Nasıl ki teleskop olamadan uzak cisimler, mikroskop olmadan yakın cisimler görülemezse; aklın gözü olan "kavramlar" olmadan da akıl göremez. Başka bir deyişle akıl yalnızca kavramına sahip olduğu şeyi görebilir.
Vaktiyle bütün Türkmen oymaklarının kızıl börk(başlık) giydiğini yaygın İslami anlayışa mensup kesimlerin( Sünnilerin) zamanla bu giysi terk etmesi üzerine bilahare “Alevi” adıyla alınacak zümrelere “kızılbaş” denilmeye başlanmıştır.
Alevi ve Bektaşiler Temelde aynı yapıya mensubiyet söz konusu olsa da Kızılbaşların (Alevilerin) bu yapının tabanına yani geniş halk kitlelerine , Bektaşiliğin ise bu yapını tavanını yani bu yapıya yön veren baba ve dedelerinin simgelediği gruptur.
Türkmen gruplardan yerleşik hayata geçenler Bektaşiliği, göçebe hayatı yaşayanlar ve kırsal bölgelerde kalanlar ise kızılbaşlığı (Aleviliği) teşkil etmiştir.
“Hikmet dünyanın anahtarıdır. Modernliğin insanı hapsettiği demir kafesi açacak anahtar da işte bu hikmettir. Bu Hikmetin özü de ilim ile amelin birleştirilmesiyle olur.Yani İnsanın ilmi ile âmil olması gerekmektedir.”
“Akıl ölüdür ki bilgi ile hayat bulur; bilgi ölüdür ki arzu ile dirilir; arzu cılızdır ki okumak ile güçlendirilir; okumak örtülüdür ki münazara ile açığa çıkartılır; münazara verimsizdir ki ancak eylem ile üretilir; o kadar ki en nihayetinde bilgi ile eylem bir araya geldiklerinde beraberce çoğalır ve görünür kılınır.”