Puan vermedi·132 syf.··
2026 16. kitabı
Felsefe dünyasında bu akıma 'Stoacılık' deniyormuş. Stoacılık; hayatın zorlukları karşısında nasıl güçlü kalınacağını, zihni ve ruhu nasıl sakin tutacağımızı, elimizde olmayan şeyler için üzülmek yerine sadece kendi düşüncelerimize ve karakterimize odaklanmamız gerektiğini savunan çok pratik bir felsefe akımı.
Kendime DüşüncelerMarcus Aurelius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202427,9bin okunma
Bir kez filizlenen fikirler yeniden toprağa gömülemezler
10/10
·556 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 07:26
Bir kitabın büyüklüğünü bazen satış rakamları değil, yazarının ölümünden sonra insanların ona nasıl veda ettiği gösterir. Emile Zola öldüğünde cenazesine gelen işçiler “Zola!” diye bağırmıyorlar. “Germinal! Germinal!” diye bağırıyorlar. Çünkü artık o kitap bir romandan çıkıp bir sembole dönüşmüş oluyor. İşçilerin sesi, öfkesi ve umudu haline geliyor. Bunu öğrendiğimde kitabı ve özellikle de kitabın adının anlamını merak edip okumaya başladım. Kitap boyunca yerin altında çalışan madencileri okuyoruz. insanların bir günlük ücret uğruna ömürlerini verdiği bir düzen… Bir noktadan sonra insanların neyi neden yaptığını değil, neden başka türlü yapamadığını düşünmeye başlıyorsunuz. İşte o noktada Germinal yalnızca bir roman olmaktan çıkıyor. İnsan, haklı olmakla kazanmak arasındaki farkı görüyor. Çünkü bazen insanlar haklıdır ama güç onlarda değildir. Ama kitabın en güzel tarafı umutsuzluğun içinde bile umudu saklaması. Bunu da kitabın isminden anlıyoruz; Germinal, Fransız Devrim Takvimi’nde baharın başladığı, toprağın altındaki tohumların filizlenmeye başladığı ayın adı. İlk bakışta bu isim kitapla çelişiyor gibi görünüyor. Çünkü roman boyunca karanlık, açlık, ölüm ve yıkım görüyoruz. Ama Zola’nın anlatmak istediği şey tam da bu. Toprağın üstünde her şey kaybedilmiş gibi görünse de, toprağın altında bir şeyler büyümeye devam ediyor. Zola’nın en büyük başarısı ise bunu bir propaganda metnine dönüştürmeden yapması. Grev başarısız olabilir. İnsanlar ölebilir. Maden yeniden çalışmaya başlayabilir. Ama artık hiçbir şey eskisi gibi değildir. Çünkü bir kez filizlenen fikirleri yeniden toprağa gömmek mümkün değildir. Sanırım Zola’nın cenazesinde işçilerin “Germinal!” diye haykırmasının sebebi de buydu. Onlar bir kitabın adını değil; kendi umutlarını, mücadelelerini ve geleceklerini
Edebiyat
GerminalEmile Zola · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201914,3bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·192 syf.·
2026 51. kitabı
Başkalarına kendi değerini kanıtlamak senin işin değil. senin işin kendi değerini bilmek ve buna göre hareket etmektir. Syf 53 Kitap çıkar çıkmaz hemen almak istedim. Çünkü yazarın kitaplarını okumayı çok seviyorum. İçten ve samimi bir şekilde içindeki düşüncelerini anlatmış Beyhan bey. Diğer kitaplarına göre bu kitaptaki konular daha kısa ve çok olmuş, gayette güzel olmuş. Her konuyu okurken, sanki bir psikologla sohbet ediyormuşsun edâsı veriyor okuyucuya. Budak hem kendi düşüncelerini ortaya seriyor, hem de gerçeklerle bizleri yeniden tanıştırıyor. Birisine dert anlatırken "acaba sıkıyor muyum onu?" diye düşünen o içsel düşünceleri, samimi bir şekilde tarif ederken, hem huzurlu hissettim, hem de bazen arada "Evet ya tam da böyle oluyor" gibi düşünceler geçti içimden. İnsanın kendi içsel düşüncelerine bu kitabında daha ağırlık vermiş sanki. İnsanlarla yaşadığımız her türlü duyguları konu alarak yazmış. Konular bir kaç sayfa olduğu için sıkmıyor, diğer konuya geçme merakı bırakıyor daha çok. Güzel bir psikoloji kitabı okumayı düşünürseniz tavsiye ederim. Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Duygu ve Düşünce
Kendini Tüketmeden YaşaBeyhan Budak · Kronik Kitap · 202619 okunma
8/10
·208 syf.··
2026 30. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 17:39
Mario Benedetti (1920-2009), Uruguay’lı yazar ve gazeteci. ‘Mutluyuz, çünkü diğerlerinin acısını biliyoruz.’ Her biri ayrı bir kişinin ağzından yazılan, parça parça ilerleyen kitapta başlarda zorlanılsa da sonrasında bu kişileri tanıyıp olaylara dahil oluyorsunuz. Tarihimizdekine benzer şekilde siyasi karışıklıklar, işlenen cinayetler, askeri darbe ve başlayan tutuklamalar. Kahramanımız Santiago da tutuklanır ve hapse atılır. Sadece içeridekine değil dışarıda kalanlar için de hayat ilerlemektedir. Duygu ve düşünceler değişmektedir. Arka fonda ‘Arkadaşımın Aşkısın’ çalmasa bile kader, arkadaşının karısına yakınlaştırabilir kişileri. Eş Graciela, kızları Beatriz, baba Don Rafeal ve arkadaş Rolando teker teker söz alır bu durumda. Yalnızlık, sürgün, cinsellik, davaya inanç, bir şeye tutunma ihtiyacı, umut... insana dair her şey. Rolando’yu kınamalı mıyız? Bilemiyorum. Benedetti’den okuduğum ikinci kitaptı. ‘Mola’ kitabını daha çok sevdim ama bu da gayet güzeldi.
Edebiyat
Kırık Köşeli İlkbaharMario Benedetti · Ayrıntı Yayınları · 2014109 okunma
10/10
·724 syf.··
2026 44. kitabı
·
156 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 15:32
Tutunamayanlar’ı ikinci kez bitirdim. İlk okuyuşumun üzerinden yıllar geçti. O zamanlar yirmili yaşlarımın başındaydım. Şimdi ise otuz yaşıma yaklaşırken tekrar okudum. Ve dürüst olmak gerekirse aynı kitabı okumadım. Çünkü kitabın kendisi aynı kalsa da onu okuyan kişi aynı değildi. İlk okuduğumda zorlanmıştım. Karmaşık gelmişti. Uzun cümleler, bitmek bilmeyen düşünceler, kimin konuştuğu belli olmayan bölümler… Daha çok kitabın yapısıyla uğraşmıştım. Bu kez yapıya değil insanlara takıldım. Daha doğrusu Selim’e. Selim Işık hakkında ne hissettiğimi hâlâ tam olarak açıklayamıyorum. Çünkü bir noktada onu anladım, bir noktada ona kızdım. Bazen ona sarılmak istedim, bazen de omuzlarından tutup sarsmak. Ağzının üstüne bir tane çarpıp ne yapıyorsun sen diye bağırmak. Bazı bölümlerde onun acısını hissettim, bazı bölümlerde kendine ve çevresindekilere yaptığı haksızlıklara öfkelendim. Kabul ediyorum birazcık toksik bir karakter selim. Ama onu bu kadar gerçek yapan şey de bu bence. Çünkü Selim sadece anlaşılmamış bir insan değil. Aynı zamanda anlaşılmayı zorlaştıran biri. Sadece toplumun dışına itilmiş biri değil; bazen kendi kendini de dışarıda bırakan biri. İnsanları eleştiriyor ama kendisine de hiç merhamet göstermiyor. Kendine karşı öylesine acımasız ki bir süre sonra insan onun bu haline üzülmekle kızmak arasında gidip geliyor. Üzülsem mi kızsam mı şaşırdım. Kitap boyunca birçok kez Haklısın Selim dedim.Bir o kadar da Ama bunu kendine sen yapıyorsun. Hakediyorsun dedim. Belki de bu yüzden sadece Selim’i sevdim demek doğru olmaz. Onu sevmek bir yana daha çok hissettim. Sanki gerçek hayatımda var olan bir tanıdığım bir arkadaşım gibiydi. O yüzden Selim’i kaybetmenin hüznü bu kadar ağır çöktü üstüme.. Romanın merkezinde Selim var gibi görünse de aslında benim için kitabın asıl
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
Kendine Çarpan Bir Zihin: Tehlikeli Oyunlar
6/10
·479 syf.·
2026 20. kitabı
Önsözünü okumamanız gereken bir kitap kendisi. İnsan bari "spoiler içerir" diye bir not düşer. Kitaba henüz başlamadan sonuyla ilgili önemli bir detayı öğrenmiş oldum. Bu yüzden, okumayı düşünenlere önsözü en sona bırakmalarını tavsiye ederim.Tutunamayanlar'ı değerlendirirken Oğuz Atay'dan ve hayatından bahsetmiştim. Bu nedenle burada tekrar aynı konulara değinmeyeceğim. Kitabın sonunda yer alan değerlendirmelerden birini çok beğendiğim için incelememde ona da yer vermek istedim. Hepimiz çocukken oyunlar oynadık. Kimi zaman yaşadıklarımızı, kimi zaman yaşayamadıklarımızı, kimi zaman da hayal dünyamızın izin verdiği ölçüde bambaşka hayatları canlandırdık. Tehlikeli Oyunlar'da da buna benzer bir durum vardır. Yaşanmamış olaylar oynanır, yazılır ve yeniden kurulur. Kitaptaki hayali arkadaş meselesi de biraz çocuklukla ilişkilidir. Freud, 3-6 yaş aralığında hayali arkadaşların normal olduğunu söyler. Tıpkı Albay Hüsamettin gibi... "Ben çocukları sevmiyordum; onları çok aptal buluyordum. Allah'tan ben çocuk olmamıştım." der Oğuz Atay, Tehlikeli Oyunlar'da. Belki de yazdıklarının bir kısmı yaşayamadığı çocukluğundan kaynaklanıyordu. Bu yönüyle Tehlikeli Oyunlar, biraz da yaşanamamışlıkların ve hayal kırıklıklarının romanı gibi geliyor bana. Anlatım bakımından Tehlikeli Oyunlar, Tutunamayanlar'a oldukça benziyor. Ancak konu bakımından farklı eserlerdir. Tutunamayanlar, Oğuz Atay'ın memleket meseleleriyle ilgilenilen yıllarda tanıdığı insanları ve çevreyi konu alır. Ancak bunu doğrudan anlatmak yerine, o çevrenin eksiklerini, çelişkilerini ve insanlarını alaycı ama aynı zamanda acı bir bakışla eleştirir. Tehlikeli Oyunlar ise daha çok kadınlarla ilişkiler, duygusal çatışmalar ve insanın karmaşık iç dünyası üzerine kuruludur. Romandaki düşünceler ve
İnceleme
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,8bin okunma