10/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 49. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Mart 2026 00:00
"M HARFİNDEN KUŞLAR" ‘Kuşları gördün mü peki? Güneşin oklarının hemen önündeki M harflerini.’ Nihan koltuktaki kıyafetlerini yine eline aldı. ‘M harfinden kuşlar,’ diyebildi, gülümsedi. ‘Bir kuşun bir harfe ya da bir harfin bir kuşa dönüşmesi güzel tabii ama her şeyi öyle ifade edemezsin. O evi mesela, uzun uzun anlatman gerekir. Kapısı nasıl, pencereleri, evin içinden ırmağın şırıltısı duyuluyor mu? İçeride kaç kişi yaşıyor? Birbirlerini seviyorlar mı?’ "Gözümüzün önünde geçip giden o sıradan anlar..." 15 öykü, aslında 15 ayrı dünya, 15 ayrı yara, 15 ayrı mücadele. Öykülerdeki her karakter, hayatında bir şeylerin eksik olduğunu biliyor. Kimisi birini kaybetmiş, kimisi bir hayali, kimisi ise belki de kendini... Ama hepsi ortak bir noktada buluşuyor: Eksik olanı kabul etmek ya da kabullenmeye çalışmak. Bu karakterler, gündelik hayatın koşuşturmasında belki yanımızdan geçip gidiyor. Belki bir otobüs durağında yan yana geldiğimiz, belki bir market kuyruğunda arkasına geçtiğimiz. Belki de onlardan birisiyiz. Çünkü bu öyküler, görünmez olanı görünür kılıyor. *Yılbaşı gecesi... Herkes evinde, sevdikleriyle, sıcacık sofralarda. Ama bir polis memuru var ki, ailesini bırakıp mesaiye kalmak zorunda. O soğuk gecede, belki birinin güvenliği için, belki birinin yılbaşını huzurlu geçirebilmesi için. Onun eksikliği, bir başkasının tamamlanması için. *Bir kuyu var. İçinde anılar kalmış. Belki bir çocukluk, belki bir sevda, belki bir pişmanlık. Karakter, o kuyunun başında yaşıyor. Anılarıyla birlikte. Onları çıkaramıyor, onlardan kurtulamıyor. Ama kuyunun başında durmaya devam ediyor. Çünkü bazen anılar, yaşadığımızı hissettiren tek şey. *Kardeşinin Mutluluğu İçin Bir motor kurye... Her gün trafikte, her gün risk altında. Ama yaptığı her şey, kardeşinin mutluluğu için. Kendinden
Edebiyat
M Harfinden KuşlarDoğuş Benli · Metinlerarası Kitap · 20258 okunma
İnsan uçurumdur.
9/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2025 32. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 23 Kasım 2025 19:20
Yıl 2014.. Yer Gaziantep’te bir kahve dükkanı, raflarda yer yer kitaplar var. Alıyorum kahvemi, oturuyorum kenarda bir masaya. Zaten nerde kitap olursa takılır ya gözümüze, daha kahvemden bir yudum bile almamışım, Dünya Ağrısı ile göz gözeyiz. Henüz taze o zamanlar, Ayfer Tunç adını da duymamışım hiç.. Elime alıp eviriyorum, çeviriyorum. Kendi de adı kadar ağır mı bakıyorum. İsim çok vurucu, garip bir diyardayım, bir başınayım, hüzün de keder de ağrısı da sancısı da fazla gelecek hiç bir şey istemiyorum. Kitabı rafa bırakıp, kahvemi içiyorum… Aradan geçmiş 11 yıl, artık hayat ne getiriyorsa kabul. Hüzün de keder de sevdaya dahil deyip, bu hikayeyi anlattığım bir arkadaşımın hediyesi olan bu kitaba başladım. Hakkını verip kesintisiz okumalar yapamasam da ruhumu dirhem dirhem ezdi. O gün rafa kaldırıp kahvemi içmiştim, bugün bittiğinde kahve boğazıma dizildi. Çıkıp balkona üç tane sigarayı ucu ucuna bağladım. Zaten bir ağrı vardı sol yanımda hepten hiçte çıkmayız inşallah dedim. Dünya ağrısı sahici, dünya ağrısı ağır, dünya ağrısı kahırlı bir şey. İçinde duyabilene dünya da dar mezar da belki. Anladım ki ağrısı geçse sızısı kalacak hikayeler var, gerçekler var.. Şimdi nasıl kaldıracağız bu ağırlığı bilmem.
Edebiyat
Dünya AğrısıAyfer Tunç · Can Yayınları · 20216bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2025 35. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2025 08:38
Bir hayale âşıksan o aşk ölümsüzdür... Tarık Tufan'ın okuduğum ikinci kitabıydı ve her bir satırını keyif alarak okuduğum bir eser oldu. Betimlemelerinin gücü kitapta geçen mekânları kendi hayal dünyamda çok net bir şekilde görebilmemi sağladı. Hayal ettiğimiz aşkı daha doğrusu aşkın kendisini sevdiğimiz zaman karşımızdaki insana bu hisleri yüklediğimizi; karşımızdaki insanın ne kadar farklı bir insan olduğunu kabul etmek istemediğimizi, hayatın iyiye mi kötüye mi gideceğini, dibe mi yoksa zirveye doğru mu yol alacağını aslında yazgımızın belirlediğini anlatan bir eser... Yaşamda tesadüfün olmadığını, her şeyin bir hesabı ve nedeninin olduğunu hatırlatan satırlar... Duyabilene, görebilene, anlayabilene... Ve öyledir ki bu dünyada âşıklara yer yok...
Edebiyat
Âşıklara Yer YokTarık Tufan · Doğan Kitap · 20234,561 okunma
Sözün Gücü: Binlerce Yıllık Bir İkna Sanatı
Puan vermedi·54 syf.··
2025 50. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2025 22:05
Söz, doğru zamanda ve doğru şekilde kullanıldığında bir kılıçtan çok daha keskin olabilir. Guiguzi’nin İkna Sanatı , tam da bu fikri binlerce yıl öncesinden bugüne taşıyan bir strateji ve düşünce metni. İkna Sanatı; Çin düşünce geleneğinin en eski retorik ve diplomasi metinlerinden biri imiş. Milattan önce 4. yüzyılda yazıldığı tahmin edilen bu eser, özellikle sözlü ikna, psikolojik gözlem, müzakere, siyasi manipülasyon ve stratejik iletişim üzerine zamana meydan okuyan ilkeler içeriyor. Metin Taoist öğretilerle harmanlanmış olup, iknanın sadece dil değil, zamanlama, sezgi, duruş ve sessizlikle de ilgili olduğunu vurguluyor. Guiguzi’nin önerdiği ikna yöntemleri, bir yandan derin sezgi ve gözlem gerektirirken diğer yandan rakibin iç dünyasını anlamayı temel almakta. Bu yönüyle sadece bir iletişim kılavuzu değil, bir zihin okuma sanatı gibi. Guiguzi’nin dili yer yer kapalı ve bu da anlamayı zorlaştırıyor zaman zaman , evet, ama altını çizdiğim cümlelerin çoğu sadece iletişimde değil, hayatın pek çok alanında farkındalık yarattı. Modern ikna tekniklerinden çok farklı; daha çok stratejik sabır, ruhsal denge ve insan doğasını çözümlemeyle ilgili. Günümüzün hızlı, doğrudan ve sert iletişimine kıyasla bu kitap, neredeyse fısıltı gibi bir ustalıkla konuşuyor. Duyabilene çok şey söylüyor. Keyifli okumalar dilerim.
2024 Okuma Raporları
İkna SanatıGuiguzi · İş Bankası Kültür Yayınları · 20241,668 okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2025 62. kitabı
Yaşam duygular üzerine kurulu bir yerde. Başımıza gelen ya da tanık olduğumuz olaylar karşısında hislerimizle bir karşılık veriyoruz. Her duygunun bir yeri var yaşamda. Bu bazen bizi devam etmekte zorlasa da duygular olmadan bir yaşam düşünülemez. Dolayısıyla bizi rahatsız edenleri görmekten gelmektense onları anlamaya çalışmak en doğrusu olacaktır. Her bir duygu ayrı bir yolculuk ve manzaranın tadını çıkarmak yaşamdaki en büyük anlamlardan biri olsa gerek. Yazar tam da bu anlamda duygularımız üzerine gidiyor. Yaşamda iklim ne olursa olsun her birinin bir geliş amacı olduğu unutulmamalıdır. Mutluluğa nasıl kucak açıyorsak hüznü de aynı oranda karşılamalıyız. Şartlar ne olursa olsun yaşamaya devam edebilmek adına yazarın sunduğu bu güzergah eminim her okuyucuya iyi gelecektir. Sabır, ümit, korku, hüzün, kanaat, hırs, şikayet, öfke, şefkat, sevgi, merak, pişmanlık ve daha bir çok duygu üzerine çok güzel tespitler var. Kitabın kapağını kapattıktan sonra aynı kişi olmayacaksınız eminim ki. Yaşam elbetteki bazen zorluklarla karşılaştırıyor her insanı. Ama her bir duygu durumu sonsuza dek sürmüyor. Sadece bunun bile farkında olmak büyük bir bilinç bence. Yeryüzü uçsuz bucaksız bir deniz ve kimi gün dalgalı kimi gün ise oldukça sakin. Dolayısıyla bizler de ayak uydurmak durumundayız. Her duyguyu hissedebilmek bile yaşadığımızın bir kanıtı olsa gerek. Kitabın içindeki bir çok duygudan geçerken insan üzerine sinen kadarını hatırlayıp onlara yüklediği anlamı da düşünüyor. Yazarın kurduğu cümleler oldukça düşündürücü ve insanı olumlu hissettiriyor. Her duygunun bir sesi var. Onları duyabilene ne mutlu.
Duyguların TesellisiMecit Ömür Öztürk · Hayy Kitap · 2025243 okunma
Feministler Koşun
8/10
·112 syf.··
2024 139. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2024 15:12
Ve feministlerin ağzının suyu aka aka okuyup, naralar aatcağı bir kitabın daha sonuna geldik. Bu dünya üzerinde hangi ülkede veya yerde kadın el üstünde tutulmuş ki? Yok öyle bir yer. Cennet inancı olanlar bile bilir, KADININ ORADA BİLE YERİ YOK! Biz kadınlar her zaman ikinci hatta üçüncü sınıf vatandaşız. Ve bunu kadınlardan daha çok erkekler biliyor. Biliyor ve daha da eziyorlar. Kadınlar da bu ezilmeye başkaldırmak yerine, bunu kader olarak görüyor. görüp iyice susuyorlar, kanıksıyorlar, normalleştiriyorlar. Dayağa, tecavüze, eğitimsizliğe, mal gibi alınıp satılmaya, istenmeyen gebeliklere, fahişe olmaya... mahkum bırakılıyor/ bıraktırılıyor... Çünkü dünya erkeklerin bacak arasındaki organ için dönüyor! Öyle düşünüyor erkekler. Dünyayı da bu düzende işletmeye devam ediyorlar. Fiziksel gücü olan diğerini eziyor. Onlar için her şey mübah, yeter ki keyifleri bozulmasın. Sırf bunun için din uyduruyorlar, felsefik yaklaşımlar icat ediyorlar. Yeter ki ayakları yıkansın, yemekleri hazır olsun, istedikleri gibi kaba kuvvete başvursunlar, ne de olsa çocuk doğurma gibi bir dertleri de yok, önüne gelene tecavüz edebilsin ya da birtakım bahanelerle bu tecavüz ve istismarlar suç sayılmayacak boyuta gelsin. Yeter ki zevkleri bitmesin, karınları boş kalmasın, kimse keyiflerini kaçırmasın. Bu çarkın içinde bir kadın ne kadar güçlü olursa olsun bu düzene kafa tutamaz. Anca bir çığlık atar, o da duyabilene! Firdevs de ataerkil ve kötü şartlarda dünyaya gelmiş bir kadın. Çevresindeki bütün erkeklerin istismarına uğrayan, ayakları üzerinde durmaya çalıştıkça daha çok ezilen ve en sonunda da canından olan bir kadın. Bir yüz sene sonra tekrar dönüp dünyaya bakınca şunu göreceğiz; dünya değişmeyecek, belki bu şiddetler azalacak ama asla değişmeyecek.
Edebiyat
Sıfır Noktasındaki KadınNevâl El-Seddavi · Metis Yayınları · 202526,3bin okunma