.
İnsan yağıyla ağırlaşmış dumanın arasından gökyüzüne baktım. Tanrı orada değildi.Soğuk, boğucu karanlık sonsuzluğa dek devam ediyordu... Ve biz yalnızdık.
İnsan bu dünyada otuz yıl yaşamışsa eğer ve benim gibi hep yalnız başına savaşmak zorunda kalmışsa, o zaman beklenmeyen olaylara karşı bağışıklık kazanıyor ve bunlar yüzünden çok sarsılmıyor.
Bender elindeki şaraba uzun uzun baktı. "bir yazar yüceliğe ulaşmak için dört şeye ihtiyaç duyar pasquale: arzu, hüsran ve deniz."
"üç etti ama."
alvis şarabını bitirdi. "hüsranı iki kere sayacaksın."