Bazan etrafımızda o kadar esrarlı bir hadise olur ki ince teferruatına kadar bunu sezeriz, fakat hiçbir şey idrak edemeyiz; ruhumuzun içinde ikinci bir ruh her şeyi anlar, fakat bize anlatmaz, böyle korkunç işaretlerle bizi muammanın derinliklerine atar ve boğar.
“Bir şey... Bir şey mi oldu, söylesenize,” diye sordu yalvarırcasına. “Benden bir şey saklamayın... Tanrı aşkına konuşun... Belirsizlikleri kaldıramıyorum... Altüst oluyorum... Aklıma en kötü şeyler geliyor... Bana ne yapacaksanız yapın, yeter ki ne olduğunu söyleyin... Sadece bilmek istiyorum.”
“Sığ suları en hafif rüzgarlar bile coşturabiliyor. Derin denizleri ise ancak derin sevdalar. Anladım ki, derin ve esrarengiz olan her şey susuyor. Anladım ki susan her şey derin ve heybetli.”
~Mevlana~