"Eski tanrılar yüce olabilirler ama ne nazik ne de insaflılar. Kaypaklar; suya vuran ay ışığı ya da fırtınadaki gölgeler kadar oynaklar. Onları çağırmakta ısrar edersen sesine kulak verirler ama ne istediğine dikkat et, bedelini ödemeye hazır ol. Ve ne kadar çaresiz ya da zor durumda olursan ol, sana karanlık çöktükten sonra cevap veren tanrılara asla dua etme."
O zaman Suat'ın gözleri o şefkatli bakışı kaybetmeksizin Necip'e döndü ve bu bakış o kadar derin, sıcak bir sevgi ile ıslanmıştı ki Necip, ruhu eriyor zannetti; bir saniye mutlu bir kalp çarpıntısıyla titredi.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Mart çok kaypak bir aydır.
Kışla bahar arasındaki dikiştir ama dikiş kelimesi akla düzgün bir kenarı getirirken, ocak ayının sert rüzgârları ve haziranın yeşilliği arasında çılgınca savrulan mart, daha çok titreyen bir elin attığı bir dizi kaba dikiş gibidir. Dışarıya adım atana kadar sizin neyi beklediğini bilemezsiniz.
Messalina soylu kadınları kendi genelevinde çalışmaya zorladığı gibi, İmparator Neron da seçkin kadınlar ve çocuklar için zorunlu fahişeliği halk eğlencesi haline getirmişti. Ayrıca "lekesiz üne" sahip bin senatörü ve şövalyeyi arenada dövüşmeye zorladı. İmparator Caligula sarayında açtığı genelevde Roma'nın önde gelen ailelerinin evli kadınlarını ve kızlarını çalıştırdı. Bu halk eğlenceleri üst tabakadan insanların küçük düşme manzarasıydı. Bazı aristokratlar için tahrik ediciyken, diğerleri için en beter aşağılanmaydı. Caligula, genelevi sadece insanları eğlendirmek için açmamıştı. Vergi gelirlerini artırmak için fuhuş ticaretini sonuna kadar kullandı. MS 40'ta yeni bir fuhuş vergisi yürürlüğe koyuldu. Vergi, ortalama bir fahişenin günlük kazancını esas alıyordu. Fahişeler kaç müşteriye hizmet verdiklerine bakılmaksızın vergiye tabi tutulmuştu. Sürekli çalışan ya da pahalı fahişeler için sorun yoktu. Fazladan birkaç müşteri veya fiyat artışı devletin taleplerini karşılayacaktı. Öte yandan kısmi zamanlı çalışan fahişeler veya eskisi kadar kazanamayan emektarlar için vergi eziciydi. İşi bırakmış olanlar bile vergilendiriliyordu. İlk başta vergileri profesyonel tahsildarlar topluyordu ama çok geçmeden yataktan hazineye giden yolda yüklü miktarda para kaybolmaya başladı. Ordu gaddar bir işgüzarlıkla işi eline aldı. Vergileri toplamak için, kısmi zamanlı çalışanlar da dahil olmak üzere, bütün fahişelerin yerlerini bilen ve parayı güvende tutan askerlere bel bağlandı. Roma'nın ilk Hıristiyan imparatorları da yaptıklarından utanmalarına rağmen fuhuşa bel bağlamıştı. MS 498'e kadar fuhuş vergisi toplandı. Fahişelik, Hıristiyanlığın zinaya getirdiği yasağın doğrudan bir ihlali olsa da imparatorlar fuhuş pazarına cepheden saldırmak yerine küçük çaplı ayarlamaları tercih
Osmanlı zamanında Sancak Boşnakları kendilerini "Türk" olarak kabul ediyor, ancak bu kelimeyi etnik veya millî anlamında değil, din anlamında kullanıyorlardı. Türk kelimesiyle, bölgeye İslam dinini getiren Türklerden öğrendikleri İslamiyet'i kastediyorlardı.
İslamiyet onlar açısından aynı zamanda bir "Türk dini" idi. İslam'ı kabul etmekle Türklüğü de kabul ettiklerine inanıyorlardı. Ana dili Boşnakça olan bu insanlar, mevzu İslam dinine geldiğinde "Biz Türk dinindeniz, elhamdülillah" diyorlardı. Pek çok Batılı seyyah ve gözlemci, Bosna şehirlerindeki İslamiyet'e olan büyük bağlılık dolayısıyla Boşnaklar için "Türk'ten daha Türk" ifadesini kullanmıştır.