"M HARFİNDEN KUŞLAR"
‘Kuşları gördün mü peki? Güneşin oklarının hemen önündeki M harflerini.’
Nihan koltuktaki kıyafetlerini yine eline aldı. ‘M harfinden kuşlar,’ diyebildi, gülümsedi.
‘Bir kuşun bir harfe ya da bir harfin bir kuşa dönüşmesi güzel tabii ama her şeyi öyle ifade edemezsin. O evi mesela, uzun uzun anlatman gerekir. Kapısı nasıl, pencereleri, evin içinden ırmağın şırıltısı duyuluyor mu? İçeride kaç kişi yaşıyor? Birbirlerini seviyorlar mı?’
"Gözümüzün önünde geçip giden o sıradan anlar..."
15 öykü, aslında 15 ayrı dünya, 15 ayrı yara, 15 ayrı mücadele. Öykülerdeki her karakter, hayatında bir şeylerin eksik olduğunu biliyor. Kimisi birini kaybetmiş, kimisi bir hayali, kimisi ise belki de kendini... Ama hepsi ortak bir noktada buluşuyor: Eksik olanı kabul etmek ya da kabullenmeye çalışmak. Bu karakterler, gündelik hayatın koşuşturmasında belki yanımızdan geçip gidiyor. Belki bir otobüs durağında yan yana geldiğimiz, belki bir market kuyruğunda arkasına geçtiğimiz. Belki de onlardan birisiyiz. Çünkü bu öyküler, görünmez olanı görünür kılıyor.
*Yılbaşı gecesi... Herkes evinde, sevdikleriyle, sıcacık sofralarda. Ama bir polis memuru var ki, ailesini bırakıp mesaiye kalmak zorunda. O soğuk gecede, belki birinin güvenliği için, belki birinin yılbaşını huzurlu geçirebilmesi için. Onun eksikliği, bir başkasının tamamlanması için.
*Bir kuyu var. İçinde anılar kalmış. Belki bir çocukluk, belki bir sevda, belki bir pişmanlık. Karakter, o kuyunun başında yaşıyor. Anılarıyla birlikte. Onları çıkaramıyor, onlardan kurtulamıyor. Ama kuyunun başında durmaya devam ediyor. Çünkü bazen anılar, yaşadığımızı hissettiren tek şey.
*Kardeşinin Mutluluğu İçin
Bir motor kurye... Her gün trafikte, her gün risk altında. Ama yaptığı her şey, kardeşinin mutluluğu için. Kendinden