Bir kul, namazda kalp huzuruna nasıl erebilir?" "Dört şeyi düstur edinerek. Bunlardan birincisi; helal lokma yemek ve yemek yerken gaflete düşmemektir. Yemeği ya-pandan, yiyene kadar huzurla yapılmalı, öfkeden uzak durul-malıdır. İkincisi; namaz dışındaki vakitlerde de Hakkı asla unutmamalı, her an Allah'ın onu gördüğünü, gözettiğini id-rak etmeli. Üçüncüsü; abdest sırasında da gafil olmamaktır. Su bedeni nasıl temizleyip arındırıyorsa, huzura çıkacağı için de manen ilahi feyzin onu arındırdığını düşünmelidir. Suyun bedenini temizlediği gibi tövbeyle de manen temizlenmeyi umut etmelidir. Dördüncüsü; ilk tekbiri alırken kendini Hakkın huzurunda bilmektir.
Bir süreliğine sus, ey rüzgâr! Bir süreliğine durul, ey nehir, ki sesim vadi boyunca yankılansın da yolcum beni duyabilsin.
Alıntı
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Yüz defa bulansan da, bin defa durul bana.
...'Ben: "Benim ileri sürdüğüm sözleri beğenmiyorsanız siz başkalarını bulup ortaya atın" demişim, sen korkuvermişsin bundan: "O vakit halimiz ne olur? Her eli kalem tutan kendi keyfine göre kelimeler uydurur ve yazarsa bu curcunanın içinden nasıl çıkılır? Böyle bir hal, birbirimizi anlamamak, dili perişan etmek, inhilale sürüklemek olmaz mı?" diyorsun. Yeni dil kurmak dediğin işte böyle olur, Sedat'çığım! Hani sizler, senin gibi düşünenler ikide bir: "Dili durulmanlar (devlet adamları) kurmaz, yazarlar kurar!" diye bağırıyorsunuz, doğru da söylüyorsunuz, yazarların kurması işte böyle olur. Bak XVI. yüzyıl Fransız ozanlarına, yazarlarına, bak Ronsard'a, Du Bellay'ye, Amyot'ya, Montaigne'e, Rabelais'ye. Yığmışlar ortaya yeni tilcikleri ,hepsini denemişler, kimi tutmuş, kimi tutmamış' ... 'Bizde de öyle olmalıydı, yazarlarımızın hepsi de yeni dilin kurulmasında çalışmalılardı, aralarında tartışırlar, çarpışırlardı. Bir dokuncası (zararı) yoktur öyle çarpışmaların, dil öyle kurulur. Bunu istemezseniz, öteki yol kalır, söydeşi (yani) durul bir kurum, bir kurağ (müessese) yapar, oraya birkaç kişiyi toplar, yeni bir dilin yaratılmasını onlara buyurur. Bu yolun nereye vardığını görüyorsunuz.' ...
Sayfa 36 - tilcik: kelime·Kitabı okudu
“Yüz defa bulansan da bin defa durul bana.”
Sayfa 117·Kitabı okudu
Alıntı
Lap darıxdım...
BAKI KÜLƏYİ Demirəm hər zaman gəz bu diyarı, Sındır budaqları, əy budaqları. Bəzən də sakit əs, su kimi durul, Gəlib dalğa-dalğa tökül qoynuma. Gah da mənə çatıb havada burul, Burula-burala dolan boynuma.
Sayfa 32·Kitabı okudu
Alıntı