İsmiyle müsemma kırgınlıkları bize sunan, doğruların ya da yanlışların ötesinde insanlara yaklaşıp onların kırgınlıklarını tam da onlar gibi hissedebileceğiniz 14 öyküden oluşuyor kitap. Birkaç öyküyü eksik ve yetersiz bulsam da genel itibariyle güzeldi. Bazı öyküler boğazımda düğümlendi desem yeridir.
Konudan bağımsız, kırgınlıklarımızdan bahsedecek olursak İsmet Özel 'in Tahrir Vazifeleri eserinden bir alıntı yapmak isterim. Bu da benim kırgınlığıma bir eş çünkü:
Hayal kurmakla başım hiç hoş değildir. Gelecekten beklediği nelerse onları kafada keyfince şekillendirip sonra onlara uymayan durumlarla karşılaşınca hayalleri yıkılan kimselerden değilim. Güvendiğim dağlara kar falan yağmış değil. Derinden bir düşkırıklığı benimkisi. Geçen her gecenin leyle-i kadr, karşılaştığım her kişinin Hızır olmadığını anladığım zaman kırılıyorum. Böylece kırılan bir düş haline dönüştüğümü görüyorum. Evet, bizzat kendim bir düşkırıklığıyım, kırık bir rüyayım ben. Ve hepimiz öyleyiz.
“Ben bir insanım, insanca olan hiçbir şey bana yabancı değildir.” (Montaigne’in tavanına yazdırdığı, Terence’den bir söz)
Felsefeyle aram pek yoktur, bu kitabı kütüphanemde bulup bir başlayım dedim
Irvin D. Yalom bu kitapta bize aşkı anlatmıyor.
Aşkı bir kapı olarak kullanıyor. İçeride ölüm var.
“Aşkın Celladı”ndaki her öykü ilk bakışta bir semptomla başlıyor:
saplantı, kıskançlık, cinsellik,
Platon’dan Descartes’a kadar felsefi geleneğin büyük kısmı benliği, değişen niteliklerin altında yatan değişmez bir töz olarak düşünmüştür. Oysa Charlie'nin hikâyesi bu anlayışı kökünden sarsar.
Ahmet Mithat Efendi; He is an enlightened writer with a strong oratory who dominates all fields such as journalist, story and novel writer, philosopher of history and contributes to the enlightenment
Azerbaycan edebiyatının yüz akı Anar'ın bir çok eserlerini okusam da en çok sevdiğim ve bağlantılı iki eseri; Ak Liman, Beş Katlı Evin Altıncı Katı'dır.
Roman Nemet'in rüya görmesiyle başlar. Bana göre,