10/10
·97 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 12:43
Şiir, insanın kendi içine yaptığı en tekinsiz ama en samimi yolculuktur. Modern çağın gürültüsü içinde kaybolan o ince sesi duymak, ancak kelimelerin ustalıkla yontulduğu bir sessizlikle mümkündür. Muhammet İsa Öztürk’ün, yahut okurunun da aşina olduğu zarif mahlasıyla Mahir Karasu’nun ( Mahir Karasu ) kaleminden süzülen Saklı Düş ( Saklı Düş ), tam da bu sessizliğin ortasında yankılanan bir iç döküm. Eseri okurken, şairin klasik şiirimizin kadim hüznünü, divan edebiyatının 'melal'ini bugünün betonlaşmış sokaklarına nasıl taşıdığını uzun uzun düşündüm. Kitap, "Ölüm bir aşk idi ve hepimiz âşık olacaktık" gibi sarsıcı bir dizeyle karşılıyor bizi. Öztürk, ölümü soğuk bir yok oluş değil, "şiircesi vuslat" olan bir tamamlanma, tabiata karışma hali olarak okura sunuyor. Sayfalarda gezinirken, şairin beslendiği coğrafyanın, kadim Mardin’in rüzgârını ve taşa sinmiş vakarını hissetmemek elde değil. Ancak beni asıl duraksatan ve şiirlerin omurgasını oluşturan unsur, dizelerdeki derin çocukluk ve masumiyet vurgusu oldu. Şairin çocuk pedagojisi üzerine aldığı akademik formasyonun, onun dünyaya bakışını nasıl derinden şekillendirdiğini; sokağın acısını, "kan emilen masumiyeti" ve "babası olmayan bahçeleri" resmederken kelimelerine nasıl incelikli bir merhamet kattığını görebiliyorsunuz. O, sadece bir şair olarak değil, incinmiş çocuk ruhların dilinden anlayan mahir bir gözlemci olarak konuşuyor. Saklı Düş ( Saklı Düş ), okuru sarsıp bir kenara bırakmayan, aksine onun elinden tutup kendi içindeki unutulmuş masumiyetiyle yüzleştiren bir eser. Gündelik hayatın hızına ve "iki yüzlü cümlelere" yenik düştüğümüz şu günlerde, bir an durup şairin o dilsiz şarkısına kulak vermek eminim ki hepimize iyi gelecektir. Belki de bu dizeler, toprağa içirmeden gözyaşlarımızı, kendi içimizdeki o saf
Şiir
Saklı DüşMahir Karasu · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202015 okunma
Hissetmeyi ve bilmeyi birleştirebilmiş bir kişilik
7/10
·283 syf.··
2025 17. kitabı
Tekrardan merhabaalar:) Bugün 17. kitabımı da okudum. Oğuz Atay'dan okuduğum ilk eserdi. Açıkçası daha önce uzun uzun biyografi okumuş değildim, daha doğrusu biyografi kitabı okumuş değildim. O yüzden benim için iyi bir deneyim oldu. Neyse, incelemeye geçelim. Arkadaşlar bu kitap Mustafa İnan adındaki bir mühendisin hayat yolculuğunu anlatıyor. Kitap, kıyıda köşede kalmış bir eser değil, o yüzden eğer mâlumat elde etmek isterseniz kitap hakkında okuyabileceğiniz birçok yazı bulabilirsiniz. Fakat beni kitapta etkileyen bir yöne değinmek istiyorum. Mustafa İnan, pozitivist biri değil. Özellikle edebiyata olan düşkünlüğü çok kıymetli. Ayrıca kelime tahliline dair her şeyi çok seviyor. Maddede kaybolmamayı ve hayatı her yönüyle yaşamayı tavsiye ediyor bizlere. Anlamaktan ve hissetmekten bahsediyor. Sanki o günden bu günleri görmüşte eksik yanlarımızı tamamlaya çalışır gibi. Mutlaka okunmanızı öneririm. Özellikle storytel'deki beyefendi harika seslendirmiş kitabı. Güncel listem Türk Edebiyatı Okunanlar: 1. Çocukluğumun Soğuk Geceleri - Tezer Özlü (65 sayfa) 2. Efsuncu Baba - Hüseyin Rahmi Gürpınar (84 sayfa) 3. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu - Peyami Safa (112 sayfa) 4. Yılkı Atı - Abbas Sayar (112 sayfa) 5. Kürk Mantolu Madonna - Sabahattin Ali (160 sayfa) 6. İntibah – Namık Kemal (164 sayfa) 7. Aylak Adam - Yusuf Atılgan (192 sayfa) 8. Kuyucaklı Yusuf - Sabahattin Ali (250 sayfa) 9. Araba Sevdası - Recaizade Mahmut Ekrem (264 sayfa) 10. Karartma Geceleri - Rıfat Ilgaz (264 sayfa) 11. İçimizdeki Şeytan - Sabahattin Ali (267 sayfa) 12. Eylül - Mehmet Rauf (268 sayfa) 13. Yılanların Öcü - Fakir Baykurt (280 sayfa) 14. Bir Bilim Adamının Romanı - Oğuz Atay (283 sayfa) 15. Mücella - Nazan Bekiroğlu (344 sayfa) 16. Gün Olur Asra Bedel – Cengiz Aytmatov (417 sayfa) 17. Aşk -
Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnanOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202020,5bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Dikkatsiz bir gencin faydasız eyvahı: İntibah!
8/10
·142 syf.··
Beğendi
·
2025 16. kitabı
Merhabaalarr Bugün listemden 15. kitabı okudum. Listede 15. kitap değil, 15. adet kitabı diyorum. :) Türk edebiyatının ilk edebi romanı olan İntibah'ı hızlıca bitirdim. Kısa, çok kaliteli bir yazardan çıkmış tatlı bir eser. Edebi dili gayet iyi. Konu sapmıyor ve okurken yazarın olayları çok uzatmadan ama kaliteden de taviz vermeden yazdığını hissediyorsunuz. Kısaca konusu şöyle: Ali isminde 21-22 yaşlarında bir genç var. Mahpeyker adında bir kıza aşık oluyor ve birtakım olaylar yaşanıyor. Ardından bu kızdan ayrılıp Dilâşûb adındaki diğer kıza aşık oluyor. Fakat işler yine kötü gidiyor ve olaylar birbirini takip ederek en nihayetinde hazin bir son yaşanıyor. Çok zamanım yok, hele hele kalitesiz bir esere hiç zamanın yok diyorsan İntibah tam senlik. --- Bu arada listemi buraya paylaşıyorum. Belki benimle beraber ilerlersiniz ve 5-6 yıl sonra bir edebiyat kurdu oluruz. :) Benimle beraber okuyacak arkadaş varsa bana da çok iyi gelir. Bundan sonraki okuyacağım iki eser Bir Bilim Adamının Romanı ile Cevdet Bey ve Oğulları. Daha sonra zaten tatilim başlayacak ve İnce Memed'i okuyacağım. 25 gün falan ayırdım ona. Dünya edebiyatına ise hiç girmedim daha. Bir süre de girmem diye düşünüyorum en azından yaza kadar. Ha bir iki eser aldım ama devamı zor gelir. Bu arada 5-6 yılda bitirmem için (şu an 21 yaşındayım ve hedefim 26-27, en geç 29'a kadar) yılda yine 4 veyahut 5 kitap bitirmem gerekiyor. Kendimize yapabileceğimiz çok iyi bir yatırım diye düşünüyorum. Umarım faydalı olur. *** Türk Edebiyatı Okunanlar: 1. Çocukluğumun Soğuk Geceleri - Tezer Özlü (65 sayfa) 2. Efsuncu Baba - Hüseyin Rahmi Gürpınar (84 sayfa) 3. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu - Peyami Safa (112 sayfa) 4. Yılkı Atı - Abbas Sayar (112 sayfa) 5. Kürk Mantolu Madonna - Sabahattin Ali (160 sayfa) 6. İntibah –
İntibahNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,3bin okunma
Işık Bahçeleri - Amin Maalouf
Puan vermedi·256 syf.··
2025 12. kitabı
Kitabı genel olarak değerlendirmekten ziyade beni en çok etkileyen kısmını ve kurduğum özdeşliği paylaşmak istiyorum. • Kitabımızın ana karakteri Mani, çocukluğunun geçtiği hurma bahçesine kendisini o kadar ait hissetmiyor ki, bütün gün yalnız kalıp ağacın altına gidip düş kuracağı o anı bekliyor. Aidiyet kuramadığı topraklarda ona evinde hissettirecek tek yer hayal dünyası oluyor. Bir gün yine kendi yalnızlığına çekildiğinde "ikizi" olarak adlandırdığı bir ses duymaya başlıyor. Bu ses Mani dininin ilk mesajlarını veren ses olarak anlatılıyor. Bana kalırsa Mani'nin yarattığı alternatif bir persona ya da alter ego olarak da okunabilir. Velhasıl bu ses Mani'ye kritik anlarda ne yapacağını, nereye gitmesi gerektiğini, huzuruna çıktığı önemli insanlara neler anlatacağını fısıldıyor. • Sonra bir gün savaşa çıkmadan evvel Mani'ye ağacın kenarına gidip duyması gereken sesleri dinlemesini buyuruyor hükümdar. Mani yine bulduğu ilk ağacın altına oturuyor, bekliyor. Bu bekleyiş çok uzun sürüyor ve Mani endişelenmeye başlıyor. Yoksa ikizim beni yarı yolda mı bıraktı diyor, bu sefer gelmeyecek mi diyor, ona en ihtiyacım olduğu anda beni terk mi etti diyor. Bütün kitap boyunca yerinden edilen, tehdit edilen, işkenceler gören adamın, bu kötülüklerin hiçbirine karşı büyük tepkileri olmazken, daha iyi bir versiyonu olarak tasarladığı alternatif kimliğinin ona hiçbir şey söyleyemediği o anda yerle yeksan olduğunu okuyoruz. • Biz de eğer kendimize bir benlik inşa ettiğimizi söyleyebiliyorsak muhakkak hayatımızın pek çok döneminde kendi içimizdeki en iyi versiyonumuzun bizi nereye taşıyacağını merak edip ona kulak vermişizdir. Bu kitabın bilhassa bu kısmının beni bu kadar etkilemesinin sebebi, hayatım boyunca o ses dışındaki tüm seslerin biraz daha kısık olduğu ve onu dinlemeden hareket
1000Kitap
Işık BahçeleriAmin Maalouf · Telos Yayınları · 05bin okunma
UMAMİ TADINDA BİR ROMAN: HEDER AĞACI
10/10
·372 syf.··
2024 5. kitabı
UMAMİ TADINDA BİR ROMAN: HEDER AĞACI Hayatın telaşlı koşuşturması içindeyken, bir an âşık olduğunuz kişi aklınıza gelse ve her şey değişiverse, yüreğinizde kanat çırpan kuşların rüzgârıyla yavaş yavaş gökyüzüne çıksanız, bir bulutun üzerinde bağdaş kurup otursanız, aşağıda ne görürdünüz? Yeryüzünün acıklı hâlini mi, yoksa hayatın güzelliklerini mi? Bir gencin sevdiğine aşkını ilan edişini mi, bir amcanın yeğenini vahşice öldürmesini mi? Doğanın gücü karşısında aciz kalanları mı, doğanın cömertçe sunduğu renkleri, kokuları, sesleri iliklerine kadar hissedenleri mi? İyilikleri mi, kötülükleri mi? Abdullah Ataşçı’nın Everest Yayınları’ndan çıkan romanı Heder Ağacı, size dünyayı bulutların üzerinden kuş bakışı izletirken, insan olmanın türlü hâllerini mercek altına alıyor. Günümüzden yüz elli yıl öncesine kapı aralayan roman; kurgusu, akıcılığı ve enerjisiyle Jack London kitapları kadar heyecan uyandırıyor. İnsanın doğayla mücadelesinin anlatıldığı bölümlerde kitabı okumuyor, anlatılanları âdeta yaşıyorsunuz. Yaşar Kemal’in eşsiz doğa betimlemelerini seviyorsanız, Ataşçı’nın doğa gözlemi ve aktarımındaki inceliklerden büyük keyif alacaksınız. Heder Ağacı; onlarca rengi, kokuyu, ışığı, sesi iliklerinize kadar hissettirecek. Bazen kitabın sayfalarını çevirdiğinizi unutup, bir suyun kenarına ışınlanacak, roman kahramanlarından Lütfi’nin yanında, siz de renk cümbüşünün içinde doğayı soluyacaksınız. Bazen bir kayanın üzerindeki çekirgenin gerinmesiyle başlayacak sabah ve üzerinize doğan güneşi hissedeceksiniz. Oturduğunuz yerde pürenlerin, yarpuzların, kekiklerin kokusu gelecek burnunuza. Heder Ağacı’ndaki en etkileyici unsurlardan biri de Murat Nehri’ne ilişkin betimlemeler. Romanın damarlarında âdeta kan gibi dolaşan Murat Nehri’nin Ağrı Dağı’ndan doğuşu, hayata
Heder AğacıAbdullah Ataşçı · Everest Yayınları · 2022201 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2023 11. kitabı
Yarım yüzyıl dünyada yaşamak çok kök bırakır, öyle hemen ölmez. Belkide tek bir kök, ama derinlerde, sağlam ve yabani; yapraklar ölür,dallar kurur,gövde çürür sma o tek bir kök yaşamakta inat eder. Hayal etmek düş görmektir: Hayat bu sırada uyuyup dinlenir; hissetmek aktifse yaşamaktır: Yorar tüketir. Hayattaki her şeyde mantık ve kesinlik aramanın, şiirdeki en olağanüstü düşten ve en olanaksız idealden daha hayali ve ideal olduğunu keşfetmiş olmakla övünüyorum. 1843 yılında 17 Haziran, bir pazartesi, berrak ve seyahate başlamak için güzel bir günde başladığı gemi yolculuğu... Lizbon'dan başlatan gemi yolculuğu Santerem'e oradan Tenjo nehrine uzanıyor. Gemide yaşadıklarını okuyucuya sohbet havasında anlatıyor. Engin denizlerden, Afrika çölüne ,Portekiz ,Nil... Olaylar ve mekanlar hızlı bir şekilde değişiyor okurken, çok fazla kelimeler ve isimler var bu yüzden odaklanmakta zorlandım yazar kendiside rahatsız olacakki "sapmaları bırakalım diye kendini uyarıyor. Bazı yerleri öyle güzel tasvir ediyor ki Santarem vadisini cennet bahçeleri diye tarif ediyor. Kitapta şairlere, yazarlara , filozoflara adını duymadığım nicelerine yer vermiş. Yazar baş yapıtım dediği bu kitabında hem kendine hem dış dünyaya yönelik bir çok eleştiride barındırıyor. Bir keşif yolculuğu yapmak isteyenlere önerimdir.
Memleketimde SeyahatlerAlmeida Garrett · Sia Kitap · 202216 okunma