Elan

Elan
@elankarakut
İnsanlar ikiye ayrılır : Bu kitabı okuyanlar ve okumayanlar
10/10
·975 syf.··
2025 4. kitabı
·
50 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2025 23:49
Ayn Rand’ın "Hayatın Kaynağı" adlı eseri, bireyin kendi potansiyelini gerçekleştirme arzusunu, hiçbir dış etkiyle kirlenmeyen bir idealizmle betimlemiş. Benim gözümde bu özelliğiyle kitap; yalnızca bir roman değil, adeta bir manifesto niteliğinde. Bireyin, toplumun homojenleştirici baskısına karşı kendi içinden yükselen ateşle var olma çabasının edebi hali diyebiliriz bir nevi. Kitabın merkezinde yer alan mimar Howard Roark, bir karakter olmaktan çok öte, başlı başına bir felsefeyi simgeliyor. Onun varlığı, tıpkı inşa ettiği yapılar gibi; sıradanlığa, geleneğe ve başkalarının onayına dayalı bir hayata karşı meydan okuyan, yalın ama sert dikey bir çizgi. Roark, bireyin kutsallığını simgelerken, onun karşıt karakteri olan Peter Keating ise toplumsal onayın gölgesinde solan bir figür olarak işlenmiş. Keating’in yükselişi, başkalarının beklentileriyle şekillenen bir boşlukta gerçekleşirken, Roark’ın düşüşleri kendi iç yasalarına sadık kalmanın bedeli. Ancak Rand, bu bedeli bir lütuf gibi işliyor; çünkü Rand'a göre özden ödün vermek, bir insanın kendi mimarisini yıkması demektir. Bu da hayatta insanın başına gelebilecek en kötü şeydir. Roman tüm diğer karakterleriyle de ayrı bir hikaye anlatıyor bize. Kitabı bu kadar beğenmemde bu geniş karakter işlemesinin de çok etkisi oldu. Peter'ın annesinin boğucu bir çeper gibi etrafı saran sevgisi, Katie'nin masumiyeti ve kırılganlığı, Toohey'in kalabalıklar üzerindeki şekilsiz ama güçlü gölgesi, Gail Wynand ve nicesi...hepsinin altında yatan ayrı bir düşünce vardı ve bu karakterlerin roman boyu çizgisinden sapmayıp sayfalar boyu aynı fikri temsil edişi çok başarılıydı. Karakterlerin görüşlerini savunurken karşılıklı konuşmalarını soluksuz okudum resmen. Toohey'in Peter ile yaptığı konuşmalar, Roark'ın Peter ile konuşmaları ve
Felsefe
Hayatın KaynağıAyn Rand · Plato Film Yayınları · 20133,731 okunma
Reklam
Beni kör kuyularda...
9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2022 5. kitabı
''İnsanlardaki seyir merakı, bu merakın doğurduğu acımasızlık, habire dönen karanlık bir çark, çarkın öğüttüğü insanlar, yarım kalmış sevdalar ve parçalanmış hikayeler...'' Hasan Ali Toptaş'ın acı kaleminden dökülen bu buruk hikaye, şu ana kadar okuduklarım arasında yazarın en sevdiğim kitabı oldu. Olay örgüsü, anlatım gücü ve betimlemelerin zenginliğiyle birlikte acı bir tebessümle okudum her sayfasını. Okurken de kendimi insanların iç dünyalarına, acımasızlığına o kadar yakın hissettim, kitabın o kadar içine girdim ki, bir an çıkıp olaylara müdahale etmek istedim. Olay örgüsü, gerçek dışı harika bir kurgu ve bir o kadar da hayatın tam içinden bir kesit gibi sunulmuştu bize yazar tarafından. Hasan Ali Toptaş'ın zaten kendine özgü apayrı bir yazım dili vardır. Adeta imzasını bırakır yazdığı kitaplara. Öyle ki tek bir sayfasını okuyarak bile onun yazıp yazmadığını anlayabilirsiniz. Bu kitapta da kelimeler adeta bir müzik parçasının notaları gibi birbiri ardına eklenip giderek büyüyerek çok net betimlemeler çıkarmıştı ortaya. Bu sebepledir ki olay ve mantıksallığı bir anda bir kenara bırakıp kitabın çok derinlerine dalarak kendinizi gerçekten çaresiz ve kör kuyularda hissedebiliyorsunuz. Kişi betimlemeleri de kitapta bayılarak okuduğum bölümler arasındaydı. Tek bir kişi üzerinden, mantık dışı betimlemelerle, bir o kadar hayata dair ve toplumun bir kesimini betimlercesine yapılmıştı ki bir solukta okunuyor, okurken eşsiz bir zevk veriyor ve bittiğindeyse gözünüzün önünde bir resim çizmiş oluyordu yazar. Bunu yaparken de kelimelerin melodisinden yararlanıyor ve her anlamda bir sanat yapıtı koymuş oluyordu ortaya. Kesinlikle tekrardan okuyacağım kitaplar arasında yer alan bu kitabı herkese tavsiye etmek isterdim fakat herkese hitap edebilecek bir kitap olduğunu
Edebiyat
Beni Kör KuyulardaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202011,4bin okunma
9/10
·160 syf.··
2019 1. kitabı
Sabahattin Ali'nin çok sevgili Aliye'sine ve ruhu Filiz'e yazdığı mektuplardan oluşur bu kitap. Sabahattin Ali'nin her kitabını severim fakat bu kitabın apayrı bir yeri vardır bende. Eşi ve kızı onun için o kadar özel ki..Birsürü zorlukla mücadele ederken onları bir an bile aklından çıkarmamıştır. Kitabın bir güzel yanı da mektup formunda olmasıdır. Yer yer resimler de vardır gerçekliğini size büsbütün hissettiren. Okurken o yaşanmışlık, Sabahattin Ali'nin ince ruhlu sevgisi içini ısıtır insanın. Sabahattin Ali ile tanışmak için güzel bir kitap bence. Benim gibi hayatını zaten ezbere biliyorsanız da apayrı bir tadı var tabii :) "Resmine bakmaya doyamıyorum. Her gece başucumda duruyor, ona bakarak uyuyorum. Ben dünyada bu kadar güzel gülen, güldüğü zaman bu kadar güzel olan insan görmedim." "Bana böyle şeyler yazma sonra ben sana deli gibi aşık olurum. Mektubundaki 'Beni istediğim kadar sevmezsen ölürüm' cümlesini belki bin defa okudum seni isteyebileceğinden çok seveceğim" "Etrafın seni sıktığı zaman kitap oku… Ben şimdiye kadar her şeyden çok kitaplarımı severdim. Bundan sonra her şeyden çok seni seveceğim ve kitapları beraber seveceğiz." ""Gözlerimi kapadığım zaman senin hayalini görüyorum" diyorsun. Ah Aliye, ben gözlerim açıkken bile hep seni görüyorum." ... Bu ince ruhun sevgi dolu satırları alıntılamakla bitmez. En iyisi mi siz alıp bir an önce okuyun. Keyifli zamanlar dilerim :) Sabahattin Ali , Canım Aliye, Ruhum Filiz
Edebiyat
Canım Aliye, Ruhum FilizSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202031,5bin okunma
8/10
·80 syf.··
2019 20. kitabı
"İnsan tüm varlığıyla içinde barındırdığı iyiye yönelik ne varsa tüm duygularını bir anda, 24 saatte kaybedebilir ya da önceden yaşamadığı, yapamadığı ne varsa 24 saatte bunları gerçekleştirebilir." Harika bir Stefan Zweig kitabı. Hatta en beğendiğim Stefan Zweig kitabı diyebilirim. Kitap, orta yaş üstü bir kadının kendinden yaşça küçük bir kadına kendi başından geçen, ağırlığını üstünden atamadığı 24 saati anlatmasını anlatıyor. Kitap boyunca bu kadının kumar bağımlısı bir gence olan yardımını, onu o tutkudan kurtarma çabasını okuyoruz. Özellikle karakterimizin bu kumar bağımlısı genci ilk gördüğü zamanlardaki betimlemeleri kafanızda çok güzel bir resim yaratıyor. Hem film izliyor hem kitap okuyor hissine kapılıyorsunuz. "Yeryüzündeki hiçbir şey bir insanın çaresizliğini, kendisinden böyle tamamen vazgeçtiğini, canlı bir ölü haline geldiğini bu hareketsizlik kadar sarsıcı bir şekilde ifade edemez." demiş yazarımız. Zaman zaman kitap bize gencin içindeki bu bağımlılıktan sıyrılıp dünyaya döndüğünü hissettirse de işler görüldüğü gibi olmuyor. Minnettarlık duygusu bağımlılık derecesinde bir tutkuyu yenemiyor anlayacağınız. Yazarımız bu durumu "Minnettarlık, insanlarda bu duyguyu görmek çok enderdir ve özellikle en çok minnet duyan insanlar bu minnetlerini ifade edemezler." sözüye dile getirmekte. Kitabın diline bakacak olursak, Stefan Zweig'ın her zamanki gibi insanın iç dünyasına yönelik betimlemeleri harika. Özellikle kumar masasındaki insanların ellerine bakarak onların duygularını okura aktardığı bölümler gerçekten çok usta bir yazar olduğunu tekrardan hatırlatıyor bize. Kısa bir kitap zaten olayın içine girince bırakamayacak bir okuyuşta bitireceksiniz. Kitabı bitirdiğimde derin bir üzüntü bırakmıştı içimde. Üstünden çok zaman geçti hala unutamadım. Stefan Zweig ,
Edebiyat
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört SaatStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150,9bin okunma
8/10
·196 syf.··
2019 46. kitabı
·
Herkese merhaba :) Zülfü Livaneli'nin en sevdiğim kitaplarından biridir Son Ada. Son Ada bir ütopya; kötülük denen varlığın bulunmadığı, tüm insanların güler yüzle birbirlerini karşıladıkları, hayvanlarının bile insanlarla dost olduğu bir ada. Fakat adaya gelen darbeci eski bir başkan insanların akıllarını uyuşturarak bu adanın tüm güzelliğini bozuyor. Yazarımız da bunu hem gerçekçi hem de çok acıklı bir dille sayfa sayfa aktarmış bize. Zaten bilirsiniz Zülfü Livaneli dili çok akıcıdır. Kitabını elinize aldığınızda bırakmanız pek kolay olmaz. Bu kitap da kesinlikle öyle. Bir adanın güzelliğinin yitip gidişini, hayvanların bile ortada güzellik kalmayınca insanlara nasıl düşman olduğunu sayfa sayfa okuyacak ve aynı zamanda yaşayacaksınız. Kitap bittiğinde ise doğaya ve dünyaya bakışınız değişecek. Şiddetle tavsiye ediyor, keyifli okumalar diliyorum. Zülfü Livaneli , Son Ada
Edebiyat
Son AdaZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201362,1bin okunma
Reklam