Din ile devlet birbirinden ayrılınca ne olur, sana bir örnekle anlatayım. İnsan ile damarlarındaki kanı birbirinden ayırmaktan hiçbir farkı yoktur. Böyle birşey olduğunda kan heder olur. İnsan da zayıf ve bitkin düşer veya zayi olur. Devletin dini olmayınca yasaları, ekonomisi, askeriyesi, siyaseti ve eğitimi de bu temel üzere bina edilir. Düzen dinsiz olunca memurunu, askerini, iş adamını, öğrencisini de tıpkı kendisi gibi yetiştirecek. Böyle bir sistemden yüksek faziletli, muvahhid ve mücahid bir nesil beklemek çalıda gül bitmesini beklemek gibidir.
Sayfa 123·Kitabı okuyor
1000Kitap
Günümüz toplumları bireyin sürekli kendini aşmasını, daha fazlasını başarmasını ve durmaksızın üretmesini talep eden bir sistemle sarılmış durumda. Zihinsel yorgunluk bedensel yorgunlugun önüne geçti.
Sayfa 10
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Başka türlü bir yaşantın olabilirdi Selim. Seni istemiyenlerin dışında bir düzen kurabilirdin.
Sayfa 32·Kitabı okuyor
Hayırlı geceler☆
Beynimin mağaralarında birikmiş olan düşüncelerin hiçbiri yalnız kendisi için yaşamıyor, mutlaka bir başka düşünceye bağlı oluyor ve bu düşünceler birbirini çekiştirip durdukları halde, aralarında yine de bir düzen bulunuyor.
Sayfa 17·Kitabı okuyor
Edebiyat
"Doğru adamın içinde bir düzen kuruluyor. Bu adam kendi kendini yönetiyor, yola sokuyor. Kendi kendinin dostu oluyor."
Alıntı
İnsan hayatının başlıca zorluğu, dikey ve yatay eksenler tarafından çekiştirilmesinden, bu ikisi arasındaki çatışmadan ileri geliyor. Jung'un sözünü ettiği bu "Doğa' nın kendi halinde akıp gitmesi" durumunu ben yatay hayatın akışına çok benzer buluyorum. Her insan, onu çepeçevre saran yatay bir hayatın içine, daha da kötüsü, bütün şartlar ondan bu yatay hayatın akışına kapılıp gitmesini bekleyecek şekilde düzenlenmiş olarak doğuyor. Dünyanın düzeni yatay hayata uygun şekilde kurulmuş. Yatay hayatın akışı, bu yerleşik dünya düzeninin olduğu gibi işlemesini sağlıyor, ancak bu akış içerisinde hiçbir üretim meydana gelmiyor; çünkü herhangi bir üretim, doğası gereği bu akışın kendisiyle (ters olmasa da) uyumsuz ve bu nedenle de hakim düzen tarafından tehdit olarak algılanıyor.