Gariptir ki, bu çok yerli inkişafta bile yenilik fikirlerinin az çok hissesi olur; filhakika, Yeniçeri zümresinin yola geleceğinden ümit kesen hükümdarın efkâr-ı umumiyeyi ocaktan uzaklaştırmak için, şahsen de mütemal olduğu Mevleviliği gittikçe daha fazla tuttuğunu ve böylece Bektaşîlik an'anesine dayanan ocağa karşı âdeta ruhanî bir aksülamel hazırlamaya çalıştığını biliyoruz.
Dünyada en kolay iş efkarlanmaktır.İçimizde çalar efkarlı müzik. Neşelenmek, hayatın tadına varmak, dans etmek için, hariçten gelen melodiye gerek duyarız.
"Saadet-i ebediyeye işaret eden bürhanlardan biri de insandaki gayr-ı mütenahî istidatlardır.
Evet, Cenab-ı Hak tarafından mükerrem kılınan insanın cevher-i ruhunda ekilen ve rakamlara sığmayan istidatlar var.
Bu istidatların altında, hesaba gelmeyen kabiliyetler var.
Ve bunlardan neş'et eden hadde gelmeyen meyiller var.
Ve bunlardan husule gelen gayr-ı mütenahî efkâr ve tasavvurat var.
İşte bunların her birisi haşr-i cismanînin arkasındaki saadet-i ebediyeye, şehadet parmaklarını uzatarak gösteriyorlar."