Dünyanın en derin sanatkârlarından biri olan (Şekspir)in, (Ofelya)nın elindeki kitaba bakan (Prens Hamlet)e söylettiği sözü hatırlayalım: - Bunlar, kelimeler, kelimeler, kelimeler!.. Prens Hamlet şöyle demek istiyordu: - Nerede hakikat? İşte gönüldaşlarım, biz o hakikatin, mutlak hakikatin çilekeşleriyiz! Dâva, mefkûre, gaye; bunların hepsi lâf!.. Bunların hepsi, nereye gittiği, gittiği yerde ne bulacağı belli olmayan birer yol işareti... Hani ya varılacak durak?.. İsmi ne?.. Adresi nasıl?..
İlkokuldan beri dilimden bu marşın düşmeme nedeni bu kitaptır.
Dağ Başını Duman Almış! Yıl 1919... Ülke işgal altındaydı! 19 Mayıs'ta Samsun'a çıkan Mustafa Kemal, İngilizlerin istediği gibi çalışmalarına izin vermeyeceklerini gördü... Anadolu içlerine doğru ilerlemeye karar verdi. İlk durak Havza olacaktı. Yâverinden hemen bir otomobil bulunmasını istedi. Araştırıldı, soruşturuldu... Sonunda, Benz marka, çok eski bir otomobil bulunabildi. Mustafa Kemal, "Tamam," dedi. Arkadaşları "Ama çok eski," diyerek kuşkularını belirttiler. Mustafa Kemal "Olsun," dedi. Arkadaşları, "Her an arıza çıkarıp bizi yolda bırakabilir!" diye uyarmak istediler. Bunun üzerine Muş'ta Kemal, "Başka otomobil var mı?" diye sordu. Arkadaşları, "Yok," dediler. "Öyleyse bununla yola çıkacağız!" Samsun'dan yola çıkıp Havza'ya doğru gecenin karanlığında yol almaya başladılar... Korkulan sabaha karşı başlarına geldi: Motor su kaynatmaya başladı... Suyun soğutulması ve değiştirilmesi beklenirken, Mustafa Kemal, otomobilden indi. Şafak yeni dökmekte.. Dağların bulutlara değen tepeleri yeni yeni pembeleşmekteydi. O anda, Mustafa Kemal, daha önce kimsenin duymadığı bir marşı söylemeye başladı: Dağ başını duman almış, Gümüş dere durmaz akar. Güneş ufuktan şimdi doğar, Yürüyelim arkadaşlar... Sesimizi yer, gök, su dinlesin, Sert adımlarla her yer inlesin!
Sayfa 11 - Yaklaşık 10 yıl önce okumuştum bu kitabı·Kitabı okudu
Reklam
Değerli Okurlara Bir Merhaba ve Huzur Çağrısı"
Kur’an-ı Kerim: Ruhun Dinlendiği En Güvenli Liman Hayatın gürültüsü, koşturmacası ve bitmek bilmeyen telaşları arasında ruhumuz bazen nefessiz kalır. İşte tam o anda Kur’an, sadece bir kitap olarak değil; bir "sekine" (iç huzur) rüzgarı olarak çıkagelir. Onu okumak, bir metni incelemek değil; seni senden daha iyi tanıyan bir Dost ile dertleşmektir. Neden Kur’an Okurken Huzur Dolarız? 1. "Yalnız Değilsin" Fısıltısı: Modern dünyanın en büyük sancısı olan yalnızlık, Kur’an’ın kapağını açtığınız an dağılır. "Nerede olursanız olun, O sizinle beraberdir" (Hadîd, 4) ayeti, bir metinden ziyade sıcak bir kucaklaşmadır. Bu cümleyi kalbiyle hisseden biri için korku, yerini derin bir güvene bırakır. 2. Kelimelerin Şifa Gücü: Kur’an’ın kendine has bir ritmi, kalbi besleyen bir frekansı vardır. Ayetler sadece zihne bilgi vermez; adeta bir ney sesi gibi ruhun pürüzlerini törpüler. "Biz Kur’an’ı müminler için bir şifa ve rahmet olarak indiriyoruz" (İsrâ, 82) beyanı, insanın içindeki o tarifi zor sızılara dokunan ilahi bir merhemdir. 3. Karmaşadan Netliğe Geçiş: Zihnimiz binlerce soru ve kaygıyla doluyken, Kur’an bize "Mutlak Olan"ı hatırlatır. Geçici olanın gürültüsünü kısar, ebedi olanın sesini yükseltir. Bakara Suresi’ndeki "Allah size dilediğinizi değil, sizin için hayırlı olanı verir" gerçeği, sırtımızdaki o ağır "belirsizlik" yükünü indirip bizi tevekkülün hafifliğiyle tanıştırır.
Gündüz Arafat'ta, gece Meş'ar'da ve bayram güneşiyle Mina'da... Ve Mina'daki duraklama! Üç gün, üstelik Mina son durak değil, amaç değil. Öyleyse bu yolculuk ne zaman bitecek? Bu kervanın son durağı neresi? Hiçbir zaman! Hiçbir yer! Peki hangi yöne gidiliyor? Allah'a doğru. Ne zamana değin? Nereye kadar? Son konaklama nerede? Allah, mutlaktır, sonsuzluktur. Mutlak güzelliğe, mutlak bilgiye, mutlak güce, mutlak kemale hareket! Sürekli, sonsuz bir hareket... "Ve dönüş Allah'adır." Bu yolculukta Allah, bir durak yeri değil, bir yöndür!
Durak Bey "ya sabır" çektikten sonra Rusça "Şifalı ot toplamaya..." deyince İvan da Rusça "Çok yakında göç edeceksin, ne yapacaksın bunca otu?" diye sordu. Sabahın köründe ve kuru ayazında kavga etmek istemeyen Durak "Otacı, evde de yolda da otacıdır. Kimin ne zaman ve nerede hasta olacağı bilinmez. Tedbirli olmak lazım." deyip kibarca tersledi..
Sayfa 20 - Kanes Ysyınları·Kitabı okudu
Roman
Sinirli bir kadın konuşmaya başladıysa geçmiş olsun :)
Semyon,karısına sadece yirmi kopeklik içtiğini,adamı nerede bulduğunu anlatmak istiyordu,istiyordu istemesine de karısı konuşmasına fırsat vermiyordu ki.Tam bir şey diyecek karısı araya girip duruyordu,hatta o ki almış başını gitmiş,on yıl önce olan ne varsa hepsini bir bir sayıp durmaya başlamıştı.Dur durak bilmeden konuştu da konuştu Matryona...
Sayfa 17·Kitabı okudu
Reklam
Reklam