Kütüb-i Sitte/Muhtasarı Tercüme ve Şerhi 12. Cilt
Bu külliyatın en sevdiğim yanı İbrahim CANAN'ın Risale-i Nur'dan hatırlatmalar yapması. İsteyen oraları atlayıp da okuyabilir, böyle şeyleri anlayabilirim, ben de sevmeyebilirdim. AMA ben severek okuyorum.
Bir adam: "Ey Allah'ın Resulü! Bana kısa bir nasihatta bulun, uzun yapma! Ta ki nasihatini unutmayayım" demişti. [ve birkaç kere tekrar etmişti], Aleyhissalatu vesselam (bir kelimeyle): "Öfkelenme!" cevabını verdi.
Hz peygamberin "Öfkelenme!" nasihatı şimdilerde o kadar manidar ki. Her şey baştan aşağı öfke. Dağ öfke taş öfke. Çünkü herkes sadece tahammül ediyor, kimse sabretmeyi denemiyor. Ben o biz herkes. Bir şey oluyor ve beynim o an vızır vızır karar ver diyor eğer buna da tahammül edersen daha kötüsünü eninde sonunda yaşayacaksın ama bu konuyu komple kişileriyle birlikte es geçersen senden hzuurlusu olmayacak. Bu benim iyi yaptığım bir spor. Shift de ve huzur. Aksi biri gibi göründüğümü biliyorum çünkü öyleyim zaten. Ama en azından bir şeymiş gibi görünmüyorum. Geçen gün bir arkadaşım dedi ki abla sen niye bu kadar sertsin. Ben de dedim ki ben sert değilim, olması gerektiği gibiyim. Benim olurum bu, haklısın dedi dışardan sana ne dediklerini düşününce. Ne diyorlarmış bana dedim??? Herkes merak eder. Kafa patlattığım bir şey değil ama bunu duyan herkes merak eder. Bir de hakkımda konuşma rahatlığını ben mi verdim bu insanlara diye düşünmedim değil. Sanki elimdeymiş gibi. Neyse. Senin için, Seren'den ne gelebileceğini biliyoruz diyorlar dedi. Nasıl yani dedim. Yani selam verdinse gerçek selam almadınsa almak istemediğin için. Evet dışardan net bir insan gibi göründüğüme sevindim. Sertlik kısmı umrumda değil. Çocuklar benden korkmadığı sürece açıkçası yetişkinlerin hakkımda ne düşündüğü çok da tın. Yani