8/10
·528 syf.··
2026 32. kitabı
•Bazen bazı kitaplar sana aşkı değil, birine tutunmakla birini sevmek arasındaki farkı anlatıyor. Aşka Düşüş benim için tam olarak böyle bir okuma oldu. •Melek yıllardır içinde taşıdığı bir duyguyla yaşıyor. Lise koridorlarında başlayıp büyüyen, defter sayfalarına dökülen, bir şehri geride bırakacak kadar yer eden bir his… Üniversitenin son yılında aldığı kararla İstanbul’a geliyor çünkü bazı insanlar aşkı yaşamaktan çok ona yaklaşmayı seçiyor. Ve Murat… Melek’in yıllardır uzaktan sevdiği çocuk. Ama bazen zihninde büyüttüğün insanla karşında duran kişi aynı olmuyor. •Kitap boyunca Melek’e ilk başta gerçekten üzüldüm. O sevgiyi yıllarca içinde taşıması, yazması, beklemesi, hiçbir karşılık beklemeden birini kalbinin merkezine koyması çok kırıcıydı. Ama sayfalar ilerledikçe içimdeki o üzülme hissi yerini yavaş yavaş kızgınlığa bıraktı. Çünkü bir yerden sonra Melek’i anlamayı bıraktım‍. Ve burada bana kızabilirsiniz ama ben gerçekten neredeyse her bölümde aynı şeyi söyledim: "Yeter artık Melek, şu Murat’ı bırak ve etrafına bir bak." •Çünkü mesele Murat’ın onu seçmemesi değildi. Mesele Melek’in kendisini seçmemesiydi‍. Bir insan seni tekrar tekrar aynı yerde bırakıyorsa, seni gerçekten görmüyorsa, sevgini alıp ne yapacağını bilemiyorsa neden hâlâ onun etrafında dönüyorsun? Her sessizliği umut sanması, her küçük ilgiyi büyütmesi, her hayal kırıklığından sonra yine aynı yere dönmesi beni bir noktadan sonra çok yordu. Bazen bir karaktere kızınca kızamazsın çünkü canı yanıyordur; ama Melek’e kızmamın sebebi canının yanması değil, kendi canını yakan yerde kalmayı seçmesiydi. •Murat… Sanırım kitapta en net olduğum konu buydu. Ben Murat’ı hiçbir noktada sevemedim. Bazı karakterleri sevmezsin ama anlarsın, bazılarını anlarsın ama affetmezsin. Ben Murat’ta onu da yaşayamadım.
Aşka Düşüş 1 - GalataMehtap Fırat · Ephesus Yayınları · 202634 okunma
Düşüş
7/10
·104 syf.··
2026 5. kitabı
Düşüş romanında, Paris’te eski ve saygın bir avukat olan Jean-Baptiste Clamence’in uzun, kişisel, yorucu ve son derece düşündürücü monoloğunu okuyoruz. Roman boyunca bize sürekli şu soruyu sorduruyor: “Neden?” İyiliği neden yapıyoruz? Gerçekten başkası için mi, yoksa kendimizi yüceltmek için mi? Toplumda saygı gören davranışlarla iç dünyamız arasındaki uçurumu gözler önüne seriyor. Doğru ve ahlaklı olarak nitelendirdiğimiz eylemlerin altında çoğu zaman saf iyilikten çok; kibir, üstünlük arzusu ve görünmez bir güç isteği barındığını fark ediyoruz. Clamence yalnızca kendi iç dünyasıyla yüzleşmiyor; bizi de karşısına oturtuyor ve sergilediğimiz davranışlarda, söylediğimiz sözlerde, yaptığımız iyiliklerde ne kadar samimi olduğumuzu sorgulatıyor. Onun itirafı, aslında hepimize ayna tutuyor. Konu muhteşem ama daha fazlasını beklerdim. Eksik bir şeyler var.
DüşüşAlbert Camus · Can Yayınları · 201419,2bin okunma
Reklam
Düşüş
Puan vermedi·104 syf.··
2026 4. kitabı
Paris'te başarılı ve saygın bir avukat olan Jean-Baptiste Clamence, bir gece köprüden nehre atlayan bir kadına yardım etmez. Bu olay onun kendisi hakkındaki "iyi insanım" düşüncesini yıkar. Vicdan azabı ve iç hesaplaşma sonucunda Amsterdam'a gider ve kendi suçlarını itiraf ederek aslında bütün insanları yargılayan birine dönüşür. Roman, insanın ikiyüzlülüğünü, suçluluğunu ve kendini kandırma eğilimini sorgular.
DüşüşAlbert Camus · Can Yayınları · 201919,2bin okunma
Hepimiz, her şeyde aşağı yukarıyız!
Puan vermedi·104 syf.··
2026 83. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 20:16
Eser efsane bir düşüşü, karakterin bir dosta anlatması söylevinde, size anlatıyor insanlar.. Yüksekte, en yüksekte ki insanoğlunun, kendini çözümlemesi ârı bir dille, yakarak anlatılıyor bir ceza yargıcı tarafından.. Bayıldım.. Okurken, herkes kendinden bir parça bulacaktır eminim.. Özellikle önemsemek ve duyumsamak zincirleri altında.. Baptiste, bir kızın ölümüne seyirci ve sessiz kalarak başlıyor düşüşe.. Ben, kendini iyilik ve vicdan timsali sanan ben, bıraktım, aktı gitti o kız diyor.. Çözülme buradan itibaren başlıyor.. Eserde ki ana tema : Yargılanmamak adına iyi oluyoruz, yargılanmamak adına suç işlemiyoruz. Aslında hepsi içimizde ama biz bir kesim tarafından yargılanmamak için iyiyiz'di bence.. Baktığım da ; Camus'un yargıları keskin ama gerçek.. Biz insanlar, buyuz.. Böyle olunca, mademki hepimiz yargıcız, o halde hepimiz birbirimize karşı suçluyuz, hepimiz kendi berbat tarzımıza göre İsa’yız, bir bir haça gerilmişiz, ama yine bilmeden. Düşüş İnsan önce, çıkar. Yükseğe en yükseğe, sonra bir şey olur ve anlar ki yükseklerde uçuşan güvercinler kadar bile bir değeri yoktur yaşamın... Güvercinler özgürdür. İnsan hep tutsak ve sarsak.. Bu sarsaklığı anımsamak güzeldi benim için.. Bir Düşüş'e düştüm arkadaşlar.. Yerinde saymakta zaten bize ters. Düşmelere, kalkmalara ama hep yaşamalara.. Camus hayranlığım git gide artıyorken, naçizane okumalısınız diyorum eseri.. İnsan yalnızlıkta, yorgunluk da eklenince buna, kendini seve isteye peygamber yerine koyuyor. Ne de olsa, halim ortada benim, çürümüş taşlar, sisler ve sularla kaplı bir çöle sığınmış biri, basbayağı zamanlara özgü içi boş peygamber, sırtı bu yosun tutmuş kapıya yapışmış, parmağı alçak bir gökyüzüne doğru kalkmış, hiçbir yargıya tahammül edemeyen, yasasız insanlara ilenip duran, kafası
Edebiyat
DüşüşAlbert Camus · Can Yayınları · 201919,2bin okunma
Puan vermedi·472 syf.··
2026 12. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 12:58
Ayfer Tunç'tan bugünün romanı. Güzelliğini zehirli bir sermaye olarak kullanan genç bir kadının hayattan öç almak için soyunmasıyla başlayan bir düşüş hikayesidir Yeşil Peri Gecesi. Modern toplumun ikiyüzlülüğüne, geleneklerin, alışkanlıklarım zorbalığına direnen, "farkına varmış" ve bu nedenle acı çeken bir kadının, annesiyle hesaplaşamayan bir kız çocuğunun, okuyanı rahatsız eden ve belki de bu nedenle elinizden bırakamayacağınız öyküsü. Cumhuriyet elitlerinin düşkün kuşakları ile orta sınıfın can çekişen tutunamayanlarının karşılaştığı trajik bir karnavala dönüşen kapak kızının romanı, toplumun ve bireyin ruh haritasını en ince ayrıntısına kadar resmeden Ayfer Tunç'un güçlü anlatımıyla Türkiye'nin çürüyen yüzüne de ayna tutmaktadır.
Yeşil Peri GecesiAyfer Tunç · Can Yayınları · 201611,7bin okunma
Kendi ikiyüzlülüğümüzle yüzleşebilir miyiz ?
10/10
·104 syf.··
2026 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 11:03
Düşüş benim için okuduğum kitaplar arasında ayrı bir yere sahip oldu. Bunun sebebi sürükleyici bir hikâye anlatması ya da şaşırtıcı olaylar barındırması değil; insanın içine işleyen ve okuduktan sonra peşini bırakmayan bir tarafının olması. Kitabı bitirdiğimde sanki bir roman okumayı tamamlamış gibi değil de uzun zamandır görmezden geldiğim bazı düşüncelerle baş başa kalmış gibi hissettim. Bence kitabın en büyük başarısı da burada yatıyor. Çünkü çoğu kitap okurken etkiler, Düşüş ise okunduktan sonra etkisini göstermeye başlıyor. Kitap boyunca en çok dikkatimi çeken şey insanın kendisini ne kadar kolay kandırabildiği oldu. Hepimiz kendimizi belli kalıpların içine yerleştiriyoruz. İyi olduğumuzu, doğru düşündüğümüzü, olaylara objektif baktığımızı sanıyoruz. Fakat biraz derine inildiğinde bunların ne kadarının gerçek, ne kadarının kendimizi rahat hissetmek için oluşturduğumuz bir görüntü olduğu sorusu ortaya çıkıyor. Düşüş tam olarak bu noktaya dokunuyor. İnsanların başkalarına söyledikleri yalanlardan çok, kendilerine söyledikleri yalanlarla ilgileniyor. Bu yüzden okurken sadece bir kitabı takip etmiyorsun, aynı zamanda kendi düşüncelerini de sorgulamaya başlıyorsun. Beni en çok etkileyen taraflarından biri de insan doğasına karşı son derece dürüst olmasıydı. Birçok eser insanı ya tamamen iyi ya da tamamen kötü göstermeye çalışırken burada çok daha gerçek bir tablo var. İnsan bazen yardım ederken bile kendisini düşünüyor, bazen haklı olmak için çabalıyor, bazen de kendi kusurlarını görmek yerine başkalarının hatalarına odaklanıyor. Bunlar günlük hayatta fark etmeden yaptığımız şeyler olduğu için kitapta karşıma çıktığında ister istemez kendimi de sorguladım. Belki de bu yüzden bazı bölümler rahatsız ediciydi. Çünkü insanın yüzleşmek istemediği gerçekler genellikle en
1000Kitap
DüşüşAlbert Camus · Can Yayınları · 202319,2bin okunma
Reklam
Reklam