PETRUCHİO Sizi odun kafalı yontulmamış ahmaklar! Niye kimse yok burda? hani saygı, hani hizmet? Önden gönderdiğim o aptal herif nerde? GRUMİO Burda efendim eski aptallığıyla karşınızda. PETRUCHİO Seni sığır çobanı! Seni piç kurusu, uyuşuk değirmen beygiri!
Sayfa 103 - Remzi Yayınevi·Kitabı okuyor
1000Kitap
Ah Reis Bey, sevmek, hele benim gibi sevmek berbat bir şeydir. Hayatımda yalnız o vardı. Gözümü kapadığım zaman onu, açtığım zaman onu, uyuduğum zaman onu, uyandığım zaman onu görüyordum. Halbuki ben onun için bir hiçtim; gelmiş ve geçmiş birisi... Nasıl anlatayım efendim; çorabının yırtığı, şapkasının kurdelesi kadar benimle alakalı olmuyor, evlerindeki kedi kadar bile beni sevmiyordu.
Sayfa 122
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Dostun da Şöylesi
"Benim güzel efendim, kalbimdeki meselelere sormadan cevap verenim, müşkillerimi halledenim, musibetlere uğradığımda yüküme omuz verenim, dara düştüğümde imdadıma yetişenim, darıldığında sitemli bakanım, sevindiğinde yüzünde güller açanım. Sen gittin bize ağlamak kaldı!"
Sayfa 126 - Abdurrahim Reyhan Erzincânî·Kitabı okuyor
Nazik aleti vapura getirene kadar ne çektiğimi ben bilirim. O gün de deniz dalgalı. Vapur her sallandıkça içim bikez hop ediyor. Kucağımdan biyere bırakamıyorum aleti. Yanımdaki yolcular, telaşımı görüp merak ettiler de soruyorlar. Onlara anlatıyorum: – Efendim, çok nazik bir alet. Beşyüzbin lira verseniz bulunmaz. Bu döviz sıkıntısında alana kadar neler çektik. İçinden bir teli koptu mu, bozulur. Burada yapacak usta da yok. Artık nazik alet için neler öğrendimse bire bin katıp anlatıyorum. Sonra da içime bir korku düştü. Çok para ettiğini anlayıp ya çalarlarsa...
İnsan her zaman aynı insanları görürse, bunları yaşamının bir parçası saymaya başlar. İyi, ama bu kişiler de bu nedenle, yaşamımızı değiştirmeye kalkışırlar. Bizi görmek istedikleri gibi değilsek hoşnut olmazlar, canları sıkılır. Çünkü, efendim, herkes bizim nasıl yaşamamız gerektiğini elifi elifine bildiğine inanır.
Belki, "Kur'ân-ı Kerim'in dedikodu illetine, tecessüse, zanla hareket etmeye bu kadar önem vererek gündemine alması, çok önemli bir hadise mi" diye düşünebilirsiniz. Bu kadar önemli sorunlar dururken... Baksanıza, millet başka şeylerin mücadelesini veriyor. Bugün, bu vb. ahlâk ilkelerinin konuşulduğuna pek şahit olmuyoruz. Efendim, insanlar daha büyük (!), daha önemli(!) kavramlar üzerinde konuşuyor. Diyelim ki bir yerde konuşma yapıyorsunuz; "dedikodu yapmayın, gıybet etmeyin" deseniz, "Hoca, başka konu mu yok!? İslâm'dan bahset, şeriattan bahset." diyenler oluyor. Kafalar, o temel ahlakî değerlerden o derece uzaklaşmış ki!.. Bunlar olmadan İslâm olur mu? Kur'ân onun için bunların üzerinde duruyor. Kişiyi eğitmeden, ahlakî bir forma kavuşturmadan, getirdiğimiz sistemin adı ne olursa olsun sorunlar çözülmez.
Sayfa 43 - Marmara Akademi·Kitabı okuyor