Doktor, ceketsiz sırtında, Hisarlı gecesinin kuru ve sert ayazını duymaya başlamıştı. Şimdi yıldızlar daha yüksek, daha parlaktı, akasya dalları hafifçe hırçınlaşmıştı ve doktor, arkasına vişneçürüğü yünden örülme bir kazak giymiş olmayı istiyordu. Vişneçürüğü bir kazak.Bu, karısının, evlenmelerinden önceki ilk hediyesi idi. Bir kahvede vermişti. Kıştı, dışarda kar yağıyordu. Doktor, hemen oracıkta, o kalabalık kahvede giymişti kazağı. Memnunluğun en sarıcı terkibi: gurur ve güven. Bu kazakla kutuplara bile gidilebilirdi; sadece bu kazakla.Eksilen veya kaybolan neydi?Doktor zonklayan kafasını zorluyor, fakat eksilen veya kaybolan bir şey bulamıyordu. Gözlerini yaşla dolduran bir ferahlıkla, yeniden doğuşu mümkün gördü:Bütün suç Hisarlı'da olamazdı; çünkü Hisarlı kulüpten ibaret değildi. İlk günlerde, doktor, her şey kulüpteki atmosfere uygundur zannediyordu. Buna sebep, muhakkak ki, aldanma ihtiyacıydı. Bu ihtiyaçla, bu atmosferde erimiyenleri fark etmek istememişti.
"Yıllar önce başıma gelen bir şey beni eksiltmiş, neredeyse hiç acı çekmeyen, işini yapan ve alt tarafı birkaç saniyeliğine o eski günlerdeki canlı genç kadına dönüşen bir robot haline getirmişti."
Susuzluğumu hayattayken dindirecek kadar cömerdim ben
Öğreneceksin yarın öldüğümüz zaman hangimizin çok
susamış olduğunu
Görüyorum ki malına kıymayan bir cimrinin mezarıyla
Zevküsefaya düşkün bir müsrifin mezarı aynı
İkisinin de mezarı üzerinde birer toprak yığını var
Ve üst üste dizilmiş sert ve geniş düz taşlar
Görüyorum ki yüce gönüllü insanları seçiyor ölüm
Tamahkar pintilerin ise en has mallarını
Görüyorum ki her gece eksilen bir hazinedir hayat
Ve tükenecektir er geç zamanın eksilttikleri
Bir kum saatiyim, düşen her taneyle eksilen,
Gözyaşı gibi süzülür zaman elimden.
Biriktirdikçe yok oluyor her an,
Ne kadar tutarsam o kadar kayıp aslında.
.
Sen bendeyken zaman bile suskundur,
Şimdi her saniye bağırıyor yokluğunu.
Tersine çevirsem her şeyi, yeniden başlar mı?
Yoksa son damlada sen de biter misin?