“Yazmak intihar etmenin en kanuni biçimi”
10/10
·125 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 13:30
Muhteşem. Aslında diyebileceğim başka hiçbir şey yok. Yine de bu tanım etrafında dönen birkaç kelam daha edeceğim. Sert, sarsıcı, rahatsız edici metinleri sevenlerin (mesela Hakan Günday, Chuck Palahniuk okuyanların) kesinlikle keşfettiğine eminim, ben biraz geç kaldım. Aslında yazarın Nü Peride’sini uzun yıllar önce okumuş ve çok beğenmiştim. Listemde bu kitabı epeydir beklemekteydi. Ne yazsa okurum, her kitabını alırım dediğim yazarlar arasına girdi kendisi. Kitapta eğer son okuma sırasında gözden kaçmadıysa tekrar eden bir bölüm var, o biraz rahatsız etti, bilinçli tercih de olabilir emin olamadım. Eksik Parça Yayınları’nın kaliteli bir baskısıydı, ayraçlı, kalın kâğıtlı. Artık bu kalitede kitaplar basılmıyor tasarruf derdinden. Konusuyla, anlatımıyla, cesur ve keskin diliyle nefis bir roman. Kısacık, hemen bitiyor, bitmesin dedirtiyor. Bir de bana Kaybedenler Kulübü’nü feci anımsattı, bağlantı var mı bilmiyorum, sadece kahramanın radyocu olması sebebiyle öyle hissetmiş de olabilirim. Rus jiletlerine itibar etmeden okuyunuz :) 
Edebiyat & Roman
Varlık ve PiçlikHakan Akdoğan · Eksik Parça Yayınları · 2019219 okunma
3/10
·280 syf.··
2026 60. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 00:00
Selamlar! Haftanın son gününde cumaya hiç yakışmayacak bir seri kitap devamı ile geldim! Kusursuzca Kusurlu serisi 4 Ve en baştan anlaşalım serinin ilk 3 kitabını okuyanlar için yüksek hayal kırıklığı taşıyor kendisi! Şimdi efenim; hayatı boyunca büyük bir mafya imparatorluğu olan La Cosa Nostra'nın içinde büyüyen Isabella, kendisini çocukken kurtaran Luca’ya takıntılı derece aşıktır. Burada parantez açalım Isabella olayı yaşadığında 6 yaşlarındadır! Neyse; Ailenin dedesi ölmeden önce, ailenin ve bölgenin güvenliğini sağlamak amacıyla Isabella ile Luca'nın evlenmesini vasiyet eder. Ve tabi Isabella bunu büyük bir memnuniyetle kabul eder. Ama Isabella 19 yaşında; Luca ise kendisini aldatan karısından henüz boşanmakta olup bir de kız çocuğuna sahiptir! Olaylar, olaylar! Luca mecburen Isabella ile evlenir ama ona asla dokunmaz, dokunamaz! Bizim genç kızımız ise karanlık tutkularını ona sergilemekten ve sürekli etkilemeye çalışmaktan dahası sınırları zorlamaktan geri durmaz… Kitap devam ederken Luca’nın geçirdiği kaza ve yaşadığı hafıza kaybı ile ortalık bir anda karışır! Güç savaşlarının dengeleri bozacağı korkusu içinde Isabella tüm kurnazlığı ve zekası ile sahnededir! Gelelim hayal kırıklığı yaşatan kısma: Dark romance seviyorsanız sizi doyurur bir kurgu fakat konu mafya mevzuları olunca biz kitapta biraz heyecan ararız ki bir yerden sonra özellikle her sayfada başka bir yatak sahnesi ile baş başa kalıyoruz.. Dolayısı ile yaş farkı, zoraki evlilik, yalanlar ve sırlarla çevrili romanı çok da bir neticeye bağlamadan bitirdik. Tavsiye eder miyim? Okumasanız da olur.. Ama benim gibi seride eksik parça kalmasın derseniz mecburen okursunuz!
Harabe SırlarNeva Altaj · Artemis Yayınları · 20241,519 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Spoiler içermez.
8/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
Şermin Yaşar'dan okuduğum ilk kitaptı bu ama anlatış biçimini, hikayesini ve stilini çok sevdim. Anlatım dili sade ve anlaşılırdı. Başlarda bi anlayamadım ama bu anlatış stili ile ilgiliydi sonrasında birkaç sayfa daha okuyunca aktı gitti. Kitabın konusuna değinirsek; kalabalık bir ailenin bağlarına, her bir bireyin hayat hikayesine değiniyor kitap. Aslında her birimizin de hayatından parça parça izler taşıyor bu hikayeler bence. Roman birçok bireyin ağzından anlatılıyor, herkesten bir parça alıyorsunuz. Ana kahramanız, Ethem. Kitabın sonu öyle vurucu bitiyor ki başındaki ithafı sona geldiğinizde çok daha iyi anlıyorsunuz. Gerisini okuyarak öğrenmenizi tavsiye ediyorum bu yüzden kısaca anlatıp burada bitiriyorum... Kitabı okurken kendimi bir aile meclisinin ortasında oturuyormuş gibi hissettim. Herkes konuşuyor, herkes kendi hikâyesini anlatıyor ama kimse gerçeğin tamamını bilmiyor. Bir tek siz biliyorsunuz ama sizin bildiğiniz bile yarım. Kitap ilerledikçe fark ettim ki aslında anlatılan şey yalnızca bir ailenin hikâyesi değil; sırların, suskunlukların ve yıllarca kitaptaki karakterler gibi bizim de içimizde taşıdığımız yüklerin hikâyesi. Kitabın en etkileyici yanı, karakterlerin tek bir bakış açısından değil, kendi sesleriyle konuşması oldu benim için. Her bölümde farklı bir karakterin gözünden olaylara bakarken, ilk başta doğru bildiğim birçok şeyin aslında eksik olduğunu gördüm. Bir karaktere kızarken birkaç sayfa sonra ona hak vermeye başladım. Bu durum romanı yalnızca bir aile dramı olmaktan çıkarıp insan psikolojisini sorgulatan bir anlatıya dönüştürüyor. Kitap bana bazen insanların birbirlerine söyledikleri yalanlardan çok, söylemedikleri gerçeklerin zarar verdiğini düşündürdü. Bir aile içinde yıllarca konuşulmayan meselelerin nasıl nesilden nesle
1000Kitap
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,3bin okunma
Puan vermedi·218 syf.·
2026 26. kitabı
Friedrich Hölderlin’in 1797-1799 yılları arasında kaleme aldığı bu mektup romanı okurken aklınızda tutmanız gereken tek bir bilgi var: Yazar, otuz yaşında aklını yitirdi ve geri kalan otuz altı yılını Tübingen’de bir kulede, başkalarının verdiği isimleri reddederek, “Scardanelli” diye imzaladığı şiirler yazarak geçirdi. Hyperion, bu çöküşten önce yazılmış son sağlam eserdir. Yani bir bakıma, bir adamın aklının raydan çıkmadan önceki son nefesidir; ve bu nefes, Alman edebiyatının en lirik metinlerinden birini üretmiştir. Hikâye basittir; ama hikâye zaten asıl mesele değildir. Genç bir Yunan olan Hyperion, dostu Bellarmin’e mektuplar yazar; bu mektuplarda Osmanlı’ya karşı verilen 1770 Mora İsyanı’na katılışını, sevdiği kadın Diotima’yı, savaşın hayal kırıklığını, Diotima’nın ölümünü ve ardından dönüştüğü mahzun bilgeliği anlatır. Roman boyunca üç çatışma iç içe geçer: Antik Yunan’ın yüceliği ile modern çürümüşlük arasında, aşk ile yalnızlık arasında, doğanın bütünlüğü ile insanın parçalanmışlığı arasında. Hölderlin’in iddiası şudur: Modern insan kendinden, doğadan ve bütünden koparılmıştır. Çağdaş Avrupa’da gördüğü tek şey; hesap kitap, makine ve ruhsuz disiplindir. Antik Yunan’a duyduğu özlem ise nostalji değil, eleştiridir; geçmişi yüceltirken aslında bugünü teşhir eder. Romandaki Almanları anlattığı meşhur bölüm — “Almanlar arasında zanaatkâr görürsün, ama insan göremezsin.” — bu coğrafyada yaşayan herkesin tanıdığı bir tabloyu çağırır: Meslek var, kariyer var, unvan var; insan eksiktir. Hölderlin’in sanayi devriminin daha bebeklik döneminde gördüğünü, biz iki yüz yıl sonra hâlâ tartışıyoruz. Diotima karakteri ise romanın hem en büyülü hem de en kırılgan tarafıdır. Hölderlin’in gerçek hayattaki aşkı Susette Gontard’ın romandaki suretidir; bu yüzden Diotima, bir
Hyperion ya da Yunanistan'da Bir YalnızFriedrich Hölderlin · Adam Yayınları · 1987429 okunma
8/10
·336 syf.··
2026 163. kitabı
Kılıf #okudumbitti Masal’ın derdi yalnızca geçmişle değil; geçmişin bugüne sızan gölgesiyle… Çocukluktan kalan o eksik parça, terk edilme korkusu, “güvende olayım da nasıl olursa olsun” diye kurulan seçimler… Hepsi birikip insanın üstüne giydiği görünmez bir kabuk haline geliyor. Masal’ın yıllardır tuttuğu evlilik, dışarıdan bakınca “düzen” gibi dururken; içeride bambaşka bir yalnızlığın sesi var. Ne dramatize ediyor, ne de okura “şöyle düşün” diye zorla bir yerden tutuyor. O “kılıf” fikri o kadar yerli yerine oturuyor ki, bir süre sonra insan ister istemez kendi hayatındaki kılıfları yokluyor… Neyi korumak için saklıyorum? Neyi sakladıkça büyütüyorum? diye. Ve sonra o röportaj… Hikâyenin yönünü değiştiren şey aslında bir olaydan çok, bir kapı aralığı gibi. Geçmiş bir anda geri dönünce, herkesin zamanı başka türlü akmaya başlıyor. Kırgınlıkların, pişmanlıkların, yarım kalmış cümlelerin “bitmediğini” ama bitirilebileceğini görmek; kitabın duygusunu daha da yoğunlaştırdı. Yazardan okuduğum ilk kitaptı. Kalemi çok içten, çok akıcı ve duyguyu sahici kuruyor. Karakterlerin kusurları var; bu da onları daha gerçek yapıyor. Bazı anlarda Masal’a kızdım, bazı anlarda sarılıp “tamam” demek istedim… İyileşmek bazen “kopup gitmek” değil; kökünü görüp, orayı onarmayı seçmek. Eğer siz de “ben aslında neyin arkasına saklanıyorum?” sorusunu kendinize sormaya hazırsanız, Kılıf tam zamanında bir okuma olabilir. @emeloda @mumkunkitap #kılıf #bookstagramturkey #kitapkolikkafasikitapyorumu #reklamdeğilöneri
KılıfEmel Şimşir · Mümkün Kitap · 20269 okunma
10/10
·130 syf.··
Beğendi
·
2026 140. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 00:00
"BİRBEN" "Hayat sen planlar yaparken yaşadıklarındır. Bir sahil kasabasında, sessizce huzur içinde yaşamak istiyordu. Bu mümkün olmadı. Hayatının geri kalanını huzurevinde, her şeyi zamanla unutarak yaşadı..." Hayatını hep kendi ayakları üzerinde kurmuş, kimseye yük olmamaya çalışmış bir kadın… Sevmiş, susmuş, vazgeçmiş… Ama hiç dağılmamış. Şimdi ise en zoruyla karşı karşıya: unutmakla. İnsan en çok neyi kaybetmekten korkar? Sevdiklerini mi, kendini mi, yoksa hatıralarını mı? Unutmadan önce hatırlamaya çalışan bir kadının iç döküşü bu kitap. Eksik kalmış hayaller, ertelenmiş sözler, içe atılmış duygular… Satır aralarında kaybolurken fark ediyoruz: Bu sadece bir kadının hikâyesi değil, sessizce direnen herkesin hikâyesi. Hayallerimiz zamanla unutulur, evet. Ama bilinçaltımızın bir köşesinde öyle bir lüksleri vardır ki: yıllar sonra, en ummadığımız anda yeniden karşımıza dikiliverirler. Birben, daha küçük bir çocukken babasıyla izlediği Çaykovski’nin Kuğu Gölü balesiyle tanışır. Beyaz bir tül etek, ışık içinde süzülen bir beden… "Ben de balerin olacağım" der. Ama muhafazakâr annesi izin vermez. Tutkusu daha yeşermeden ellerinden alınır. Yüreğine düşen o ateş, sönmeyi değil, başka bir bedende vücut bulmayı bekleyecektir. Farklı dünyalara ait bir anne ve babanın kızı olarak büyümek zaten kolay değildir. Birben için zorluklar daha çocukken başlar. Yirmi iki yaşında, tanımadığı bir adamla görücü usulü evlendirilir. Meğer kocası alkoliktir. Şiddet, eziyet, çaresizlik… İşte tam bu noktada Birben, hayatında ilk kez kendi kararını verir: boşanır. Oğlunu alır ve yepyeni bir hayata adım atar. Kendi yapamadığı balerinliği, oğlunun balet olarak dünyaca ünlenmesiyle izler. Gururla, sessizce, içi titreyerek… Çünkü bazı hayaller bizim bedenimizde yeşermese de evlatlarımızda açan
Edebiyat
BirbenMeral Akman · Octopus Yayınevi · 202620 okunma