Bu inceleme kitap hakkında olduğu kadar biraz da yazar hakkında olacak.
Dinlerinin kökeni neydi? İlk halleri nelerdi? Nasıl günümüz haline geldiler? birbirlerinden etkilendiler mi? Diye düşünürken ve bunun benzeri bir çok soru sorarken edindim bu kitabı? Sorularımın hepsine cevap verdi mi? Kesinlikle hayır. Sorularımın cevapları tek bir kitapta bulunabilir mi? Ona da kesin bir hayır. Daha fazla kaynak okumalı mıyım? Bu soruya da kesin bir evet. Kitap beni yeni şeyler öğrenmeye itti bu bir gerçek. Ders çalışır gibi okutturdu kendini. Notlar aldım araştırmalar yaptım ve sorular birbirini doğurup kar topu oldu o da ayrı bir konu tabi :)
Kitapta dinlerin türleri? Yaşayış biçimleri bölüm bölüm en başından basitçe anlatılıyor. Derine inmeden yüzeysel bir şekilde bilgi veriyor. Her şeyden biraz biraz var. Bölümlerde antropolojik yaklaşımlar, totemizm ve doğa inançları bilimsel bir mesafe doğrultusunda anlatılıyor. Her şey objektif olarak ele alınmıştı. Bu mesafe ve objektiflik kitabın son bölümünde yani '' Hristiyanlık' bölümünde yerini öznelliğe bırakıyor. Yazarı Google de arattığımızda bir teolog olduğunu ve bir dönem rahiplik de yaptığını öğrenmiş oluyoruz. Okurken hissettiğim o hafif 'yönlendirilme' duygusu ve objektiflikten kopuşun sebebi buymuş. Menzies, bir tarihçi titizliğiyle yola çıksa da, dinleri bir merdiven gibi kurgulayarak o merdiveni kendine göre doğru olan tarafa dayıyor.
__''İslam dininin de birçok ülkede varlığını devam ettirme gücünü kanıtladığı doğrudur ve Budizm de Asya'nın yarısına yayılmıştır. Ancak Budizm tam bir din değildir , eyleme geçme eğilimi yoktur, pasifliğe meyillidir ve bu nedenle ilerleme sağlamaz. İslam ise bir ilham olmaktan çok bir boyunduruktur ; özünde özgürlüğe düşmandır ve daha yüksek bir ahlaki gelişim sağlayamaz. Hristiyanlık,