Bakmakla, görmek aynı şey mi?
Puan vermedi
"Ağlamak için gözden yaş mı akmalı? Dudaklar gülerken,insan ağlayamaz mı? Çirkin bir tende güzel bir ruh,Kalbi bağla yamaz mı?".
Alıntı
Uçurumun Dibindeki DoğrularVictor Hugo · Islık Yayınları · 2016641 okunma
10/10
·63 syf.··
Beğendi
·
2026 235. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 20:37
MUHTEŞEM AYIPLAR Göğsümün yelkenini şişirecek bir rüzgâr Yüzüme çarpılacak bir kapı bulmalıyım Dışlanmak nasıl bir şey, öğrenmek için Ruh halini metale yenik düşen ahşabın Katliamdan kıl payı kurtulan günün sonunda Hissemden çoğunu almak muhteşem ayıplardan Öpen dudaklar ahşap, okşanan metal ise Sevişmeyi ayıp saymak mümkündür kaptan Tekne şizofren öyle mi, kayalara yöneliyor İlk celsede beraat ettiriliyor deniz Soru metal, yanıt ahşap, asılan bir sokağa Cadde adım verecek kadar İncelikliyiz İstiridye konusunda usta olsam ne çıkar İnci bulamadıktan, inci bulamadıktan... Zıtların birliği çok can yakıcı tanrım! Gövdem metal, ruhum ise ahşaptan Ağaç ile dâr sözcüğü yer değişmiş, aldanma Sallanan bedenlere bakınca göreceksin Yoruldum, uykum geldi,sözlerim kapanıyor Terzi ahşap, kumaş metal, kırılmış bir iğneyim Tanrım! Bu orantısızlık beni çok korkutuyor Şehrin elleri ne büyük, ne kadar küçük başı Kanın sızdığım gördüm bir çivinin sesinden Karıştırmak zorundayım metal ile ahşabı
Şiir
Ahşap AnahtarAbdülkadir Budak · Yazılı Kağıt Yayınları · 201631 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Örtünmek Sadece Örtünmek mi ?
Puan vermedi·160 syf.··
2026 12. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 14:20
Şule Yüksel Şenler kalemini beğenip fikren takip ettiğim bir yazar Bazı fikirlerini çok keskin bulmakla beraber Kapanan her kadın veya kızın melek timsali tasvirlenmesi bana çok doğru gelemiyor maalesef Özellikle bugünü yaşayan bugünün sosyal medyasında (özellikle) " başörtülü birtakım arkadaşların " aşırı makyajlı dikkat çekmek için verildiği gün gibi ortada olan selfielerini düşününce Dudaklar büyülüyor Gözler kısılıyor falan... Bunu yapmak bence hiçbir kıza yakışmıyor ama başörtü altında yapılınca da şiraze tümden kayıyor gibi... Şule Yüksel Şenler bugünü görseydi sosyal medyadaki o kızlara veya başörtülü influence 'lara tanıklık etse idi, acaba ne derdi ne yazardı ne yorum yapardı ? doğrusu çok merak ediyorum Örtü bizzat örtülü insanlar tarafından anlamından ve değerinden kaybettirilmekte ... Tabii bu asla bir genelleme değil olamaz da...
HidayetŞule Yüksel Şenler · Timaş Yayınları · 2017302 okunma
TAVŞAN DELİĞİ
8/10
·344 syf.·
2026 44. kitabı
Selam. Bu gün daha iyi anlaşılmasını istediğim bir kitaptan söz etmek istiyorum. Kitabı okuduktan sonra ekin ✧ tüm kapalı anlamları açıklayan bir araştırma atmıştı bana, bundan çokça faydalandığımın altını çizmek istiyorum. Ancak kimse inceleme yazmaya yanaşmayınca bu işe el atmaya karar verdim. Çok fazla inceleme inceleyip yazdığım ilk inceleme bu oldu çünkü topluca herkesin aklındaki karışıklıkları gidermek istedim. !Spoiler içerir Mona Awad'ın Tavşan romanı son yılların en kutuplaştırıcı eserlerinden biri. Sevenleri onu modern gotiğin en özgün örneklerinden biri olarak görürken, sevmeyenleri anlamsız ve gereksiz derecede absürt olmakla suçluyor. İlginç olan şu ki, kitaba yöneltilen eleştirilerin büyük kısmı aslında romanın başarısız olduğunu değil, tam olarak yapmak istediği şeyi başardığını gösteriyor çünkü Tavşan okurunu rahat ettirmek için yazılmış bir roman değil. Bu nedenle kitabın aldığı düşük puanların önemli bir kısmının, romanın niteliğinden çok okurun beklentileriyle ilgili olduğunu düşünüyorum. Pek çok kişi kitabı eline aldığında Donna Tartt'ın Gizli Tarih'ine benzeyen, seçkin öğrenciler, akademik entrikalar ve planlı suçlar etrafında dönen geleneksel bir dark academia hikâyesi bekliyor. Oysa Awad'ın yazdığı şey bambaşka. Bu kitap bir kampüs romanı görünümüne bürünmüş yaratım alegorisi, ir cinayet hikâyesi görünümüne bürünmüş yazarlık hikâyesi, bir arkadaşlık hikâyesi görünümüne bürünmüş yalnızlık hikâyesi ve her şeyden önemlisi, güvenilmez bir anlatıcının zihninde geçen olayları okuduğumuz farklı bir kitap. Ben farklı zihinleri okumayı çok sevdiğimden bu durum çok hoşuma gidiyor. Romanın geçtiği Warren Üniversitesi bile aslında anlamlıdır. İngilizcede "warren" kelimesi tavşan yuvası, yani yer altındaki karmaşık tünel sistemi anlamına gelir. Daha
Duygu ve Düşünce
TavşanMona Awad · İthaki Yayınları · 2024752 okunma
MEDARI MAİŞET MOTORU-ODİSİYA
Puan vermedi
Sait Faik Abasıyanık'ın öykücülüğünü üç döneme ayırıyoruz.1930'lu ve 40'lı yıllardaki gözlemci ve gerçekçi ilk dönemini, ikinci dönemi olan 1950'lerde bireyci, sürrealist ve doğa odaklı olgunluk dönemini yaşayan Sait Faik Abasıyanık, üçüncü dönem öyküleri olan Alemdağı'nda Var Bir Yılan adlı öyküsünde de görüldüğü gibi daha soyut konuları işlemiştir. Onun öykülerinde dikkat çeken homoerotizm, en çok da son dönem öykülerinde fark edilmektedir. O güne kadar açıkça anlatamadıklarını hiçbir şeye aldırmadan görülmemiş bir gözü peklikle yazmaya başlar. Öyküleri her ne kadar otobiyografik özellikler taşısa da okur olarak anlatılanları gerçek kimlikleriyle örtüştürme alışkanlığımızdan vazgeçerek, kitaplarda yazar-anlatıcı unsuru gerçeğini göz ardı etmemek gerekir. Medarı Maişet Motoru adlı öyküde sayfa 49'da yer alan şu satırlara bakalım: "Eğiliyorum. Bu açık dudaklar, yarı açık gözleriyle uyumuş arkadaşımı öpüyordum.. Belki ömrümde ilk ve son defa bir insanı, bilinmedik bir yerimde yıkanmış arzularımla bir daha, bir daha öpüyorum." Anlatıcının çocukluğunu anlatırken arkadaşlarından bahsettiği bu satırlarda, Odisiya'ya duyduğu arkadaşça sevgi ergenlik dönemi duygusallığından ibaret görünse de homoerotizm içermektedir.
Edebiyat
Medarı Maişet MotoruSait Faik Abasıyanık · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20202,709 okunma
Puan vermedi·238 syf.··
2026 10. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 20:00
Zihnin Atlası: Varlığın Öznel Yankısı İhsan Oktay Anar’ın Puslu Kıtalar Atlası’nı yıllar sonra yeniden araladığımda, koca bir kitabın içinden ruhuma süzülen o tek cümle oldu: "Düşündüğüm için ben var değilim; sizler varsınız, çünkü sizler benim zihnimdeki düşüncelerden ibaretsiniz." Bu muazzam ifade, varoluşun merkezine beni değil, benim dışımdaki dünyayı birer yansıma olarak yerleştiriyor. Bu bakış açısı, hayatta karşımıza çıkan olayların, tanıdığımız insanların, bizi kederin kuyusuna atan ya da mutluluğun zirvesine çıkaran tüm duyguların aslında dışarıda değil, tamamen kendi zihin dünyamızda şekillendiğini fısıldıyor. Dünya, dışarıda dönen mekanik bir çark değil; bizim algımızla renklendirdiğimiz, anlam yüklediğimiz ve var ettiğimiz bir sahneden ibaret. Eğer biz o anlamı geri çekersek, geriye ne acı kalıyor ne de neşe. Ömer Hayyam, yüzyıllar öncesinden bu düşünceyi şu eşsiz dörtlüğüyle mühürlemiş; "Ben olmayınca bu güller, bu serviler yok. Kızıl dudaklar, mis kokulu şaraplar yok. Sabahlar, akşamlar, sevinçler ve tasalar yok. Ben düşündükçe var dünya; ben yok, o da yok." Anlıyorum ki dünya, ben düşündüğüm sürece bir hacme sahip. Gördüğüm her yüz, duyduğum her ses zihnimin bir kıvrımında hayat buluyor. Nihayetinde her şey, kendi iç dünyamızda kurduğumuz o puslu atlasın bir parçası. Biz yoksak, o muazzam dünya da aslında hiç var olmamıştır… Puslu Kıtalar Atlası İhsan Oktay Anar
1000Kitap
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,8bin okunma