Altmış yıl, beş ay, dört gün… /Empati kuramayacaksınız!
9/10
·192 syf.··
2026 35. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 00:40
Devamını okuyun… Çünkü bilmiyor insan okumadan geçtiği kim bilir nelerin, hayatına dokunamadan geçip gittiğini. Bilmiyor kaçırdıklarının, bir gün aklını kaçıracağını. “Hiçbir şey bize ait değil. Dünyaya bizden önce yaşayanların anagramları olarak geliyoruz.” “Kendin olmanın” cezasını çektiniz mi hiç? Kendiniz olduğunuz için kaybettiğiniz şeyler oldu mu hayatınızda? Esme… Lenox Ailesi’nin kızı. Bundan yüz yıl öncesinde, şimdiki zamana göre yaşayan, toplumun değer yargılarına uymayan, açık sözlü, utanç kaynağı(!) bir kız. Hangi aile böyle bir kızı olsun isterdi ki… Diğer tarafta Kitty, ailenin uysal, zamanına uyumlu, her şeyi hak eden kızı. Her ailenin sevilen ve sevilmeyen birer çocuğu vardır. Ve ne yazık ki ailesinden yaralı olmak, bütün çağlarda vebadır. “Annemin hikâyesi acıklıydı. Yalnız annemin değil, anneannemin, anneannemin annesinin, büyük ihtimalle onun annesinin ve daha büyük annelerin hikâyeleri de acıklıydı.” Annemin Uyurgezer Geceleri Aile korkunç bir yüktür, der, Oscar Wilde, Fyodor Dostoyevski yalnızlığını, “Aile içinde de yalnızdım,” diyerek tanımlar. Ve hepimizin bildiği, Lev Tolstoy’un, “Bütün mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.” Mutsuzluk… Belki de her şeyin suçlusu ailenin o aykırı çocuğudur. Emily Dickinson’un dediği gibi, “Boyun eğ, akil insan ol; isyan et, derhal tehlikeli ilan edil.” Aileni temsil edebildiğin kadar onların içindesin ve toplumun işine yarayabildiğin ölçüde onların yanında! Franz Kafka'nın Gregor Samsa’sını hatırlayın, farklı olan ve artık işe yaramayan Samsa’nın sonunu! Hepimiz birer Samsa adayı değil miyiz aslında? Aile hikâyelerini etkileyici bulur musunuz? Büyük aile sırları vardır, yıllar sonra öğrenilen ve hayatınızı bambaşka bir yöne eviren… Bir bakmışsın annem annem değil, babam babam. Bir
Esme Lennox Nasıl Yok OlduMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20243,040 okunma
Beğeni ve hayal kırıklığı ( Spolier içerebilir)
Puan vermedi·704 syf.··
2026 4. kitabı
·
42 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 19:02
İncelememde kurguya ve beni kurguda en çok etkileyen kısımlara değineceğim. Ayrıca okurken hevesimi kıran ve beni son derece üzen bir konuya daha değineceğim. Kitabın baş karakteri Raskolnikov, genç ve akıllı bir üniversite öğrencisiyken maddi imkanlarının yetersizliği nedeniyle üniversiteye devam edememiş ve yarıda bırakmıştır. Üstü başı pespaye, son derece kılıksız bir gençtir ve daracık pis bir odada kalmaktadır. Maddi sorunları olsa ve paraya ihtiyaç duysa da para düşkünü değildir Raskolnikov, ihtiyaç duyduğu parayı düşünmeden başka ihtiyaç sahiplerine verebilecek birisidir. Kurgunun ilk kısımlarında Raskolnikov'un iyi kişiliği, annesi ve kız kardeşine sevgisi ve bağlılığı içinizi ısıtıyor. Onu seviyor, ve böyle pırıl pırıl bir karakterin, işleyeceği suçu işlemesine neyin neden olacağını merak ediyorsunuz. Çok geçmeden Raskolnikov'un suçunu, kendi deyimiyle "tasarısını" ya da "teorisini" öğreniyorsunuz. Bu suçu işleyeceğini, bu tasarıyı gerçekleştireceğini bile bile yine de "hayır yapmasın" diyorsunuz. Çünkü ona yakıştırmıyor ve böyle bir adamın nasıl böyle bir suçu işleyeceğine akıl erdiremiyorsunuz. Raskolnikov suçu işlemeden önce, olaylar ilerlerken Şunu fark ettim. Aslında karar verdiği işten iliklerine kadar tiksinmesine, bunu iğrenç bulmasına rağmen bu tasarıdan vazgeçmiyor. Bir kez verdiği karar ne kadar yanlış olursa olsun onu etkisi altına öyle almış ki, kendini, sanki mutlaka yerine getirilmesi gereken bir ödev gibi bu karara sadık kalmak zorunda hissediyor. Onun bu durumunun, yani verdiği karara körü körüne sadık kalmanın ve dönememenin çoğu insanda görülen bir zaaf olduğunu düşünüyorum. Üstelik Raskolnikov'un bu tasarısını her şeye rağmen gerçekleştirmek için kendince çok güçlü delilleri de var. Raskolnikov, verdiği kararın saçma olduğunu
1000Kitap
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,4bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Justine
9/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2026 00:00
Justine en son anarşist hareketi olan Kibbutz köyüne gider. Zamanında Kibbutz’u araştırmıştım; bu romanda rastladığıma şaşırdım. Ancak yazarın, her ne kadar aşkı irdelese de, altyapıda "aşk"la bakarak sistemsel eleştiriler barındırdığını düşünüyorum. Zaten Marquis de Sade’dan yola çıkmış olması, bedenin iktidar tahakkümü üzerine kafa yorduğunu gösteriyor. Tekdüze, geleneksel ilişkilere meydan okuyup aile kavramını neredeyse hiç konu edinmemesi de aslında Kibbutz hareketi üzerine düşündüğünü gösteriyor. Bunun yanında "aşk"ı yaşamsal kesitlere yorması çok etkileyici. Hafızanın ve zamanın lineer işlemediğini, sarmal ve tekrarlı olduğunu ve romanın da böyle ilerleyeceğini zaten kitabın başında belli ediyor. İkinci kitapta kurgusal soruları büyük ihtimalle yanıtlayacak ve farklı bir bakışla seriye devam etmesi, öznelliğe – aynı zamanda Benjamin’in tarihsel öznelliğine benzer bir önem atfettiğine – işaret ediyor. "Arzuya boyun eğ ki ondan arınasın. İnsanın bütünlüğünü evrenin bütünlüğüyle denkleştirmek için biz her şeyden yararlanırız hatta hazdan, ruhun hazda kabarcıklanışından bile." Hazzı ruhsallaştırıp evrenin bütünlüğüne varma yolu olarak algılayışı, bugüne kadar hazzı salt dünyevileştiren, yasak ve kısıtlı kılan öğretilere bir itiraz olarak ele alınabilir. "Sevme derinin dilidir, cinsellikse onun yalnızca terimleridir." Dionysos’u cümlelerin arasında anan Durrell, aynı zamanda Dionysosçu bir zeminde düzene, ölçüye karşı gelmektedir. "Aşk"ın kontrolsüz var oluşu aşma hâlini bu zeminde gerçekleştirir. Durrell, düşünmenin ve hatırlamanın eylemselliğini, yeniden yaratmak olduğunu ve dünyayla kurulan aktif bir ilişki olduğunu roman boyunca sezdirir. "Düşüncelerimiz kendileri birer davranıştır" "Her düşünür ya da her düşünce evreni yeni baştan döller" cümlelerini son
JustineLawrence Durrell · Can Yayınları · 201777 okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2025 10. kitabı
"Saygı, insana dert getiren bir ışıktır. Gölgeler çok daha güvenlidir." "Boyun eğ! Ama sadece gerçeğe." 'Şarkı Söyleyen Tepeler' serisinin ilk kitabı olan Tuz ve Fal İmparatoriçesi, büyük savaşları değil de o savaşların gölgesinde kalmış sessiz direnişleri konu alıyor. Olaylar, Şarkı Söyleyen Tepeler Arşivcisi keşiş Chih ve onun kuşunun, Işıldayan Saflık Gölü'nde bir eve varmasıyla başlar. Burası, daha önce kitaba konu olan İmparatoriçenin sürgün edildiği ve hayatının son bulduğu evdir. Burada yaşlı kadın (Tavşan) ile görüşür ve Tavşan, bu evde önemsiz görülen nesneler üzerinden İmparatoriçe In-Yo'nun yükselişin anlatır. İmparatoriçe İn-Yo, vaktiyle Kuzey'den gelen bir gelindir. Ancak buraya getiriliş amacı siyasîdir. Erkek bir veliaht verdikten sonra önceki cariyeler gibi 'Çıkan Fal'a sürgün edilir. Burada etkisiz kaldığı düşünülse de o, sadık hizmetkârları sayesinde sessiz bir yükseliş geçirir. Tuz sevkiyatları ve Fal baktırma seansları, aslında birer şifredir. Zamanla bu şifrelerle bir devrime adım atar.
Tuz ve Fal İmparatoriçesiNghi Vo · İthaki Yayınları · 2023210 okunma
"Ömrümün tarihine not"
Puan vermedi·240 syf.··
2025 44. kitabı
"Tanımayanlar tanısın, tanıyanlar içinden bir iç çeksin diye yazıyorum. Anadolu’nun bacısı, Nazile Serna OnurBenim candostum. Hatunun elhamdülillahı. Herkes bu kitabı okurken muhtemelen yarini düşünmüştür lakin benim aklıma ise yalnızca sen geldin Serna’m. Bir kez bile ya bir kez bile yahu ruhumu senin karşında çırılçıplak etmemişken, hiç bir yarımı açıkça göstermemişken, sen benim gönül kabemi hep gördün be. Hırçınlığımın perde arkasını bildin, kelamımda çok susuşumu okudun. Gülerken dahi gözlerimde ki hüznü gördün. Her daim özümü gördün, ben kaybolmuşken dahi. Anacığımı bile senin kadar yormamışken, sen benden hiç vazgeçmedin. Bir kez dahi satmadın. Aksine en tehlikeli yerlere giderken ya önüme geçtin, ya da yanımda yürüdün. Kitaptaki o hamilelik sahnesi, ne kadar tanıdık değil mi bizim için ? Askerliğimde bile ilk ziyarete gelen sendin. İçerdeyken hıçkıra hıçkıra ağlayan sendin. Bir kez bile sevmemezlik etmedin beni, seni üzdüğüm zamanlarda bile. Gönül kabemde hiçbir zaman diken bırakmadın. İncitmedin beni can dostum. Aksine, dikenleri canın pahasına çıkarmaya çalıştın. Hep kızardın ya bana "Hiç bir şey sağlığından önemli değil, kalbini daha da hasta etme. Ne olursun olsun bu hayatta nefes alacaksın. Gerekirse başını eğ, başlıcam onuruna senin. Korkak ol bir kez de ne olmuş" derdin. Ben de "Kızım ölürüm eğilmem, son nefesimde dahi mücadele olur tek derdim" derdim. "Ahh aptal çocuk işte hala çocuk. Ne yapacağım ben seninle çocuk" derdin! Şimdi olsaydın ne çok kızardın bana. Eskiden çok üzülüyordum biliyor musun, erkenden beni bırakıp göç ettiğin için. Sen sığındığım tek dağımdın, can dostumdun lakin artık kızmıyorum. İyi ki böyle bir zamana denk gelmedin. Son zamanlarda o mavi mektubunu sık sık okuyorum.Biraz daha duygusala bağladım. Yoksa vuslat mı yakın ? Keşke…
Sırlarım İpte Asılı Kaldı BalımAygün Kevrina · Kor Kitap · 2025131 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2025 248. kitabı
Sevda Ceren Mutlu Perihan Geçmişle bugünün harmanlandığı eserleri sever misiniz? Ben çok severim. #perihan ,üç kadının birbiriyle bağlanan hayatlarının anlatıldığı,benim de elimden bırakamadığım akıcı bir eserdi. Otuz dokuz yaşında olan Avukat Deniz,Edebiyat öğretmeni olan babasını kaybettiğinde on beş yaşındaydı.Babasının ölümünden bir sene sonra annesinin başına üvey baba ve üvey kardeş getirmesini hic affedemez. Bu gönül kırgınlığının üzerine yirmi bir yıl önce altı yaşında ki üvey kardeşi Defne yi,çocuk parkında yanından kayboluşuna şahit olur ve yıllarca bu vicdan azabıyla hassas yüreği iyice ezilir Deniz,otuz dokuz yaşına bastığı gün,yirmi yıl önce bir sergi açılışında tanıştığı ünlü ressam Leyla yı ziyaret etmek için Beyoğlu’nda Zarifi Apartmanı na gelir.Leyla kendisine çok yakın davranır ve giderken cildi ayrılmış kitaplarını Deniz e verip yeniden ciltletmesini ister. Deniz,Zarifi Apartman ına ikinci gelişinde apartman yöneticisinin kapıda polislerle konuştuğunu görür. Zarifi apartmanın orta katında oturan Perihan ın evine hırsız girmiştir ve kendisi yoktur. Bu arada Leyla,Deniz den Perihan’ın evine girip defter ve notlarını almasını ister ve sonra bunları Deniz e verir. Deniz,bu notları okudukça Perihan ın yaşanmamış hayallerine,anılarına ve geçmişte yaşanan sırlarına şahit olur ve bu sırların, kendisine de ulaştığını görür. Benim severek okuduğum yüreğime dokunan bu kıymetli eseri #okuyun der susarım Vuslat teki Sevda Ceren Mutlu @gutenbergyayinevi #vuslatınkitapkurtları #okuyanterazi #okuyanteraziokuyor
PerihanSevda Ceren Mutlu · Gutenberg Yayınları · 202543 okunma