Her yokluktan ziyade ilim ve edep vadisi çoraklaşan bu zavallı kavruk memlekete Allah katından mevsim mevsim milyonlarca çekirge düşer de zamanın icabına değil, gerçek ihtiyaçlarına hizmet eden, kafaları dengeli ve iktidarlarını nutuklarından ziyade faaliyetinde ispat eden büyük memurlar düşmez… Şüphesiz bu da kendi küsur ve günahlarımızdan… 
Sayfa 33 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
İbn-i utbe, çocuklarının hocasına şöyle demiştir:
"Evraklarımı iyi yola getirmezden evvel kendi nefsinizi ıslah edin. Çünkü onların kusuru hep sizin taksirinize bağlıdır. Çocuklara göre sizin yaptığınız her şey iyi, yapmadığınız her şey fenadır.
Evlatlarıma Müslümanlığı öğretin. Fakat bu hususta kendilerine ne usançverin çünkü bırakıverirler; ne de onları büsbütün ihmal edin, zira yabancı kalırlar.
Şiirlerin yalnız edep ve terbiyeye ,namus ve iffet'e uyanlarını sözünde en güzelini seçilmişini öğretin.
Evlatlarımı sağlam bellemedikçe bir bahisten diğerine atlatma. Çünkü kulakta uğuldayan kalabalık sözler, anlayışı şaşırtır.
Kendilerini benimle tehdit et. Fakat benim yanımda terbiyeye kalkışma!
Öyle bir doktor gibi ol ki, hastalığı iyiden iyiye anlamadıkça tedaviye başlamayasın.
Çocuklarıma kafasız insanlara ait hikayeleri söylemekten çekin, ilim ve felsefe erbabının hal tercümesini anlat."
Halife Harun reşit de çocuğu emin'in hocasına şu tavsiyede bulundu:
"Emir müminin en sevgili ruhunu, yüreğinin meyvesini, bugün sizin terbiyenize tebdiye ediyor size onun terbiyesi hususunda geniş bir salahiyet veriyor ona da hakkınızda tam bir interneti boş kılıyor. Evladımı ahlak dersleri ver eserler öğret. Eş ağır şiirler belli et nerelerde ne söylemek lazımsa göster, icapsız gülmesine mani ol, faydasız vakit geçirtme.
Sınav çok dikkat et ki derslerinde, telkinlerin de, sertlikten, kabalıktan, asabiyetten, sakınasın. Sonra çocuğun müfekkiresini öldürmüş olursun.