Dünyada, soyut veya somut herşey gökyüzünden beklenmiştir. Kudretli tanrılara taht olarak semâ yakıştırılmışım Güneş, ay ve diğer gök cisimleri tanrılaştırılmıştır. İlkel inançlardan göktanrıları olmuştur. Tek tanrı inancında bile gökyüzü tanrının konağı sayıldığından, göğe el açıp dua etmek göreneği yerleşmiştir. Gökyüzü kutsal ve melekûti, yeraltı şeytani ve fena sayılmıştır. Monoteizmde özellikle İbrahimi dinleri geleneğinde, Enoş'un, İlya'nın, Hz. İsa'nın huruçları, Hz. Muhammet'in Mir'ac'ı hep gökyüzüne olmuştur. Hiçbir peygamber veya ermiş Hakikat'e ulaşmak için yeraltına inmemiştir. Mağaralarda inzivaya çekilmek, gökyüzüne çıkışın hazırlığı demek olan, tefekkür, riyazat ve itikâf içindir. Mükâşefe sonra; yakın daha da sonra başlar.
İşlevsel olmayan ve dolayısıyla hastalıklı tüketim, sahip olmaya benzer. Her iki deneyim de insanın üretken gelişimini zayıflatır, hatta yok eder, onu canlılıktan mahrum bırakarak bir "şey" e dönüştürür.
Bilgisayarın başına yalnızca bir e-posta okumak için oturup, reklamlarla, tıklamamız için çekici tuzaklarla dolup taşan uzun saatlerin ardından kendimize geldiğimizde onca vaktin nasıl
uçup gitmiş olduğunu merak etmeyenimiz var mıdır?
Elbette insan varlığı sonlu ve özgürlüğü de kısıtlıdır. Önemli olan ise koşullardan özgürleşme değil, koşullara karşı bir duruş alabilmektir. Bir zamanlar söylediğim gibi: "Hem psikiyatri hem nöroloji profesörü olarak insanın biyolojik, psikolojik ve sosyolojik koşullara ne kadar teşne olduğunu biliyorum ancak iki alanda profesör olmanın yanı sıra dört toplama kampından sağ çıktım ve insanın akla gelebilecek en korkunç koşullara karşı cesaretinin ve dayanma gücünün ne kadar beklenmedik güçte olabileceğine de tanıklık ettim."
Hak bir gönül verdi bana Ha demeden hayran olur Bir dem gelir şâdân olur Bir dem gelir giryân olur
Bir dem sanasın kış gibi
Şol zemheri olmuş gibi Bir dem beşâretden doğar
Hoş bağ ile bostan olur
Bir dem gelir söyleyemez
Bir sözü şerh eyleyemez
Bir dem dilinden dür döket Dertlilere derman olur
Bir dem varır mescitlere
Yüz sürer anda yerlere Bir dem varır deyre girer
İncil okur ruhban olur
Bir dem gelir İsâ gibi Ölmüşleri diri kılar ~
Bir dem girer kibr evine Firavn ile Hâmân olur
Bir dem döner Cebrail'e Rahmet saçar her mahfile
Bir dem gelir gümrâh olur Miskin Yunus hayran olur