Eh devlet adamlığı da zaten sır saklamayı gerektirirdi.
İnsandan ne olsa isteyebilirsiniz. Ona servet sahibi olmasını, sevmesini, gaddarlaşmasını, cinayet işlemesini kendini feda etmesini söyleyebilirsiniz. Ama özsaygıya sahip olmasını istemeyin ondan. Hemen sizden nefret etmeye başlar. Eh, en iyisini onlar bilir. Herhalde kendilerine göre nedenleri vardır. Tabii sizden nefret ettiklerini söylemezler. Sizin onlardan nefret ettiğinizi söylerler.
Sayfa 446·Kitabı okuyor
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“Eh,korsanlar kalmadı ama sanırım korsanlık dürtüsü hiç dinmedi.” “Nasıl yani?” “Vermeden almak.Çaba harcamadan zengin olmak.”
Alıntı
"Daisy iç geçirdi. "Biliyorum başıma bela gerçekten. Sıcak nevalliyim ben." Kaşlarını kaldırdı. "Sıcak nevale mi?" Daisy başını onaylarcasına salladı. "Evet soğuk nevale lafını duymuşsundur. Duyduğunu varsayıyorum, sözlüklük tanımının yanına senin fotoğrafını koymalılar. Eh işte ben de sıcak nevalliyim. Ne yapayım elimde değil. Yüzüm böyle. İnsanlar bana sürekli yol soruyor. Nereye gittiğimden emin göründüğümden falan değil, cana yakın durduğum için.""
Sayfa 28 - Olimpos·Kitabı okudu
Ayaşlı'ya göre bir memur da pazarda bir dükkancı gibidir.Rüşvet alıyorsa, eh o da geçinecek... Bir memur rüşvet alır da işi yapmazsa, bu, bir bakkalın parayı alıp malı vermemesi gibidir.Gözünü açmalı, malı kaptırmamalı... Bir iş için başka biri çıkar da daha fazla verirse, eh hakkıdır. Sen daha çok vereydin.
Tip...
* 1937, 1959, 1963 ve diğer bir sürü tezgahtan geçtikten sonra baktık ki, Türkiye’de ‘eh’ bir sol parti, yani İşçi Partisi kurulmuş. Tüzüğünü okudum. O zamana göre zararsız buldum ve partiye girdim. Partinin genel merkezi o vakit İstanbul’daydı. Partiye ge­ lince, hiç yadırgamadım. Genel başkanı, daha talebeliğimden be­ri hürmet ettiğim, Zincirli Hürriyet dergisinin sahibi, devletler hukuku doçenti M. Ali Aybar’dı. İdareciler de Behice Boran, Sadun Aren ve diğer tanıdık arkadaşlardı. Parti bir enstitü gibiydi. Üyelerimizi eğitiyorduk. Haftanın sayılı günlerinde çeşitli konu­larda seminerler düzenliyorduk. Ben ‘Kürt sorunu’nu üstlenmiş­tim. Verdiğim seminerler, hocalarımız M. Ali Aybar, Behice Boran ve diğer arkadaşlarca beğeniliyordu. 209-210
Sayfa 209·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı