Bütün peygamberler için önemli olan tek şey vardı; o da Allah’ı rızasıydı. Her biri “sen nasıl istiyorsan, emrediyorsan öyle olsun ya rabbi! Çünkü benim bana ait ne bir fikrim, ne bir düşüncem, ne bir hayatım, ne de bir tercihim vardır. Senin benim için takdir ettiğin, tercih ettiğin benim de sana olan duamdır. Ben sadece senin benim için tercih ettiğini istiyorum; çünkü ben sana aitim” diyordu. Eğer biri başkasına aitse onun kendine ait hiçbir şeyi olmaz; çünkü daha kendisi başkasına ait bir varlıktır. Bu durumda biri Allah’a ait olunca ona ait de bir şey olmaz. Ona ait olan her ne varsa hepsi Allah’ın olur. Kendimizi tanırken bu âlemde Allah için olmayı öğreniriz; yani rabbimiz dünyada bize bunun talimini yaptırır. Hayatımızı Allah için yaşayabilelim diye de önümüze peygamberleri, nebîleri, resulleri, sıddıkları koyar ve bize “örnek olarak peygamberlerime, sıddıklarıma bakın ve onlar nasıl yaptıysa siz de öyle yapıp benim için olun” buyurur. Bu nedenle ister nimet olsun ister sıkıntı, yokluk, bela, dedikodu, iftira, hastalık olsun hiç fark etmez, her ne bize isabet ederse etsin, mutlaka “biz Allah içiniz. Ondan geldik, dönüşümüz onadır” yani “eve gidiyoruz” dememiz lazım. Ondan gelip eve döneceğine iman edenler bu dünyaya “burası benim evimdir” demezler. Aynı şekilde buradaki hiçbir şey için de “bu benimdir” demezler. Ellerinde olanların hepsinin kendilerine emanet edildiğine emindirler, dolayısıyla dünyadaki hiçbir şeye gönül bağlamazlar. Kendilerine verilen her şeyi sadece ebedi hayatlarını kazanmak için araç olarak kullanırlar. Dünyaya, dünyalığa olan bakışları; manevi olarak büyümeleri, kemale ermeleri, onlarla rablerinin yakınlığını, sevgisini, rızasını, ebedi hayatını kazanmaları için kendilerine emaneten verildiği şeklindedir. Biri ahirete iman etmiş,
Sayfa 397·Kitabı okuyor
Dua
İbn-i Abbas'ın (radıyallahu anh) rivayet ettiği şu duâyı sonuna kadar okur: "Allah'ım! Kendisiyle kâlbimin doğru yolu bulabileceği bir rahmeti katından isterim. Dağınıklığımı toparlayacak, düzensizliğimi düzene sokacak rahmetini dilerim. Fitnelerin benden uzaklaşmasını, dinimin ıslâhını sağlayan kereminidilerim. Kayıplarımı kontrol altına alabileceğim, hazır olan iyiliklerimi kendisiyle yükseltebileceğim ihsânını dilerim. Böylece ameli arındıracak, yüzümü aklaştıracak, bana doğru yolumu ilham edecek ve beni her tür kötülükten muhafaza altına alacak korunmanı, hidâyetini isterim. Allah'ım! Bana dürüst bir îmân, sonrası küfür ve inkâr olmayan kesin inanç anlamında bir îmân isterim ki, bu sâyede hem dünya ve hem âhiret hayatında Senin cömertliğinin şerefine ereyim dilerim. Allah'ım! Hüküm verileceği sırada Sen'den kurtuluş beklerim, şehîdlerin makamını dilerim. Mutlu ve saîd kullarının yaşantısını isterim. Düşmanlarına karşı üstünlük ve peygamberlerine arkadaşlık dilerim. Allah'ım! Hâcetimi ve derdimi sâdece Sana bildiriyo-rum. Her ne kadar görüşüm zayıf, çıkış yollarım azalmış, amelim de kısır ise, ben o kadar senin rahmetine muhtâcım. Ey her şeye ve her işe yeten Rabbim! Ey göğüslere şifâ dağıtan Allah'ım! Nasıl ki sen, denizlerde farklı tatlardaki suları birbirine karışmamasını sağlıyorsan, beni de Saîr denilen ve o tutuşturulmuş cehennem azabının ateşinden korumanı isterim. Helâk edici dâvetten ve kabir fitnesinden kurtulmayı Sen'den bekliyorum. Allah'ım! Aklımın eremediği ve çözemediğim şeyi, yapma-sında zayıf kaldığım hizmet ve ameli, niyetimin ulaşamadığı ve arzumun eremediği şeyi Sen'den diliyorum. Evet, kulla rından birilerine vaad ettiğin hayrı veya yarattıklarından birisine verdiğin iyiliği diliyorum. Arzum ve isteğim odur. Ey Alemlerin Rabbi, işte ben
Sayfa 26 - Tirmizî rivâyet etmiş ve "ğariptir" demiştir. Ancak buradaki farklıdır. Bu fark-lılıklar Taberanî'nin “Duâ” kitabında yer almaktadır
Din
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bu güzel duaya yürekten Amin diyorum.
Okuyan kardeşim! Mürekkep deposunda ruhunu cilalayıp meşalelerin ışığında Allah Teâlâ kapısına bende olabilmen ve takip ettiğin mürekkeplerin renginde arkanda izler bırabilmen duamdır.
Sayfa 89·Kitabı okudu
Duâmdır Rabbim
Kudüs'e doğru, Mescid-i Aksa'da sabah namazını kılmak için, çantalarımızı arabaya attıktan sonra hemen yola koyulduk.
Didərgin könlümün yuvası oldun, Nigaran gözlərim səninlə güldü. Qəlbimdə kök salıb odun, alovun, Ömrünə qataraq apar ömrümü. Sən mənim gecəmə Günəş tək doğdun, İçimdə yaşayan dərd-səri qovdun. Sanki bu qəlbimi sevgiyə boğdun, Hər zaman şad-xürrəm yaşa ömrünü. Həmişə təklikdə ağlayardım mən, Daima üzümü güldürən sənsən. Bilsəm ki, bir günə öləcəyəm mən, Xərclərdim yalnızca sənə ömrümü. Qaranlıq lənətdir eşqsiz ürəyə, Sevginlə yoğrulan qərib qəlbimə Məəttəl qalırsan qarşımda yenə. Gəlmişkən söndür sən yanan ömrümü. Orada suallar cavabsız qalar, Cavabsız suallar adamı yorar. Gəl bura, vaxt azdır, nə bilmək olar, Birlikdə izləyək bitən ömrümü. Qəlbimin torpağı sənmişsən məgər, Həmişə duayla bəzənir sözlər. Allaha duamdır, bir sən ol yetər, Səninlə yaşayım qalan ömrümü.
Sayfa 101·Kitabı okudu
Merhameti olmayan kalpten korkarım, o yüzden hep duamdır; merhameti olana denk düşelim.
Sayfa 54·Kitabı okudu
Alıntı