8/10
·456 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:29
LUZIA’YI HER SEYDEN KORUMAK ISTIYORUM Biraz garip bi kitapti surekli olaylar oldu ama aslinda hicbir sey olmadi? Karakterler de oyle davrandi falan. Sidra da garip bi tipti asla ne yapmak istedigini cozemedim?.. Ikinci kitabi merak ediyorum ama ona 400tl vermeye hazir miyim emin degilim. 8 puan verdim ama ondan da emin degilim. EMIN OLDUGUM TEK SEY HGOI BUNDAN COK COK COK DAHA IYI BI SERI GIDIN ONU OKUYUN LUTFEN.
Duygu ve Düşünce
Canavarın da Kalbi VarmışN. G. Kabal · Dex Kitap · 20251,077 okunma
Karamsarlığın İçindeki Bilgelik
Puan vermedi·56 syf.··
2026 38. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 20:55
Mutlu Olma Sanatı, isminden dolayı uzun süre bir kişisel gelişim kitabı sanılabilir. Oysa kitap, günümüzde sıkça karşımıza çıkan "pozitif düşün, evrene mesaj gönder, her şey güzel olacak" anlayışından oldukça uzak. Arthur Schopenhauer mutluluğu vaat etmiyor; aksine insan hayatının sınırlarını, hayal kırıklıklarını ve beklentilerini anlamaya çalışıyor. Schopenhauer'a göre insanın mutsuzluğunun en büyük kaynaklarından biri bitmek bilmeyen arzuları. Bir şeye ulaşana kadar onu isteriz, ulaştığımızda ise kısa süre sonra yeni bir eksiklik hissi ortaya çıkar. Bu düşünce ilk bakışta karamsar görünse de kitap ilerledikçe bunun aslında oldukça gerçekçi bir gözlem olduğunu fark ediyorsunuz. Kitap boyunca mutluluğun peşinden koşmaktan çok, acıyı ve hayal kırıklıklarını azaltmanın yolları üzerinde duruluyor. Belki de bu yüzden birçok cümlenin altını çizme ihtiyacı hissettim. Çünkü Schopenhauer insanı motive etmeye çalışmıyor; ona ayna tutuyor. En sevdiğim tarafı ise yazarın dürüstlüğü oldu. İnsan doğasını olduğundan daha iyi göstermeye çalışmıyor. Kıskançlığı, hırsı, beklentileri ve bencilliği olduğu gibi kabul ederek konuşuyor. Bu nedenle kitap bazı okuyuculara karamsar gelebilir; bana ise oldukça samimi geldi. Açıkçası bayıldığım bir kitaptı. Uzun zamandır bir felsefe kitabını okurken bu kadar sık durup düşünmemiştim. Bazı sayfalarda kendimi, bazı sayfalarda çevremdeki insanları gördüm. Belki de kitabı bu kadar sevmemin nedeni buydu; teorik bir metin olmaktan çok, insanın gündelik hayatta sürekli karşılaştığı durumları açıklıyordu. Bu kitabı bitirdiğimde mutluluğun peşinden koşmanın bazen onu daha da ulaşılmaz hâle getirdiğini düşündüm. Belki de mesele sürekli mutlu olmaya çalışmak değil; hayatın kaçınılmaz zorluklarına rağmen huzurlu kalabilmeyi öğrenmek.
Mutlu Olma SanatıArthur Schopenhauer · Can Yayınları · 202017,7bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bi bira?
Puan vermedi·272 syf.··
2026 2. kitabı
Bu adam içen, içtikçe düşünen düşünce yolaklarını içki ile körelten ve dünyaya ancak tahammül edebilen bir bey. Bey mi? Değil. İnsan mı? Kesinlikle evet! Yeraltına girişte bir mağara kapısı aydınlatabilir. Ağabeyleri Nabokov falan vardır. Küfür hassasiyeti olanlar okuyabilir. Argo hassasiyeti olanlar? Hayır. Bazen olanı olduğu gibi söylemek de iyidir. Spoiler; bi bira?
Ekmek ArasıCharles Bukowski · Metis Yayınları · 20228,2bin okunma
7/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 00:00
Bir Delinin Hatıra Defteri, dinlediğim ilk sesli kitaptı ve bu yüzden benim için ayrı bir yeri oldu. Kitap oldukça akıcıydı; kısa olmasına rağmen beni sıkmadan sonuna kadar sürükledi. En çok hoşuma giden kısımlardan biri, kahramanın burunlarımızın aslında Ay’da yaşadığına dair ortaya attığı absürt teoriydi. Deliliğin giderek derinleşmesini böyle sıra dışı düşünceler üzerinden görmek hem şaşırtıcı hem de yer yer komikti. Bu bölümler beni gerçekten güldürdü. Kitabın en etkileyici yanı ise dünyayı bir delinin gözünden göstermesiydi. Başlarda sıradan gibi görünen düşüncelerin zamanla gerçeklikten kopuşunu izlemek, karakterin zihninin içine girebilmek oldukça ilginçti. Gogol, deliliği sadece bir hastalık olarak değil, aynı zamanda toplumun insan üzerindeki baskılarının ve yalnızlığın bir yansıması olarak da ele almış. Kısa ama düşündürücü bir eserdi. Hem yer yer güldüren hem de insanı rahatsız eden taraflarıyla aklımda kalmayı başardı.
Duygu ve Düşünce
Bir Delinin Hatıra DefteriNikolay Gogol · Tutku Yayınevi · 201717,2bin okunma
For House of the Dragon*
Puan vermedi·624 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 22:18
Deli Targaryenlerin hayatını merak ettiğim bir dizi sürecini geçirip 3. Sezon gelmeden önce meraktan ölmeme adına başladığım Ateş ve Kan hakkında birkaç duygu düşünce şeysidir…. Öncelikle Ursula Le Guin dışında fantastik edebiyat okumadığım için acaba onca ismi aklımda tutar mıyım, ders çalışır gibi roman mı okunur, ben kpss çalışırken bile Osmanlı hanedanı hakkında not tutmadım buna mı tutayım gibi kaygılarım olmasına rağmen tüm bunların gereksiz olduğunu ilk sayfalardan hissettiren G. R. R. Martin dedeye teşekkürler…. İlk sayfalardan hemen içine alıp basit ama nüktedan bir kalemle yazılan kurgu OHA BEN FANTASTİK EDEBİYAT SEVERMİŞİM hissi yarattı. Öğretmenler odasında bazen kahkaha atmana vesile olduğu için çevreme bakıp lan beni deli sanmasınlar bakışı atıp kimsenin olmadığını fark edince devam etmem de cabası…. Global platformlar diziyi feminist ve queer bir düzlemde çekiyor sanırken kitapların da bu şekilde yazılmış olması benden tam puan aldı. Sadece Targaryenler deli sanırken diğer hanelerin de onlardan aşağı kalır yokmuş. Hepsi manyak abv, ahanda şu karakter iyi diyeceğimiz kimsenin olmamasına ayrıca bayıldım…. Kitap vadideki nehirler gibi aktığı için sabah akşam okudum… arkadaşlarımın goygoy görüşmelerini hep ertelememe sebep olup sosyalleşmeyi unutsam da aldığım keyif paha biçilemez. Dizinin yeni sezonuna bir hafta kalmışken beklentiyi arşa çıkardım bekliyorum!
Ateş ve KanGeorge R. R. Martin · Epsilon Yayınevi · 20191,506 okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2026 4. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2026 22:07
İnsan bazen hayatındaki en büyük zincirleri dışarıda değil, kendi içinde taşır. Bilinçaltının Gücü tam da bu noktaya dokunuyor. Joseph Murphy, düşüncelerin insanın kaderi üzerindeki etkisini anlatırken okuyucuya umut veriyor ve değişimin önce zihinde başladığını hatırlatıyor. Ancak kitap, bazı yerlerde hayatın karmaşıklığını fazla sadeleştiriyor gibi geldi bana. Her şeyin yalnızca düşünce gücüyle değişebileceği fikri kulağa güzel gelse de insanın yaşadığı acıları, kayıpları ve hayatın sert gerçeklerini her zaman açıklamaya yetmiyor. Yine de kitabın en güçlü yanı, insanı kurban psikolojisinden çıkarıp kendi iç dünyasına bakmaya zorlaması. Benim için bu kitap bir mucize vaat eden rehberden çok, insanın kendine sorması gereken soruların kapısını aralayan bir eser oldu. Çünkü bazen değişen kader değil, kadere bakan gözlerimizdir. Acının da sevginin de insanı dönüştürdüğüne inanan biri olarak, kitabın en değerli tarafının bilinçaltından çok insanın kendi iç sesiyle yüzleşmesini sağlaması olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden eksikleri olsa da okunmaya değer, düşündüren ve insanı kendi içine doğru kısa bir yolculuğa çıkaran bir kitap. İyi okumalar dilerim...
Bilinçaltının GücüJoseph Murphy · Koridor Yayıncılık · 200918,5bin okunma