https://odessayayinevi.com/product/bozkurt-donencesi-1/
GATA'nın rehabilitasyon merkezi bölümündeki fizik tedavi salonunda herkes kendi hareketlerini yapıyor ve bir yandan da sohbet ediyorlardır. Tomris: Banuhan, dizi bitiyor mu? Banuhan: Biri biterken öbürü başlıyor. Tomris: Hayırlısı, ben seviyordum bu diziyi. Bahadır: Ben de seviyordum. Banuhan: Ay, sen sevmesen hatrım kalırdı. Hem sen söyle, projeler ne alemde? Bahadır: Çalışıyoruz. Banuhan: Bana yazdığın kadar kod yazsaydın şimdiye bin kere bitmişti. Tomris: Doğru vallahi. Bahadır: Yan gazi, yan. Tomris: Gaziyan demişken, arkadaşlara benden selam söyle. Bahadır: Güvenlik nedeniyle görüşemiyoruz. Tomris: Nedenini sormuyorum. Bahadır: Sorma. Tam o sırada, Fatih salona girdi. Yüzündeki gülümseme, diğerlerini de rahatlatıyordu.
Kurtarmak yalnızca bir an için mümkünken yardım ertelenebilir mi?
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
....yaşamı oluşturan anların hepsi ölmektedir,yaşanan bir an asla geri gelmeyecektir. Yaşamımızın her anını olabilecek en iyi şekilde değerlendirmemizi anımsatan da bu geçicilik değil mi? Elbette öyle; dolayısıyla benim vazgeçilmez ilkeme kaynaklık eden de bu; ikinci defa yaşıyormuşçasına ve ilk kez şimdi yapmak üzere olduğunuz gibi hatalı hareket etmişçesine yaşayın.
Ders notu kitabin asli degil Başkası Vasatıyla Güç Yetirmek" (القدرة بالغير) Tartışması ​ Metnin en derin usul tartışması burasıdır. Bir hasta düşünün: Kendisi yerinden kalkamıyor ama odada ona abdest aldırabilecek gönüllü bir arkadaşı var. Bu hasta sudan aciz sayılır mı? ​ Ebû Hanîfe’nin Mantığı: "Başkasıyla sağlanan güç, güç değildir." der. Çünkü o arkadaşı her an abdest aldırmaktan vazgeçebilir, kölesi veya ücretli işçisi olmadığı için onun üzerinde tam bir yaptırım gücü yoktur. İnsanın fıkhen bir şeye "gücü yetiyor" denmesi için, kimseye minnet etmeden kendi hür iradesiyle o işi yapabilmesi gerekir. Bu yüzden Ebû Hanîfe'ye göre bu adam sudan acizdir ve teyemmüm edebilir. ​İmâmeyn’in (Ebû Yûsuf ve Muhammed) Mantığı: "Madem orada ona yardım edecek biri var, o yardımcı tıpkı adamın kendi eli-ayağı (âleti) gibi olmuştur." derler. Dolayısıyla adam sudan aciz sayılmaz, teyemmüm edemez, o yardımla abdest almalıdır. ​ Hac Örneği: İmamlar bu kuralı hacca da uyarlarlar. Zengin bir çocuk fakir babasına "Baba tüm masraflarını ben karşılıyorum, seni hacca götüreceğim" dese; Ebû Hanîfe'ye göre babaya yine de hac farz olmaz. Çünkü güç çocuktadır, babada değil. İmâmeyn'e göre ise farz olur.
insanların birbirini ilk tanıma anındaki mesafeyi yok eden şey neydi; konuşmak mı, bir arada zaman geçirmek mi, birbirini daha iyi tanımak mı? Siz'den sen'e geçiş gibi, ne zaman ve neden öyle olduğu anlaşılamayan bir şeydi bu.
Sayfa 198 - İnkılap
NOKTA DERGİSİ'NDEN NÜKTELER
Altında: Nokta, kendilerini "İhtilalci Müslümanlar" olarak tanımlayan eylemci grup Ak-Doğuş'un "Kumandanı" Salih Mirzabeyoğlu'yla görüştü. Mahir Çayan'dan, Lenin'den alıntılar yapan "Kumandan", "gerektiği yerde gerekeni yapacağız" diyor. "Bir hareket rayına oturduktan sonra, başkasının yaptığı silahlı eylem verim itibariyle bizimdir. Emeç'i kim öldürdüyse öldürdü. Müslümanlar öldürmedi, bunu çok iyi biliyorum. Ama verim itibariyle Müslümanların işine yaramıştır. Aynı Muammer Aksoy cinayeti gibi. Yani iş akmaya başladığı andan itibaren bunu hiçbir güç durduramaz... Bu sözlerin sahibi, son zamanlarda türban ve Ayasofya eylemlerinde üstlendikleri öncü rolle adlarım duyuran, İslâmcı kesimin en radikal grubu olarak bilinen Ak-Doğuş'un Genel Başkanı Mustafa Saka'ydı. Saka'nın deyimiyle "Kumandan"ları ve teorisyenleri olan Salih Mirzabeyoğlu ise biraz daha diplomatik bir dille şöyle diyordu: "Şimdi ben size kıvırmadan söyleyeyim, Çetin Emeç'in öldürülmesinin İslâmî camiaya bir zararı yok. Çetin Emeç'in öldürülmesi iyi oldu demiyorum, İslâmî camia için bir kayıp değildir diyorum. Hareketin yapılmasıyla bana yarayıp yaramaması ayrı hadise. Eskiden İslâmî eylemler bile islâm dışı çevrelere mal edilirken, bugün oluşan potansiyelden İslâmcılara ait olmayan eylemler bile İslâm'a mal olmaya başladı. Eğer provakasyon ise, bu provakasyonun hiçbir zararı olmadı..." Sert bir ses tonu ve tonlamaya uygun bakışlarla bu açık yürekli sözleri söyleyen Mirzabeyoğlu, modern giyimi, seçtiği kelimeler ve Mahir Çayan'dan, Lenin'den yaptığı alıntılarla, dinci bir liderden çok, neredeyse solcu bir militanı andırıyordu. Konuşmayı silahlı eylem gibi "teknik" mevzulardan çok, teorik ağırlıklı yapmayı kabul etmişti. Ama yandaşlarından, Ak-Doğuş dergisi koordinatörü
Sayfa 539 - Ağustos 1994, “NOKTAYI GÖRDÜNÜZ MÜ?”, Vâridât: Noktalamalar, İbda Yay.
Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu