...'Ben: "Benim ileri sürdüğüm sözleri beğenmiyorsanız siz başkalarını bulup ortaya atın" demişim, sen korkuvermişsin bundan: "O vakit halimiz ne olur? Her eli kalem tutan kendi keyfine göre kelimeler uydurur ve yazarsa bu curcunanın içinden nasıl çıkılır? Böyle bir hal, birbirimizi anlamamak, dili perişan etmek, inhilale sürüklemek olmaz mı?" diyorsun. Yeni dil kurmak dediğin işte böyle olur, Sedat'çığım! Hani sizler, senin gibi düşünenler ikide bir: "Dili durulmanlar (devlet adamları) kurmaz, yazarlar kurar!" diye bağırıyorsunuz, doğru da söylüyorsunuz, yazarların kurması işte böyle olur. Bak XVI. yüzyıl Fransız ozanlarına, yazarlarına, bak Ronsard'a, Du Bellay'ye, Amyot'ya, Montaigne'e, Rabelais'ye. Yığmışlar ortaya yeni tilcikleri ,hepsini denemişler, kimi tutmuş, kimi tutmamış' ... 'Bizde de öyle olmalıydı, yazarlarımızın hepsi de yeni dilin kurulmasında çalışmalılardı, aralarında tartışırlar, çarpışırlardı. Bir dokuncası (zararı) yoktur öyle çarpışmaların, dil öyle kurulur. Bunu istemezseniz, öteki yol kalır, söydeşi (yani) durul bir kurum, bir kurağ (müessese) yapar, oraya birkaç kişiyi toplar, yeni bir dilin yaratılmasını onlara buyurur. Bu yolun nereye vardığını görüyorsunuz.'
...