Adını koymak için bu kasıp kavurucu, kök söktürücü kasırganın bir an yavaşlamasını bekliyor, fakat yavaşlamasını da istemiyordu. Kasırga hoşuna gidiyor, kendisine yaşama arzusu veriyor, enerjisini arttırıyordu. Sarhoş gibiydi. Sarhoştu. Bu sarhoşluğun ebedii olmasını istiyordu.
İnsan dünyaya rahat etmek için ve ebediî zevk ve emellerine
kavuşmak için gelmemişti. “Kim rahat ettim diyorsa kendisinden
korksun” diyordu Sultanlar Sultanı. İşte bu sözlerin yorumu vardı
gerçek hayatın içinde.
Kadın ve erkek ortasında gayet esaslı ve şiddetli münasebet, muhabbet ve alaka, yalnız dünyevî hayatın ihtiyacından ileri gelmiyor. Evet bir kadın, kocasına yalnız hayat-ı dünyeviyeye mahsus bir refika-i hayat değildir. Belki hayat-ı ebediyede dahi bir refika-i hayattır. Madem hayat-ı ebediyede dahi kocasına refika-i hayattır: elbette ebedîi arkadaşı ve dostu olan kocasının nazarından gayrı, başkasının nazarını kendi mehâsinine celbetmemek ve onu darıltmamak ve kıskandırmamak lazım gelir. Madem mü'min olan kocası, sırr-i îmâna binaen; onun ile alakası, hayat-ı dünyeviyeye münhasır ve yalnız hayvanî ve güzellik vaktine mahsus muvakkat bir muhabbet değil, belki hayat-ı ebediyede dahi bir refika-i hayat noktasında esaslı ve ciddi bir muhabbetle, bir hürmetle alâkadardır.
"Her zaman ne kötü bir sözdür! Duyunca tüylerim diken diken olur. Kadınlar bu kelimeyi kullanmaya bayılır. Yaşadıkları her aşkı sonsuza dek sürdürmeye çalışarak mahvederler. Kelime olarak da anlamsızdır. Gelip geçici bir hevesle ebedii bir tutku arasındaki tek fark hevesin biraz daha uzun sürmesidir."
Her zaman ne kötü bir sözdür! Duyunca tüylerim diken diken olur. Kadınlar bu kelimeyi kullanmaya bayılır. Yaşadıkları her aşkı sonsuza dek sürdürmeye çalışarak mahvederler. Kelime olarak da anlamsızdır. Gelip geçici bir hevesle ebediî bir tutku arasındaki tek fark hevesin biraz daha uzun sürmesidir.