"Tabi ya, günümüzde kimse dolma kalem kullanmıyor ki."
"Gerçi Mesele şu ki biz artık hiçbir şey yazmıyoruz, değil mi?"
"Bu kaybolmuş bir sanat."
"Demem o ki şu e-postaları ve sosyal medyayı falan düşünürseniz tüm bunların ne anlamı var gerçekten?"
"Her şeyin böyle değişmesi korkunç."
Rus yazar Tolstoy kısaca kendi hayatını anlattığı "İtiraflarım" adlı kitapta, küçükken dini bir eğitim aldığını fakat koleje gittiğinde öğretmenlerin ve eğitimin tesiriyle ateist olduğunu, sonra da her türlü günahı işlediğini anlatır. Tolstoy, "İki olay benim gözümü açmama vesile oldu." diyor. Birinci olay, Paris'e yaptığı bir yolculukta bir mahkûmun giyotinle idam edilmesini görmesi, ikinci olay da genç yaştaki kardeşinin bir hastalıktan dolayı acı çeke çeke ölmesidir. Tolstoy kendi kendine, "Ölüm diye bir şey var. Fakat ölüm niçin var?" sorusunu sorar. Tabi bu sorular, "Hayat niçin var? Hayatın amacı nedir? Niçin yaşıyorum?" sorularını da beraberinde getirir. Allah'a inanan bir kişi için bu soruların cevabı kolay ve basittir. Fakat Allah'a inanmayan biri için bu sorulara cevap bulmak zordur. Tolstoy, "Başlangıçta bu sorular bana çocukça geldi fakat daha sonraları dünyanın en önemli sorularının bunlar olduğunu gördüm." diyor. Ve şöyle devam ediyor: "Bu soruların cevabını bulmak için felsefeye ve bilime müracaat ettim. Onlar bana dediler ki: Bize istediğini sor. Yıldızları, hayvanları, bitkileri her şeyi sor. Fakat bunları sorma. Çünkü bu soruların cevabı yok, dediler."
Tolstoy, bu soruların cevabını bulamadığından depresyona girdiğini, hatta kaç defa intiharı düşündüğünü fakat "İleride bunlardan kurtulurum." düşüncesiyle kendini tuttuğunu söylüyor. Nihayet üç yıl süren bu depresyonlu dönemin ardından güçlükle Allah'a inanır ve o hallerden kurtulur.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
... diğer iki soru şunlardır:
5 makine 5 nesneyi 5 dakikada yapıyorsa, 100 makinenin aynı nesneden
100 adet yapması ne kadar zaman alır?
100 dakika VEYA 5 dakika
Bir gölde bir öbek nilüfer var. Öbek her gün iki kat büyüyor. Öbeğin tüm
gölü kaplaması 48 gün sürüyorsa, gölün yarısını kaplaması ne kadar sürer?
24 gün veya 47 gün
Deneyi yapanlar 40 Princeton öğrencisini CRT'ye tabi tuttular. Deneklerin yarısının soruları, küçücük silik gri yazı karakteriyle basılıydı. Sorular okunaklıydı, ama font bilişsel gerginliğe yol açıyordu. Sonuçlar apaçık bir hikaye anlatıyor: Soruları normal yazı karakteriyle okuyan öğrencilerin %90'ı testte en az bir yanlış yaparken yazı karakteri güç bela okunduğunda bu oran %35'e düştü.Yani, kötü yazı karakteriyle performans artmıştı. Bilişsel gerginlik, kaynağı ne olursa olsun, 2. Sistem'i seferber eder ve bu sistemin 1 . Sistem'in önerdiği sezgisel yanıtı reddetmesi daha olasıdır.
VI. Yüzyılda Orta Asya’dan yeni bir göçebe imparatorluk ortaya çıktı. Altaylardan gelen yeni fatih Türkler, kısa süre zarfında Büyük Okyanus’tan Karadeniz’e kadar tüm halkları itaat altına aldılar. İmparatorluğun kurucusu İli-Han Tumın 553’de öldü ve Tobo-Han’ın ölümünden (581) sonra ise imparatorluk doğu ve batı olmak üzere ikiye bölündü. Batı Türklerinin merkezi, Orta Asya’nın batı kesiminde daha sonra kurulacak göçebe devletlerin çoğu devletlerin çoğu gibi, Usunların eski toprakları yani Yedisu idi. Yedisu tarihinde Türklerin hakimiyet dönemi oldukça büyük öneme haizdir. Göçebe imparatorluğun merkezi her zaman değişik ülkelerden gelen tacirlerin cazibe merkezi olmuştur. Çünkü bunlar, burada mallarına özellikle de Çin tarafından ve Batı Asya yönünden göçebelere ihraç edilen mallar içinde önemli yer tutan kumaşlarına tatlı müşteriler buluyorlardı. Ama VII. Yüzyıl’da Fergana’da ortaya çıkan ve ortaya çııkan ve birkaç on yıl devam eden karışıklarla birlikte Batı-Asya Çin arasındaki ona ticaret yolunun kuzeye kaymasına sebep oldu. Feragana ve Kaşgar’ı geçen yolcular Semerkand’tan kuzeydoğuya yönelip Taşkent ve Evliya-Ata üzerinden Yedisu’ya, Çu Nehri sahiline, oradan da Issık Göl’ün Güney Sahili boyunca ilerleyerek Bedel Geçidi üzerinden Aksu’ya ulaşıyorlardı. Bu y ol hakkında ilk bilgileri bildiğimiz kadarıyla VII. Yüzyıl’da yaşayan Budist Hacı Hsüan Tsang’da ve Çin “Tang Hanedanı Tarihi” nde buluyoruz. Sonuncusu XI. Yüzyıl’da yazılmıştır ama özellikle Batı ucu hakkındaki bilgilerin tamamı VII. Ve ya VIII. Yüzyıl’a aittir. Çin yol haritalarında Yedisu üzerindne geçen yollar hakkında detaylı bilgi mevcut değildir. Yine de bu veriler, en azından henüz VII. Yüzyıl’da, Çay Vadisi’nde tarım yapıldığını ve bu kültürün buraya tıpkı daha yakın zamanlarda benzeri kolonilerin
Orta Asya – Tarih ve Uygarlık V.V.Bartold 2. Baskı Selenge Yayınları İstanbul 2014- *Külliyat, II, I/31-35 1 Günümüzde Kazakistan sınırları dahilinde Cambul Şehri 2 Bartold, Türkistan’da Hristiyanlık, 3-5·Kitabı okuyor