YAVAŞ YAVAŞ GEÇTİM KALABALIKLARIN ARASINDAN
Yavaş yavaş geçtim kalabalıkların arasından bir deniz çarpması gibi çoğalta çoğalta geçen geçtiği yeri yavaş yavaş çıktım içim den. Dokundum yavaş yavaş acıya, kuvarsa, şiire yavaş yavaş tarttım suyu, anladım nedir ağırlık kokular coğrafya. Eğildim sonra gövdeyi tanıdım ve düzenini gördüm sessizliğin düm düzlüğünü gördüm yinelemedi gördüğüm hiçbir şey böyle yavaş yavaş geçtim insandan insana insanlaştırdım yavaş yavaş dışımı böyle karıştım kalabalıklara kalabalıklaştım böylece.
Alıntı
Bayezid-i Bistamî, "Yolun başındayken dört şeyi yanlış biliyor-dum, sonunda doğrusunu öğrendim" der: 1. Yolun başında ben Hakk'a talibim zannederdim, sonunda anladım ki Hak bana talipmiş. 2. Yolun başında ben Hakk'ı zikrediyorum zannederdim, so-nunda anladım ki Hak beni zikrediyormuş. 3. Yolun başında benim için iyi olanı seçen yine benim zanne-derdim, sonunda anladım ki ben hep kötü olanı seçmişim, her defasında benim için iyi olanı seçen O'ymuş. 4. Yolun başında Hakk'a vâsıl olmayı isterdim, sonunda anla-dım ki daha yolun başındayken ben Hakk'a vâsıl imişim.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Hapishane Şarkısı
Göklerde kartal gibiydim, kanatlarımdan vuruldum; Mor çiçekli dal gibiydim, bahar vaktinde kırıldım Yar olmadı bana devir, Her günün bir başka zehir; Hapishanelerde demir Parmaklıklara sarıldım Coskun dum pınarlar gibi, sarhoştum rüzgârlar gibi; ihtiyar çınar lar gibi Bir Gün içinde devrildim. Ekmegim bahtın katı, Baktım düşmanımdan kötü; Böyle kepaze hayatı Sürüklemekten yoruldum. Kimseye soramadım, Doyunca sarmadığım, Görmesem duramadım Nazlı yarimimden ayrıldım…
Sayfa 36 - Yapı Kredi yayınları
Hz. Muhammed, eğer bir mümin bulaşıcı bir hastalık veya mide hastalığı sebebiyle vefat ederse şehit sayılır demiştir. Ve bütün şehitler cennettedir. Hastaları ziyaret edip onlara bakanlara çok büyük mükafatlar, nimetler vardır; Hz. Muhammed, hastaları ziyaret eden kişi için şöyle buyurmuştur: "Kim bir hastayı ziyaret ederse, rahmete dalmış demektir. Hastanın yanında oturduğunda ise tüm rahmet onu baştan başa kuşatır. " [Aşağıdaki hadis-i kudsîde Allah Teâlâ, hasta ziyaretinde bulunmanın bizleri kendisine nasıl yaklaştırdığını şöyle buyuruyor: "Allah Teala kıyamet günü, 'Ey âdemoğlu! Ben hasta ol-dum da sen beni ziyarete gelmedin!' diyerek kuluna sitem eder. Buna şaşıran insan, 'Ya Rabbi! Sen alemlerin Rabbisin. Ben seni nasıl ziyaret edebilirdim ki?' der. Hak Teâlâ, 'Bilmiyor muydun? Falan kulum hasta oldu ama sen onu ziyarete gelmedin. Ziyarete gelseydin, beni onun yanında bulacağını bilmiyor muydun?' buyurur."
Sayfa 273·Kitabı okudu
Elodin duvardaki dev kara tahtaya yürüdü ve bazı kitap adları yazmaya koyuldu. El yazısı şaşırtıcı derecede düzgündü. "Bunlar önemli kitaplar," dedi. "İçlerinden birini okuyun. (...)"Elodin Hoca," dedi çekinerek, "hangisini okumalıyız?" Elodin yazmaya ara vermeden bașını çevirip ona baktı. "Umurumda değil," dedi öfkesini belli ederek. "İstediğinizi seçin. Diğerleriniyse üstünkörü gözden geçirin. Resimlerine bakın. Başka hiçbir șey yapmasanız bile en azından koklayın." (...)"En önemlisi hangisi?" diye sor- dum. Elodin boș verircesine homurdandı. "Bilmiyorum," dedi. "Hiçbirini okumadım." Yazdığı En Temerant Voistra adını daire içine aldı. "Bu kitabın Arșiv'de bulunduğundan bile emin değilim." Onun yanına bir soru işareti koyup yazmayı sürdürdü. "Size şu kadarını söyleyebilirim: bunların hiçbiri Kitaplar bölümünde yok. Olanları da oradan aldım. Bunları Istifler`de arayacaksınız. Her birini hak etmeniz gerekecek."
Sayfa 141·Kitabı okudu
ya Dostum, ben de her şeye rağmen centilmen olmak, başkalarının gözünde de böyle görünmek isterim. Fakirim ama, pek namuslu olduğumu söyleyemem. Toplumun bem düşkün bir melek sayması genelleşti. Ama nasıl, ne zaman melek olabildiğimi hiç aklım almıyor. Böyle bir şey varsa da çok eski bir geçmişe ait olmalı; artık unutulsa da günah sa yılmaz... Şimdi yalnız şerefli bir insan adına değer veriyorum; gelişigüzel yaşıyor, hoş görünmeye çalışıyorum. İnsanları iç ten severim ben. Ah, pek çok bakımdan kötü şeyler söylediler benim için! Şurada, bazen, aranıza katıldığım zaman hayatım gerçekleşiyor; en çok bundan hoşlanıyorum zaten. Senin gibi benim de fantastik şeylere hiç tahammülüm yok, bunun için yeryüzündeki gerçeği severim. Burada her şey belli; formül ler, geometri falan var. Oysa bizde sadece birtakım belirsiz denklemler.. Burada dolaşıp hayal kurarım. Hayal kurmayı severim. Ayrıca yeryüzündeyken kendimi kör inançlara kap tırıyorum. Evet, gülme rica ederim: Bu durumdan hoşlanıyo rum üstelik. Aranıza karışınca bütün âdetlerinize ayak uydu ruyorum. Hamama gitmeye bayılırım, inanır mısın? Orada tüccarlarla, papazlarla birlikte kızgın taşın üstünde buharda terlemek pek hoşuma gider. Biricik emelim, temelli, kesin olarak insan haline girip şöyle yedi pud'luk 21 şişko sko bir tüccar ka-olmak, onun inandıklarına inanmak. Kiliseye uğrayarak yürekle bir mum yakmak; idealim bu oldu, gercekten raşmaktan zevk almaya başladım. Baharda çiçek hastalığı O zaman bütün acılarım dinecek. Bir de hastalıklarımla hoy gosterince çocuk bakım evine koştum, aşılandım. O gün, asal keyiflendiğimi bilemezsin! "İslav kardeşlerimiz" için on mable bağışta da bulundum. Ama sen dinlemiyorsun. Bugün testin yerinde değil galiba. Centilmen bir an sustuktan sonra. -Biliyorum, dün o doktora gittin, diye
Sayfa 850·Kitabı okudu