“Her birimiz kaldırabileceğimiz bir dram üstleniyor ve payımıza düşen acıyı yaşıyoruz.”
Sayfa 262·Kitabı okudu
"Ajitasyon, provokasyon, dram, trajedi, panik, kriz, anarşi, terör, kaos... Birbirini doğuran, tetikleyen, besleyen, aralarında iç içe geçmiş derin, karmaşık bağlantılar barındıran bir dizi karanlık kavram. Bugün yeryüzünde yüz milyonlarca insan bu kavramların kasvetli ikliminde ayakta kalma mücadelesi veriyor. Ortak özellikleri dikkat çekici: Hepsi modern, hepsi seküler, hepsi negatif ve hepsi köken itibarıyla Batılı. Ne var ki şimdilerde Doğulu olarak anılıyorlar, ne olmuşsa olmuş, Doğu'ya zimmetlenmişler. Dili ve zihni mekân tutmuşlarsa bilin ki düşünceyi ve eylemi de esir almışlardır. Hayalleri bile kurutacak güçtedirler. Ayak bastıkları yerde ot bitmediği gibi, her daim tedirginlik, endişe, elem, güvensizlik ve korku hâkimdir. Bir kez yerleşmeye görsünler, söküp atmak imkânsız değilse de çok zordur. İyilik, güzellik, sevgi gibi insanî değer adına ne varsa yavaş yavaş kemirip yok ederler. Sebep oldukları yıkım ve tahribatı tamir etmek değil seneler, nesiller alabilir. İlaveten, Doğu toplumlarını tahlil ve tasvirde Batı'nın epey işine yarar bu kavramlar."
Sayfa 35 - KRİZLERE UYANMANIN DAYANILMAZ SANCISI
Deneme
Fazla
Ben ilk defa yaşlandım bu sene Hüzün bastı Aidiyetim yoktu Bugünlerde benden olanlar Ağaçlar yeşil falan Melodram bir kelime mesela Dram bir hal Korku yok Yıllar sonra İzin kağıdını yaktık Bütün ışıkları kapat İçime sızmasın Yalnızlık kelimeden dahası Ve yorgan artık fazla Fazlaysa anlamından azı
Sayfa 70·Kitabı okudu
İnsan, evrendeki öbür varlıklardan farklı olarak, asla kesinlikle insan değildir, tersine, insan olmak demek, insan olma­mak tehlikesine açık bulunmak demektir, yaşayan sorun, salt ve tehlikeye açık serüven ya da, benim sık sık söylediğim gibi, özün­de dram olmak demektir! Çünkü ne olacağını bilmediğimizde, her anımız salt tehlike ve tir tir titreten riziko olduğunda ancak dram söz konusudur. Kaplan kaplanlığını elden bırakamaz, kaplanlığın­dan çıkamazken, insan sürekli olarak insanlığından çıkma riziko­sunda yaşar. Öbür hayvanlar gibi başına şu ya da bu gelmesi soru­nu ve durumuyla karşılaşmakla kalmaz, kimi zaman insan olmak­tan çıkmak gibi bir tehlikeyle yüz yüze kalır. Üstelik bu salt soyut ve genel bir gerçek değildir, kendi bireyselliğimizle doğrudan bağ­lantılıdır. İçimizden her birimiz her an kendi kendisi olmaktan çık­mak, biricik ve aktarılması olanaksız benliğini yitirmek tehlikesin­dedir. İnsanların çoğu olmayı beklediği o kendi kendisi'ne durma­dan ihanet eder; aslına bakarsanız, kişisel bireyselliğimiz asla tü­müyle gerçekleşmeyen bir kişi, heveslendirici bir ütopya, her biri­mizin gönlünün en derininde saklı tuttuğu bir gizli efsanedir.
Korku ve ceza o anda etkili olabilir ancak uzun vadede işe yaramaz. Gerçekten çocuklarımız için esas teşvik edici olarak kullanmak istediklerimiz korku, ceza ve dram mı? Eğer öyleyse güç ve kontrolün, başkalarına istediğimiz şeyleri yaptırabilmenin en iyi aracı olduğunu öğretmiş oluruz.
Dünyadaki gerçek konumumuzu korkusuzca algılamakta tam bir mutluluk ve mit duvarları arkasına saklananların görebileceklerinden çok daha canlı bir dram vardır. Düşünce dünyasında, kendi fiziksel güçsüzlükleriyle yüzleşmeye hazır olanların açılabilecekleri "engin denizler" vardır. Bütün bunlardan daha önemli olarak da gün ışığını karartan, insanları kavgacı ve acımasız yapan korkunun zulmünden kurtuluş vardır. Dünyadaki konumunu olduğu gibi görme yürekliliği göstermeyen hiç kimse bu korkudan kurtulamaz; kendisine, kendi küçüklüğünü görme olanağı vermeyen hiç kimse muktedir olduğu yüceliğe erişemez.
Sayfa 35 - Düşler ve Gerçekler