Arap topraklarında Sufilere karşı yapılan en ateşli suçlamalar Muhammed ibn Abdü’l-Vahhab’ın (ö. 1792) yazılarında bulunur. Onun takipçileri kendilerine Muvahhidun (tevhidciler) derler ve Allah’ın birliğinden şüphe edilemeyeceğini vaaz ederler. Ancak muhalif çağdaşları onlara hareketin kurucusunun isminden hareketle Vehbabiler demiştir. Muhammed Abdü’l Vahhab, İbn Teymiye ve Birgili Mehmed ile çağdaşlarının çoğunun benimsediği İslam’ın doğru yoldan sapmış olduğu düşüncesini paylaşıyor ve bundan dolayı derin bir elem duyuyordu. Her üçü de Müslüman olmanın ne demek olduğunun cemaatteki herkes için net olduğunu düşündükleri Hz. Muhammed ve sahabeleri dönemine büyük bir özlem duyuyorlardı. Kendi dönemlerinin aksine, o zamanlar müminler topluluğunda herhangi bir sapkınlık olduğuna dair bir emare yoktu. Her üçü için de bu idealize edilmiş geçmişe dönüş Müslümanların geleceğini teminat altına alacaktı. Arapçada atalar için kullanılan sözcük salaf (Tr. selef) idi, bu nedenle ilk Müslüman cemaatin uygulamalarına dönüş hareketi 19. yüzyılda Selefiye olarak adlandırıldı.
Sayfa 136
Bilmem.
"Aşk için hiçbir elem beyinde değildir!"
Sayfa 27·Kitabı okuyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Peygamber Efendimiz için yazdığı bir şiirinde O'nu cihanı aydınlatan bir aya bezetir ve mahşer gününde günahkârların imdadına yetişerek ihsan edeceği büyük şefaati hatırlatır: Eflâki kıldı pür-ziyâ Mâh-1 Resûl-i kibriyâ Okunsa yer yer yeridür Na'at-1 Resûl-i müctebâ Dillerde kalmasa elem Olsa gönülden gam cüdâ Mâh-t rebía irmişiz Sâg u selâmet Fârisâ Âsilere mesned olur Ol şâh-1 dîn rûz-1 cezâ Ana salât ü hem selâm Kıldı bize bunca atâ
Bu elem sanki onları yaklaştırıyordu. Hasılı kalbi hep onunla doluydu...
Edebiyat
Cam parçalarını elmasa, gölgeyi güneşe tercih ettiğimiz sürece, 'emanete hıyanet' etmiş, akılsızca bir yatırıma girişmiş oluyor; bittiği anda şu dünyada bile elem veren fani zevkleri ebedî bir hayata tercih ediyorduk.Aklımız başımızda olduğu halde giriştiğimiz bu akılsızlığa ve hıyanete münasip bir ceza göreceğimiz de muhakkaktı.
Sayfa 67
Alıntı
.......... KALDI
1 Bahârun lâle-zârı gitdi dilde kûh-ı gam kaldı Mahabbet gülşeninden sînede dâğ-ı elem kaldı 2 Kızarup yüzüni zer gibi esbâb-ı ma'iyyetden Disen hâlüne rahm eyler ne bir ehl-i kerem kaldı 3 Sarây u mâlına meyl eyleme dünyâ-yı kattâlun Cihânun hâˇcesi ey dil ne şâh-ı muhterem kaldı 4 Nice bu 'âşık-ı şeydâ mahabbet eylesün cândan Vefâsı gitdi sengîn-dillerün cevr ü sitem kaldı 5 Yiridür pâdişâh-ı kişver-i 'aşk olsa 'âlemde Nigârun kûyı iti diyü Sebzî’ye 'alem kaldı 6 Mahabbetden bu oldı hâsılum her serv-i gül-rûya Gönülde hasret u çeşm-i cihân-bînümde nem kaldı 7 Süre gör devrini câm-ı safânuñ fursat eldeyken Dilâ İskender’ün câmı ne devrân içre Cem kaldı