Zevâl‑i lezzet elem olduğu gibi, zevâl‑i elem dahi lezzettir. Evet herkes geçmiş lezzetli, safâlı günlerini düşünse, teessüf ve tahassür elem‑i manevîsini hissedip “ Eyvâh! ” der ve geçmiş musîbetli elemli günlerini tahattur etse, zevâlinden bir manevî lezzet hisseder ki, “ Elhamdülillâh şükür, o belâ sevâbını bıraktı gitti ” der, ferâhla teneffüs eder. Demek bir saat muvakkat elem, zevâliyle rûhta bir manevî lezzet bırakır ve lezzetli saat, bil'akis elem bırakır.
Ah, bu eşek anırışları! Dünyada bundan yanık, bundan elemli bir ses daha bilir misiniz? Sustukları vakit de, tavırları, bu feryatlardan daha az hazin değildir.
Reklam
Sessiz Gemi..
Artık demir almak günü gelmişse zamandan, Meçhûle giden bir gemi kalkar bu limandan. Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol; Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol. Rıhtımda kalanlar bu seyâhatten elemli, Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli. Bîçâre gönüller! Ne giden son gemidir bu! Hicranlı hayatın ne de son mâtemidir bu! Dünyâda sevilmiş ve seven nafile bekler; Bilmez ki giden sevgililer dönmiyecekler. Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden, Bir çok seneler geçti, dönen yok seferinden.
Şiir
On Üçüncü Söz’ün İkinci Makamı
Aynen öyle de geçmiş ve gelecek elemli saatleri -ki hiç ve madum ve yok olmuşlar- şimdi düşünüp sabırsızlık göstermek ve kusurlu nefsini bırakıp Allah’tan şekva etmek gibi “Of,of!” etmek divaneliktir. Eğer sağa sola yani geçmiş ve geleceklere sabır kuvvetini dağıtmazsa ve hazır saate ve güne karşı tutsa tam kâfi gelir. Sıkıntı ondan bire iner.
Envar Neşriyat·Kitabı okudu
Hacı komünist olarak Küba’da bir düş kırıklığım olmadı değil... Biraz buruk, biraz elemli dönüyorum Küba’dan.
Allah hesabına olduğu için mahlukata ettiği muhabbet dahi firaklı, elemli olmuyor. (İman ve Küfür Müv. 124.sh - Risale-i Nur)
Din
Reklam
Reklam