Güneş Tohumu Üçlemesi
İlk kitabı ile Türk mitolojisi tandanslı şehir fantazyası türünde şaman öyküleri anlatarak ödül kazanan Adil Öztürk’ün yeni romanı Güneş Tohumu bu defa fantastik solarpunk türüyle görücüye çıkmış. Tamamıyla kurgusal bir evrende geçen bu romanda okuyucuyu bir yandan ütopya sayılabilecek şehirler ve yaşamlar karşılarken öte yandan tam tersi hayat hikâyeleri de hem romanın merkezinde hem arka planında anlatılmakta. Vaskalerya, sadece solarpunk bilimkurgu alt kültürünü değil, steampunk’ı, büyülü fantazyayı ve simya ile bilim dünyasını da bir arada harmanlayıp iç içe geçiren bir anlatı. Bu bağlamda okuyucu, karman çorman edilmiş bir edebiyat kakofonisi ile karşılaşacağından çekinebilir ancak bu sadece bir önyargı olurdu. Zira Sûvilantâ adındaki bir dünyada yer alan Vaskalerya Krallığı’nda geçen bu hikâye, yazarın deyimi ile bilim, simya ve büyünün macera dolu rekabetini, tüm bu unsurları evrene tutarlı bir şekilde yedirerek anlatıyor.
Serinin ilk kitabı Aylaklar, Arsızlar, Âşıklar, bu yepyeni evrenin dinamiklerini okuyucuya yer yer fazla ayrıntıya girerek anlatmış ve kimi okuyucuyu sıkabilecek kadar uzatmışsa da yepyeni bir evren yaratıp bunu okuyucuya ilk defa sunan yazarların tanıtım aşamasını bir şekilde atlatması biraz da zorunluluktur.
Öyleyse biz de incelemede çok ayrıntıya girmeden bu dünyayı tanıtmakla başlayalım. Vaskalerya, kraliyet sistemiyle yönetiliyor olsa da romanlarda, özellikle ilk kitapta kralın ya da yönetici sınıfın ağırlığını neredeyse hiç görmüyoruz. Ülke, tek kralın keyfince yönettiği gerçek bir kraliyet olarak değil, ademimerkeziyet esas alınarak her şehir, eyalet ya da bölgenin kendi kaderini kendince çizdiği bir anlayışla yönetiliyor. Ülkenin genel idaresinde ise yedi kişilik Bilginler Kurulu’nun ağırlığı, kralın bizzat