Yapamıyordum artık yapamıyordum
Yadsıyarak yükseliyordu yoldan ayak seslerim
Daha büyüktü umutsuzluğum sabırdan
Ve geçiyordu bahar o yemyeşil düş
Penceremden
Sesleniyordu yüreğime:
"Bak
Hiçbir zaman ilerlemedin
Battın sen!"
Tek başıma yaşadığım daireyi hıncahınç dolduran bu arşiv yığının içine sığınma ihtiyacı duyduğuma göre, neyi kaçırmış olabilirim? Yıllar geçtikçe yerden tavana doğru yükselmeyi sürdüren bütün bu kitapların, bu eski evrakın arasında sıkışıp, yaşamaktan çok düş kurmaya mı mahkum ettim kendimi? Gazete ve dergi koleksiyonları, kataloglar, açık artırmalardan ve pazarlardan satın alınmış fotoğraf albümleri, ajandalar, mektuplar, not defterleri, her dönemden Paris haritaları ve rehberleri, çoğunluğu gereksiz şeyler, sergi, sinema biletleri ve hatta kitap ayracı olarak kullandığım kahve fişleri. Bunlar benim hafızam. Hiçbir zaman hiçbir şeyi atmayı bilemedim zaten.
Çocuklar annelerini düş kırıklığına uğratmama yükümlülüğü altına sokulmuşlardır, kendilerine erdem maskesi ardında yaşamı sevmeme öğretilmektedir. Eğer gerçekten kendini seven bir annenin etkisini inceleme şansı doğarsa, çocukların sevgi, neşe, mutluluk deneyimi kazanmalarına kendini seven bir annenin sevgisi kadar hiçbir şeyin yardımcı olmadığı görülecektir.
Hayır, o gece hissettiği şey hayal kırıklığı değildi. Çünkü hayatın düş ve gerçek arasında bir gölge oyunu olduğunu çoktan öğrenmişti. Rüzgâr'ın yüzü hüzmeler hâlinde belleğinden silinip giderken anlamıştı ki hayat, acımasız bir unutuştu aynı zamanda.
Her şeyden evvel hiçbir insan mutlu değildir; bütün hayatı boyunca hayali bir mutluluk peşinde koşup durur, onu nadiren ele geçirir ve ele geçirse bile, geçirmesiyle birlikte bir yanılsamadan, bir düş kırıklığından başka bir şey kalmayacaktır geride; ve kural olarak sonunda bütün umutları suya düşecek ve limana bir enkaz halinde girecektir.