Sürekli bir şeyler arayıp durmak benimki; belki de doğamdan geliyor bu! Acı da çıkacak karşıma. Hangi gün onsuz kalmış dünya! İyice kapalı kutu olduysa bu kız, kırıp açmak mı gerek ille de? Kendini kırıp döktüğün yetmiyor mu? Bırak da kendisi kurcalayıp açsın kendi kapalısını!
Bazen sadece durmak istersin. Koşmaktan, savaşmaktan, haklı çıkmaya çalışmaktan yorulursun. Sadece durup izlemek istersin kendi hayatının akıp gidişini.
Ne de olsa dünya böyle bir yerdi, haramilerin hükmettiği bir düzende doğru durmak, doğru sevmek, doğru düşünmek, doğru hareket etmek, diye düşündük, bizi yalnızlaştırmaktan başka bir işe yaramıyor.
...gece yarısına dek çalışıyordu.Güçtü,ama yunuyordu. Bir cümle üstünde saatlerce durmak vardı:Kafasına yürüyenlerden birini seçmenin sorumluluğu vardı. Kelimelerin yetersizliğini öğreniyordu.Bazı günler sigara içtiğini küllüğün doluşundan anlardı. Acaba onun da alnı kırışıyor muydu?
"Gemici için çapa," diye başladı söze. "Eve güvenli bir ekilde geri dönme umudunu ve denize olan güveni temsil eder. İstenilen yerde sabit durmak için suyun dibine bırakılır çapa. Gemiyi denize bağlar bir nevi. Artık daha anlamlı. Gerek suyun dibi gerek çapanın oldukça ağır olması gerekse gemiyi sabitlemesi...”