Fakat hiç ağlamıyordu. Ağlamak, uğradığımız felaketlere karşı vücudumuzdaki son kuvvet kalıntılarının bir feryadıdır. Ağlayamadığımız zamanlar bizde o iktidarın da mahvolduğu vakitlerdir ki onun yerine geçen dokunaklı bir sükûnet en şiddetli elem gözyaşından daha gönül yakıcıdır.
"İnsan ezelde, yani bezm-i elestte Allah'ın huzurunda idi. Sonra bu dünyaya gönderildi, işte bu, ayrılıkların en büyüğüdür. Asıl vatanından, ait olduğu yerden, Rabbinden ayrılan insan ayrılık acısı ve elem çekmektedir. Ama çektiği özlemi başka şeylere yorar da bu dünyadaki şeylerle yetinmeye çalışır. İmanlı da olsa imansız da olsa, insanın içindeki o gizli sıkıntının sebebi Rabbinden ayrı oluşudur."
Hiç aşktan başka bir şey, söz incisini harcamıya değer mi?
Bin kere tekrarlandı dersen, derim ki: Bezme ölümsüzlük şarabından.
Âlem, tümden aşk derdinden, uzlaşma derdinden ibâret; bundan başkası keder, elem ve yomsuzluk.
Bu yolu anladınsa, yoluna, yol yitirmiş hırsız çıkmaz. Bu, söz derdidir; açığa vurulamaz; daha da neler var; anlatamam ki.
insan eğer ubudiyet yoluna giderse bütün lezzet, nimet, kemalât nevilerinin bir kısımlarına mazhar olmaya şâyandır.
Ve keza eğer enaniyet yolunu takip ederse çeşit çeşit elem ve azaplara da mahal olmaya müstahaktır.