"Vayyy vayy vayy"dan "Hadii Beee!"ye :)
9/10
·488 syf.··
2026 17. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 18:49
Öncelikle mini uyarı ilk kitaba dair SPOİLER içerebilir! İlk kitaba zaten bayılmış, karakter derinlik, çeşitlilik ve birbirini tamamlayışları hem de dünya kurgusuyla çok çok keyif alan biri olarak bu kitap seri için on numara bir gelişme kitabı olmuş. İlk kitapta evreni ve karakterleri tanıdık, akademide yaşananlarla gayet doğal ve kaliteli bir şekilde karakter iplikleri birbirine bağlandı ve sonu da mükemmel bir şekilde girişi tamamlayıp gelişmeye pası atmıştı. Bu kitapla da tam da bıraktığı yerden alıp hem aksiyon hem de hisleri daha da zirveye çıkarıyor. Ve "Bunun da ötesine gitmez be abi" diyerek hem ters köşe hem de entrikalarla çıtayı bir tık daha yukarı çıkarmayı başarıyor bu kitap. Kızıl Yükseliş bitince hemen başlamamak, başlayınca her sayfada çaresizce bitmeden duramamak ile akan bir kitap. Karakterlere ayrı birer sayfa açacak olursak. Sevro, Ragnar ve tabii ki Kısrak'a bayıldık mi bayıldık. Ragnar Volarus... Çok konuşmaya ihtiyaç duymayan adamların hakiki sadakati... Sevro, kendi iç çarpıklığından çekinmeden sahip olduğu kişiliği ortaya koyan ve olduğu gibi kabullenilişiyle ve onu da iyiliğine ikna edince sarsılmak bir dosta dönüşüşü. Kısrak ablamız zaten ilk kitaptaki gibi kalite kokuyor. Erkekler akıllı kadın sevmez saçma ve yanlış klişesini bozan karakterlerden biri. Erkekler ego savaşını sevmez ama akıllı kadın kadar tatlı az şey vardır dünyada. Victra ise ayrı bir kısmı hak ediyor. İnsanların çoğu sahip olmadığı aidiyet ve sevgiyi göz boyaya boyaya sunup photoshop ile büyütmeye ve parlatmaya çalışırken; Sen ve Onlar ne düşünürsen düşün sadece kendi olarak ve sadece sevdiği için, başka hiçbir gerekliliği ve menfaati olmadan salt sevgi ve sadakatten oluşan bir bağ. Kendimi bildim bileli hep insanları doğdukları ortam, kültür ve kabullerden öte görmeyi
Altın OğulPierce Brown · Pegasus Yayınları · 20151,653 okunma
Puan vermedi·240 syf.·
2026 132. kitabı
Sis - Miguel De Unamuno Kendi deyimiyle bir roman degil "nivola" olan bu eser yaygın görüş üzerine varoluşçu felsefe öğeleriyle bezenmiş. Okumaya başlamadan biraz bu akıma gözgezdirmek iyi olur kanısındayım. Akıcı yapısı, yer yer nükteleri ile hızlı ve eğlenceli bir okuma sağladı. Önsöze cevap niteliğinde ikinci bir önsöz yazması, finalde yazarla başkahramanı konuşturması gibi alışılmamış işleri var Unamuno'nun. İlgi alanım olduğu için mi bilmiyorum okurken bana sık sık Freudyen düşünceye atıflarda bulunuyor hissi verdi. Bu eser genelde varoluşçu felsefe üzerinden incelenmiş ben ise başka bir perspektif sunmak adına temel psikoloji kavramları üzerinden birşeyler yazmak istedim. Kitabın kahramanı Augusto, hayatının merkezine koyduğu ve yakın zamanda kaybettiği annesinin gölgesinde yaşayan bir karakterdir. Yetişkin bir erkek olmasına rağmen kendi kararlarını alamaması ve dünyayı bir "sis" gibi muğlak görmesi, sembolik olarak anne rahmindeki güvenli ortamdan tam olarak çıkamadığını gösterir. Sokakta tesadüfen gördüğü Eugenia’ya aniden tutkuyla bağlanması, aslında kaybettiği anne figürünün ve onun şefkatinin yerine koyacak bir nesne arayışıdır. Eugenia'dan sonra Rosario'ya da ilgi duyması, bastırılmış cinsel dürtüler ile anne şefkati arayışı arasındaki bölünmeyi andırır. İd, Ego ve Superego Savaşı! Augusto'nun iç dünyasını, Freud'un meşhur kişilik kuramına göre irdelediğimizde; İd : Augusto'nun rasyonel gerekçelerden uzak, anlık gelişen yoğun aşk ve sahip olma arzusu id'in kontrolündedir. Superego: Sürekli olarak kendini sorgulaması, felsefi açmazları, vicdan azapları ve annesinden miras kalan toplumsal normlar. Ego: Augusto'nun can çekişen Ego'su, Id ile Superego arasında bir denge kuramaz. Dış dünyayı algılamakta zorlanır ve gerçekliği bir "sis" (illüzyon) olarak
Psikoloji
SisMiguel de Unamuno · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20236bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Öfke Kin Haset ve Kurtuluş Yolları
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 75. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 22:31
İmam Gazâli’nin başyapıtı İhyâu Ulûmid’d-Dîn (Dini İlimlerin İhyası) içinde yer alan, Türkçeye genellikle "Kin, Öfke ve Haset" ya da "Kalbin Helak Edici Şeyleri" başlığıyla kazandırılan o bölümü elime her aldığımda, yüzyıllar öncesinden bugüne fırlatılmış bir psikoloji aynasına bakıyormuş gibi hissederim. İmam Gazâli’nin Kin, Öfke ve Haset kitabı, bir çırpıda okunup rafa kaldırılacak bir eser değil. Başucunda tutulup, insanın çileden çıktığı, birine için için hırslandığı veya hayatı adaletsiz bulduğu dönemlerde açıp birkaç sayfa okuması gereken bir "ruh detoksu". Kitabı bitirdiğinizde içinizde hafif bir mahcubiyet ama aynı zamanda büyük bir ferahlık kalıyor. Kendinizi daha iyi tanıyor, zaaflarınızla barışıyor ve en önemlisi, kalbinizi bu üç zehirli duygudan temizlemediğiniz sürece gerçek huzuru bulamayacağınızı çok net anlıyorsunuz. Fiziksel Müdahale: Öfkelendiğinde ayaktaysan otur, oturuyorsan uzan. Kan akışını ve bedensel ritmi değiştir. Zihinsel Müdahale: "Ben şu an güçlü olduğum için mi öfkeleniyorum, yoksa acizliğimi gizlemek için mi?" sorusunu sor. Manevi Müdahale: Karşındakini affetmenin, ona galip gelmekten daha büyük bir ego tatmini ve ruhsal hafiflik olduğunu fark et. Eğer modern dünyanın getirdiği o hırslı, gergin ve sürekli yarış halindeki ruh halinden sıyrılmak istiyorsanız, Gazâli’nin bu zamansız davetine mutlaka kulak vermelisiniz. Öfke Kin Haset ve Kurtuluş Yolları İmam Gazali
Öfke Kin Haset ve Kurtuluş Yollarıİmam Gazali · Çelik Yayınevi · 0647 okunma
Puan vermedi·204 syf.·
2026 406. kitabı
Sokrates, İsa ve Buda bize yaşamayı öğretirler. (...) Onların mesajı bireyin gelişimine odaklanır. Başkasına saygı duyma, kendini tanıma, aşk ve özgürlük sunar. Dini bir temele dayandırılsa da, asla dogmatik değildir. Her zaman anlamlandırır ve sebebi ortaya koyar, ayrıca kalpten gelir. Frederic Lenoir Sokrates’in, İsa’nın ve Buda’nın yaşam biçimleri arasında güçlü benzerlikler vardır. Hepsi de çok büyük insanlardı ve üçü de övgülerden, zenginliklerden kaçtı. Bağımsız olmayı tercih ettiler ve bir yol gösterici oldular. İsa, bize insanın maddiyattan daha başka şeylere de ihtiyaç duyduğunu hatırlatır. Sokrates, bir insanın yalnızca doğruyu ararken ve cehaletten kaçmaya çabalarken her türlü çabayı sarf ettiğini söyler. Buda ise insanın yaşamının büyük anlamını meditasyon yaparak bulabileceğini, kendi üzerinde çalışarak ego yanılsamalarının üstesinden gelebileceğini anlatır. Varoluş mantığı, sahip olma eyleminden daha önemlidir. Tek bir sözle kalbe dokunmak kadar büyük bir mucize olabilir mi? S:99
Araştırma İnceleme Felsefe Düşünce
Üç Usta: Sokrates, İsa ve BudaFrederic Lenoir · Paris Yayınları · 201839 okunma
Bir Çürüme Anatomisi
9/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 15:31
Yazarla tanışmam bu kitapla oldu ve son olmayacak diye düşünüyorum. Açıkça söylemek gerekirse beğendim mi beğenmedim mi tam olarak adını koyamıyorum. Kitabı bitirdiğimde içimde tuhaf bir huzursuzluk kaldı. Mahfuz, 1930’ların Kahire’sini anlatıyor gibi görünse de aslında zamansız ve mekansız bir insanlık trajedisini önümüze koymuş. Her şey o kadar çiğ, o kadar gerçek ve net ki, tam da bu yüzden insanın canını yakıyor. Kitabın merkezindeki Mahcub Abdüldaim, kolay kolay sevilebilecek bir karakter değil. Hatta dürüst olmak gerekirse, yer yer nefret ediyorsunuz ondan. Ama bir yandan da onu o kadar iyi anlıyorsunuz ki, bu durum kendinizden de ürkmenize yol açıyor. Taşradan Kahire’ye gelmiş, sefaletin dibini görmüş, açlıkla ve çaresizlikle boğuşan bir genç. Etrafına bakıyor; ahlaktan, dürüstlükten bahseden herkesin aslında bir şekilde gemisini yürüttüğünü, sistemin tamamen ikiyüzlülük üzerine kurulduğunu görüyor. İşte tam bu kırılma noktasında "Madem oyunun kuralları bu, ben de kirli oynayacağım" diyor. Kitabı okurken, zihnimde sürekli olarak Dostoyevski’nin Yeraltı Adamı canlandı. Bana göre bu romanı incelerken üzerinde durulması gereken en can alıcı noktalardan biri, Mahcub ile Yeraltı Adamı arasındaki o sarsıcı benzerlik. Bu iki karakteri yan yana koyduğumuzda, ikisinin de aslında aynı karanlık kuyudan beslendiğini görüyoruz. Her iki kitabı da okumuş olanlar ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaktır. İkisi de acımasız derecede dürüst bir bilince sahip. Dünyanın, toplumun ve insanların ikiyüzlülüğünü, sahteliğini çıplak gözle görebiliyorlar ve bundan tiksiniyorlar. Topluma ait olamama, dışlanmışlık ve bunun getirdiği o yoğun aşağılık kompleksi, her ikisinde de zamanla devasa bir ego ve kibir patlamasına dönüşüyor. "Siz hepiniz sahtesiniz, öyleyse ben sizden daha
Edebiyat
Kahire ModernNecib Mahfuz · Kırmızı Kedi Yayınları · 2021402 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2026 25. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 17:56
​"Biz" demenin zorunlu, "Ben" demenin suç olduğu bir dünya... Uzun zamandır listemde olan EGO, hem yazarla ilk tanışma kitabım oldu hem de diğer kitaplarını hemen listemin üst sıralarına taşımamı sağladı. ​Distopik eserleri çok severim ama Ego’nun bendeki yeri bir başka oldu. Kitap 1937 yılında yazılmış. Şöyle bir durup düşününce; türün en popüler, en bilinen örneklerinin birçoğundan önce kaleme alınmış. Tarzının öncülerinden biri olduğunu bilmek, okurken aldığım keyfi ve kitaba olan saygımı fazlasıyla artırdı ​Konusu o kadar vurucu ki... Tamamen kontrol altında, neredeyse nefes almanın bile kurallara bağlandığı, her şeyin yasak olduğu bir gelecek düşünün. Ama en korkuncu: "Ben" kavramı tamamen yok edilmiş. İnsanlar kendilerinden bahsederken bile sadece kolektif bir "Biz" diyebiliyor. İşte böyle bir toplumun içinde, sadece içinden de olsa soru sormaya, sorgulamaya cesaret edebilen tek bir kişinin hikayesini okuyoruz. ​Yazarın o kadar akıcı ve sürükleyici bir dili var ki, elimden bırakamadım ve bir günde su gibi akıp gitti. Eğer benim gibi distopya türünü seviyorsanız ve bu zamana kadar gözünüzden kaçtıysa, "Ben bunu nasıl atlamışım!" diyeceğinize eminim EGO Ayn Rand Pegasus Yayınları 1. Baskı, Kasım 2021 114 syf. ️29.05.2026 - 29.05.2026 Mersin 2026/25 #ego #anthem #aynrand #pegasusyayınları #distopia Pegasus Yayınları @aynrandorg
EgoAyn Rand · Pegasus Yayınları · 20211,953 okunma