Puan vermedi·224 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2026 22:49
Gebeliğin 4. haftasında beyin ve omurilik soğanı gelişmeye başlar. Kalp atımı 5. haftada başlar ve 8.haftadan itibaren beynin kontrolü altına girer. 9 haftada beyin ve omurilik tam olarak gelişmiştir ve fetüs hareketlerini kontrole başlar. 15. haftada işitme duyusu 18.haftada görme duyusu oluşmaya başlar. 20.haftada beyin hücreleri arasında bağlantılar oluşur ve beyin gelişimi 4-6 yaşlarına kadar tamamlanır. 26. haftada işitme ve duyma iyice belirgin hal alır. Doğumda beyin hücre sayısı 100 milyar civarındadır ve yeni doğan bebek beyni erişkin beyninin dörtte biri kadardır. Fetüs zekası %60 anne- babadan gelen genetik yapı, %40 rahim içindeki ortamda beslenme koşulları ile şekillenir zeki bir anne babanın bebeğinin ilk zeki olması beklenir. Gebelikte çevresel şartlar beslenme koşulları, fiziksel ve psikolojik durum annenin hipertansiyon, kalp, diyabet gibi hastalıkları, sigara ve alkol kullanımı yaşı ve benzeri gibi durumlar bebeğin zekasını etkiler. İyi bir gebelik süreci dengeli beslenme yeterli vitamin ve mineral alımı zararlı dış etkenlerin ortadan kaldırılması fetal zekayı olumlu etkiler. Güneş ışığı eksikliği, D vitamini eksikliğine yol açarak gelişme ve zeka geriliği yapabilir. Toksik maddelere maruz kalmak zeka gelişimine zarar verebilir. Nemlendiriciler, duş jelleri ve konserve besinler dikkatli kullanılmalıdır. 142 . Hamilelik süresince az az ve sık sık beslenmek, bol su içmek, haftada 2 defa yüzeyde dolaşan balık türlerinden yemek ağır metaller içeren derin suda yaşayan balık türleri ve en riskli deniz ürünü olan midye yememek gerekir. Her gün 2 adet ceviz 8-10 adet badem fındık yemek omega 3 ve omega 6 gibi doymamış yağ asitlerinden zengin olan bu besinler bebeğinizin zeka gelişimini pozitif yönde desteklemekte annenin kan şekeri düzenlemekte demir folik
Çocuk Gelişimi
Anne Rahminde Karakter EğitimiNevin Nesrin Soysal · Aile Yayınları · 202539 okunma
Uçuk
10/10
·159 syf.··
Beğendi
·
2025 35. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mart 2025 15:48
"Ateşte pişmiş kestane görünce, suda pişmiş kestanenin, suda pişmiş kestane görünce, ateşte pişmiş kestanenin övgüsünü yapmayı, bilgiçlik taslamanın kurnaz bir yöntemi sananlarla karşılaştıkça; Şark'ın ortaçağdan bir türlü kurtulamayışının nedenini daha iyi görüyor musunuz?"(s.42 ) Bir Pazar Takılması "Yabancı bir düşünüre,'Demagog kime derler,' diye sormuşlar. -Sandalı kendisi sallayıp da denizde korkunç bir fırtına olduğuna herkesi inandıran adama derler, demiş. Bizde tam tersinedir. Tayfun patlamış, dalgalar kabarmış, sandal alabora olmak üzereyken, dümene kurulup, güleç bir yüzle: Hava enfes, denizde kırışık yok, pupa yelken gidiyoruz, diyen adama derler."(s.119) Davul Tozu Harflere sığmayan bir kozmos sarhoşluğunu tattırma cinnetine tutulmamış kalem, kâğıt üstünde Yenicami daktilosunun dilekçesi kadar bile iz bırakmaz... Demekten kurtulma özgürlüğündeki çeşni, uyku derinliklerindeki bir düş uçurtmasıdır. Uçurtmanın süzülüşü... Uçurtmayı süzülüşten çıkarıp atın... Süzülüş tek başına kalsın. Uçurtması olmayan bir süzülüş, bir uyku derinliğindeki düşte... Soyut bir süzülüş... Sonra bu soyuttan fışkıran; muzip bir zekâyla, engin bir bilgi birikiminin imbiğinden geçmiş iğneli şakalar ve kreşendolaşan somut kahkahalar... Uçuk böyle bir kitap... Usta kalem Çetin Altan'ın yaklaşılmamış konuları, sakızlaşmış konuların yanında çeşnili bir harmanlamayla ayağa kaldırdığı bir yazı demeti... Onun elli iki yıldır sevgiyle, özveriyle, özenle tüm engellemelere ve önyargılara karşın yarattığı "akıl ve gönül bahçesi"nden ondan izinsiz derlenmiş bir demet... Bu neşeli, uçuk, ele avuça gelmeyen "delice" demeti şimdi sahibine geri veriyoruz, nice mutlu yaşlar dileyerek... (Tanıtım bülteninden) Çetin Altan'ın birbirinden güzel ve akıl dolu yazılarından oluşan bu güzel kitabı
Edebiyat-Düşünce
UçukÇetin Altan · İnkilâp Kitabevi · 200414 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Düş Perdesinin Ardından
10/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2025 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Mart 2025 02:20
Gözlerimi açtım. Etrafımı gezdim. Bir göl gördüm ve bir sopa buldum. Sopayı suya batırdım. Sopa suyun içinde kırılmış gibi görünüyordu, oysa sapasağlamdı. Sopayı sudan çıkardım ve havada olan sopanın mı suda olan sopanın mı gerçek göründüğünden şüpheye düştüm. Sanırım ikisi de gerçek değildi. Öyleyse gerçek neydi? Aya baktım, elime baktım. Teleskop ayı, mikroskop da elimi gözlerimle gördüğümden epey farklı gösteriyordu. Gerçek ay, gerçek elim hangisiydi? Anlaşılan, gözlerim açıkken gördüklerimden bana hayır yoktu, her şey yanıltıcıydı, tek bir gerçeğe varamıyordum. Pozitivistler, materyalistler yanılıyordu. Maddenin dünyası beni oyuna getiriyordu. Aslolan bendim, maddeler değil, benim maddelere bakışım vardı sadece. Dünyaya yanılgılarla bakmama neden olan bir kafam olduğuna göre gerçek, bu yanılgıları yanılan bir kafayla düzeltme aptallığıyla ulaşılabilecek bir şey değil, bu yanılan kafanın ta kendisi olsa gerekti. Gerçeği kendi kafamda aramalıydım, dünyada değil. Perdeyi çektim, uykuya daldım. Düş perdesinin ardından bakmayı denedim varlıklara. Dış dünyadaki bilgiler bedenimin aracılığıyla çarpıtılmaya mahkûmsa, ruhumu bedenimden ayırarak gerçeğe ulaşacağımı düşündüm. Ruhum bedenimden ölerek ayrılmıyorsa ancak düşleyerek, rüya görerek ayrılabilirdi. Her şey düşlerimin puslu dünyasından ibaretti. Bana öyle geliyordu ki asıl rüya uyanarak görülendi. Ben de Uzun İhsan gibi saçma bir düşe kapıldım belki. Görünüşte onun Oblomov'dan pek bir farkı yoktu. Gerçek hayatta yaşamadan, sadece uyuyarak ve hayaller kurarak bir şeyleri başaracağını sanıyordu onun gibi. Ama ikisi de bir şeyi idrak etmişti bence. Gerçek hayat sanıldığı kadar gerçek değildi. Her bakış, her boyut onu çarpıtmakla mükellefti. İkisi de hayallerinin ve tasarılarının büyüleyiciliğine kapıldı bu yüzden. Asıl
Türk Edebiyatı
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,7bin okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2024 3. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 06 Kasım 2024 21:12
Şimdi biraz kitaptan bahsetmeden önce bu kitap hakkında ne düşündüğümü söylemeliyim.Kitabın ilk başlarında pek anlayamamıştım ama sonra sardı okudum kitap az sayfa olmasına rağmen yavaş bitti.Kitapta Destina diye bir kız var ama bu dünyada yaşamıyor yani onun yaşadığı yerde hiç bir kötülük yok,Yani dünyaya benzemiyor.Sonra bir gün en yakın arkadaşı Yamaçla birlikte göl kenarına gidiyorlar yüzmek için bizim kızında küçüklükten beri yanından ayırmadığı bir gemisi var.İşte bunlar yüzüp cıkıyorlar ama Destina'nın gemisi suda kalmış.Destina gemiyi almaya giderken su onu boğuyor ve Destina ölüyor, Fakat onun için kader baştan yazılıyor.Yani Arafta tekrar yaşamaya başlıyor ilk uyandığında bir geminin üstünde okyanusta duruyor ve oradaki gemi aslında onun küçüklüğünden beri yanından ayırmadığı gemiymiş.İşte bu kızın oraya alışmada zorluklar çekiyor.Aslında kızın oradaki amacı başka evrendeki Canlıları rüyalarından kurtarmak.Daha fazla anlatmıyorum okumak isterseniz kesin alın ama biraz klişe diyeyim bastann..
Düş GemisiBüşra Nur · Ren Kitap · 2022204 okunma
Buzun bulanıklığı, belirsizliği
Puan vermedi·136 syf.··
2024 30. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 03 Ağustos 2024 00:00
İlksöz: Buzun bulanıklığı, belirsizliği. Yerelde de olsa patlatılan bir nükleer bomba sadece düştüğü yerlere zarar vermez. Atmosfere ulaşan bulut Dünya'nın iklimini değiştiir: bir buz duvarı kuzeyden güneye ilerleyerek tüm Dünya'yı çevrelemeye başlar. Bu ortam içinde herkes buzdan kaçıp yaşanabilir yerlere gitmeye çabalarken biri vardır ki o buzun içine dalmayı önemsemez, bir kadını kurtarmak için yabancı bir ülkeye gizlice girmeyi göze alır. Takıntı seviyesini geçen bu takip süreci, kadını teslim alıp vermek istemeyen Muhafız, çaresiz kadın ve ısrarcı takipçi hikâyede ön plana çıkar, başlangıçta girişini yaptığım ortam ise zaman zaman boy gösterir. Bundan sonra yazacaklarım her zamanki paylaşımlarımlarımda olduğu gibi hikâyeden ipuçları içermeyecek ama hikâyenin çözümlenmesi için ufak ışık arayışları olacak bilginize. Buz karışık bir roman. İlk karışıklığı kitabın tanıtım cümleleri yapıyor. Nükleer patlama sonrası oluşan ve kitaba ismini veren buzdan olsa gerek kitap bilimkurgu ve distopya olarak sınıflandırılmış. Ama ben öyle değerlendiremedim açıksası. Çünkü hem nükleer patlama sürecinde yaşanan olaylar hem de buzun varlığı bana hikâyedeki yan roller gibi geldi. Hatta bir süre o buzun yaratacağı ortam şartlarının daha da zorlaşıp hikâyede baş rolü almasını bekledim. Ama öyle bir şey olmadı. 30-40 sf sonra hikâyenin ne bilimkurgu ne distopya içerdiğini görünce bu sefer hikâyede metaforlar aramaya başladım: kadın ne olabilirdi (ulaşılmaya çalışılan bir hedef), onu arayan, kurtarmak için çabalayan erkek neydi (hedefe ulasmak isteyen), kadını tutsak eden muhafız (hedefi zorlaştıran) , her seyi çevreleyip içine hapseden buz (gerçekleri mi gizliyor), buzun bulanıklığı görünmezliği... Derken hikâyenin içinde zamanın doğrusal akmadığını da hissetmeye başladım, bir ara
BuzAnna Kavan · Yapı Kredi Yayınları · 1995182 okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2023 69. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 22 Kasım 2023 17:47
Genellikle şiir ve biyografi alanında eserler veren yazarımız Sivas'lıdır. Ankara Üniversitesi/ Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitiren yazarımız Edebiyat öğretmenliği, editörlük ve yayın yönetmenliği yapmıştır. İlk defa tanıştığım yazarımızın bu eseri( Acıdan Siyah ) Ahir Zaman Karşılaması ve Kiraz Rüyası olmak üzere iki bölüm otuzbeş şiirden oluşmaktadır. Benim için okunması oldukça zevkli olan bir eserdi. Bundan sonra tercih edeceğim kalemler arasında yer alacak yazarımızın bu eserini de okumanızı tavsiye ederek keyifli okumalar diliyorum... - Bak bu şiir! Kalbin yanıp alev alışından resimler yapıyor, boyası göklerden, fırçası dünyadan, sen de dene! - Acıyı sulardan geçirdim dönüp dönüp Giyebilirsin artık üstüne, kurudu bak... - Bak bu ahir zaman dalgası vuruyor kıyıya Rüzgâr başka havada, suda balık başka... - Ne çok isim ezberledim ben ismimden önce Sil sil bitmiyor daha sırada kendi ismim var... - Sözden yazıya geçsem ne fayda Kâr etmez âhım a'ya da h'ye de Harflerin günahı ne Sen anlatsan Ben sussam... - Aşkın niyazında ayazında zamanın ah Kalp når ile kalp yâr ile kalp zâr ile âh... - Kaç eşikte bekledin sen, kaç düş saydın Kaç kapıdan geçtin de geldin nihayet Buyur şöyle, kim diyecek En iyisi sen söyle kendine "Hoş geldin şair" dedim bak Muradın olsun... - Hüner çocuk kalmak dedim Kendime dönüp..
Acıdan SiyahCengizhan Orakçı · Kesit Yayınları · 201719 okunma