Kitap okuyamama donemine girdiğimde sarıldığım bir yazar... Bu döngüyü yine Shakespeare ile kırdım. Uzun zaman sonra bir kitap bitirebilmenin rahatlığı ve mutluluğu yanında eğer cidden sevdiğiniz bir kitapsa dünyalara bedel.
.
.
Shakespeare'in diline hayran olmaktan çoğunlukla konuya odaklanamam. Hatta çoğu zaman sırf anlatış şekli için okurum. Bu kitap da onlardan biri oldu. Kitabın başındaki muhabbeti unutup yarısında "???" şeklinde tepkiler ve kapanışa doğru olayı hatırlamayla beraber "Sonsöz" kısmının bıraktığı hayranlık... Kesinlikle herkesin okuması gereken bir kitap.
Agatha Christie ne kadar favori yazarlarımdan biri olsa da hikayenin gidişatının ve sonunun klasikliği can sıkıyor bazen. Olayların gelişim açısı yine aynıydı ve suçlu yine tahmin edilebilir biri çıktı ama her yeni kitapta her farklı karakterin olması ve çok iyi bir şekilde işleniyor olması bağlıyor beni.. Acısıyla tatlısıyla okurken zamanın nasıl geçtiğini anlamadığım bir kitabı daha...
Uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı. Beklentimi karşılamadı ama fena değil. Kitabın yarısında, yazarın kendi hayatını anlattığını fark ettiğimde şoke oldum. O yüzden spoiler'lık bir durum yok. Yazarı bilen için en azından.
.
.
"hayır, ağlamaktan ziyade... yani işte, büyük talihsizlik. bir insan bunları yaşarken pek bir şey gelmiyor elinden."
SPOİLER OLABİLİR!
Seven çok fazla kişi var ama ben gram sevemedim. Takıntılı bir kadının, çocukluğundan beri aşık olduğu kişiye yazdığı bir mektup. Hatta çocuğu ölmesine rağmen hala o adama olan sevgisini bunun üzerinde tutuyor. Kitap boyunca adamın suçlu olduğunu ima edip sürekli senin bir suçun yok demesi ayrı konu. Zweig'in sevemediğim tek kitabı.
Shakespeare'in komedi türünde okuduğum ilk kitabı. Muhtemelen de son olacak. Üzgünüm ama 1500'lü yılların mizahıyla, mizah anlayışım pek uyuşmuyormuş...